Pişman olmayan bir katili gösterdik

Pişman olmayan bir katili gösterdik

YASEMİN Güneri’yi bir defa ek olarak kutluyorum.
Son haftalarda 2 müthiş haberle gündemi sarstı.
Önce Fenerbahçe Spor Takımı Başkanı Aziz Yıldırım’ın, askerliğini cezaevinde meydana geldiği sırada bedelli olarak yaptığını belgeledi.
Böylelikle Türkiye’de yıllardır devam eden bir yılan hikâyesi bitti.
Bildim bileli Aziz Yıldırım’m askerliğini yapmadığı, düzmece bir çürük raporuyla askerlikten muaf tutulduğu söylenir şayet bu vaziyet hiçbir zaman belgelenemezdi.
Yıldırım’ın askerlik yapıp yapmadığı bir muammaydı.
Yasemin Güneri’nin haberinden ek olarak sonra her birşey meydana çıktı. Aziz Yıldırım 2012 seneye civarı askerliğini yapmamıştı ve 2012 Mart’ında bedelli askerlik yasasından yararlanmıştı. Okumaya devam et “Pişman olmayan bir katili gösterdik”

Ben bunu daima savundum

Ben bunu daima savundum

DÜN bir bölüm okur, sağolsunlar, birçok hatırımı sordular.
Ne yalakalığımız kaldı, ne şerefimiz.
Sebebi ne biliyor musunuz? İmralı’da Öcalan ile BDP’lilerin aralarında geçtiği homurdanarak piyasaya sızan “konuşma notlarına” ehemmiyet vermemem.
Gizlisi saklısı yok, evet ben bunlara ehemmiyet vermiyorum.
Barış sürecini başından beri desteklediğimi söylüyorum esasen.
Ama benimle başkaları, üstelik iktidar partisi aralarında dahi bir farklılık var.
Ben bunu “yıllardır”söylüyorum.
Başbakan Erdoğan, BDP’lilerin elini sıkmazken de söylüyordum bunu, AK Parti iktidar olmadan, Tayyip Erdoğan Başbakan olmadan öncesinde de benzer şeyi tekrarlıyordum. Okumaya devam et “Ben bunu daima savundum”

Welcome to Middle East

Welcome to Middle East

TÜRKİYE’nin gösterişli adamlarından biri aradı geçen gün öğleden ardından.
“Falcı mısın, yoksa bizim bilmediğimiz bir birşeyler mi biliyorsun” diye konuştu “Merhaba” demeden.
Şaşırdım.
“Ne oluyor ki!” dedim.
“Şu an önümde 5 Mayıs bugünü yazdığın içerik duruyor ve yanımdakilerle paylaşıyordum. Aramadan duramadım” diye konuştu.
Ben erken ne yediğimi hatırlamıyorum; 5 Mayıs’ta ne yazmışım nereden bileyim.
Açtım bilgisayarı, girdim yazılara.
5 Mayıs bugünü yazdığım yazının başlığı şu:
“Suriye sınırımız yepyeni pkk bölgesi olacak.”
“Ben o yazıyı 4 Mayıs’ta yazdım. Siz 5 Mayıs’ta okudunuz. Ben bunu kaç defadır yazıyorum ama anlayan yok” dedim.
Ne falcıyım, ne de kimsenin bilmediği şeyleri biliyorum.
Sadece gören 2 gözüm var. Okumaya devam et “Welcome to Middle East”

Bir çekişme üst kısmına çeşitlemeler

Bir çekişme üst kısmına çeşitlemeler

ÖNCEKİ zaman Fethullah Gülen Cemaati yerine Basın Mensupları ve Yazarlar Vakfı aracılığıyla yapılmış olan izah dünün mühim gündemiydi.
Bense konuya girmemeyi seçim ettim.
Bilerek ve isteyerek.
Muhafazakâr camiaların içerisinde uzunca müddetten beri süren bir polemiğin ya da çekişmenin, ilk defa açıkça uç vermesiydi ve bana göre hiçbir sürpriz barındırmıyordu içerisinde.
Kendilerine devlet sözcüsü misyonu biçen yazarlar, esasen uzunca zamandır bu tartışmayı yürütüyorlardı.
Yeni meydana gelen tek birşey, Gülen tarafının ilk defa ”resmi” olarak tanımlanabilecek bir izah yapmasıydı. Okumaya devam et “Bir çekişme üst kısmına çeşitlemeler”

Şafak Pavey

Şafak Pavey

Şafak Pavey, TBMM’de AK Partilileri kızdırınca, Erken yazarı Sevilay Yükselir de Şafak Pavey’e kızmış olmalı ki, onun bir kolunu ve bir bacağını kaybetmesine ne sebeple meydana gelen kazayı gündeme taşıdı.
Twitter’dan, “Şafak Pavey’in kolunu ve bacağını kaybetmesine ne sebeple meydana gelen tren ilçesinde Şafak Pavey bir tanesini kurtarmak istiyorken trenin altına düşmedi. Kocası kendisini ayrıldığı amaçlı kendini trenin altına attı” diye bir birşeyler zırvalamış.
Şafak Pavey’i siz milletvekili olarak tanırsınız belki şayet ben onu çok ek olarak önceden, çocukluğundan itibaren tanırım.
Annesi Ayşe hem bir meslektaşım, hem bir de arkadaşımdır.
Kaderin cilvesidir belki de, Şafak o talihsiz kazayı geçirdiği sırada annesi Ayşe Önal’la Teke Bir’i birlikte hazırlıyorduk. Okumaya devam et “Şafak Pavey”

Ananas yiyenlerin karnı mı ağrıyor

Ananas yiyenlerin karnı mı ağrıyor

Başbakan Erdoğan bir taraftan yasadışı yapılardan, yasadışı yapıların, paralel yapıların “illegal” dinlemelerinden, bu dinlemelerin basına servis edilmesinden haklı olarak her biri benzeri yakıntı etmekte, bunun için karşın tedbir almaya çalışıyor, bunu yapanları suçluyor.
Diğer taraftan basına servis edilen yasadışı dinlemelerde meydana çıkan verilere dayanarak eleştiri inşa ediyor.
Ananas mevzuu da bunlardan biri.
Bu yasadışı dinlemelerden birinde Cemaat’ten birileri, mühim bir işadamına ananas yolladığından laf etmekte.
Başbakan da “Ananas mevzusundan niye huzursuz değilsin” diyerek Cemaat’le yakınlığı olanlardan huzursuz olunmamasını tenkit etmekte.
Ananas, esasında “paralel devlet”in yepyeni “lakabı”. Okumaya devam et “Ananas yiyenlerin karnı mı ağrıyor”

Muhalefet amaçlı Cumhurbaşkanı adayları

Muhalefet amaçlı Cumhurbaşkanı adayları

CUMHURBAŞKANLIĞI seçimlerinde muhalefetten birçok umudum olmadığını bundan önce de sık sık yazdım.
İlk turda partner aday bulamayacaklarını, 2. tura CUMHURIYET HALK PARTISI’nin adayı kalırsa MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’lilerin oy vermeyeceği bir ad olacağını, MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’li bir aday kalırsa da CUMHURIYET HALK PARTISI’lilerin pratik kolay oy vermeyeceğini düşünüyordum.
Milliyetçi Kürtlerin ne CUMHURIYET HALK PARTISI’nin, ne de MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin adayına oy vermeyecek olması da farklı bir olumsuzluktu muhalefetin adayı amaçlı.
Ve en sonunda bütün şunlar aşılsa dahi AK Parti’nin “sandık başı başarısı” malum bir gerçekti ve muhalefet partileri sandıklara “sahip” olamadıklarını son seçimde de göstermişlerdi.
AK Parti seçimi eninde sonunda “sandık başında” kazanır diye düşünüyordum.
MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin “Ortak aday bulalım” daveti ve CUMHURIYET Okumaya devam et “Muhalefet amaçlı Cumhurbaşkanı adayları”

Bulunur bir kılıf


Bulunur bir kılıf

AK Parti’nin “eski” çekirdek kadrosundan bir isimle konuşuyorum.
Milli Fikir günlerinden beri hareketin içerisinde meydana gelen, bir aşama Erdoğan’ın yakın çemberinde bulunan, daha daha sonra Erdoğan ve “danışman” etrafı aracılığıyla dışlanan, şayet halen “İslami” etraflarda prestijini savunan bir isimle.
Türkiye’nin IŞİD’e karşın ifade edilecek ameliyatın içerisinde hem bir de ön saflarda yer alacağının AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI Dışişleri Bakanı aracılığıyla izah etmesinin ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan aracılığıyla da “Her çeşitli takviyesi vereceğiz” halinde “teyit” edilmesinin sonrasında konuşuyoruz.
Hafta en başında yazdığım benzeri yeniden bir “dış siyasette U dönüşü”mevzubahis. Okumaya devam et “Bulunur bir kılıf”

Amerika’yı dize getiren tüneller: Cu Chi

Amerika’yı dize getiren tüneller: Cu Chi

“Amerikan askerlerini delirten Vietkong gerillaları, uzunluğu 200 kilometreyi bulan yeraltı tünellerinde yaşamış, cepheden cepheye bu tünellerle erişmiş ve baskın yaptıktan ardından bu tünellerde gözden kaybolmuşlar. Tünelleri dışarıdan rastlamak olanaksız. Girişleri yapraklarla örtülü. Havalandırma bacaları, karınca yuvalarının içerisine gizlenmiş. İçine su basmasına cevap baraj sistemleri kurulmuş. Gaz verilmesine cevap katmanlara bölünmüş.” Okumaya devam et “Amerika’yı dize getiren tüneller: Cu Chi”

Kaliteli Türk çayı artık emekleme aşamasında

Kaliteli Türk çayı artık emekleme aşamasında

Okuyanlar hatırlayacaktır kesinlikle, birden çok ay öncesinde bu köşede “çayları”yazdım.
Çin’in, Hindistan’ın, Sri Lanka başka bir deyişle Seylan’ın ve üstelik Japonya’nın, Kore’nin dik kalifiye çaylarını anlattım.
O makalede Ülkemiz’de sıkı çay olmadığını, Türk çaylarının çok olağan, çok baştan savma ürünler meydana geldiğini söyledim.
Haliyle kızanlar çok oldu.
Özellikle de Rizeliler.
Gerçi Rizelilerden bana doğruluk verici çay uzmanları da çıktı, üstelik mahalli medyada “Kızmayın, erkek gerçek söylüyor. Biz çayı sıkı yetiştirmiyoruz. Gerçek düzgün toplamıyoruz. İşi sınıflandırmıyoruz “diye işin özüne inenler de oldu.
Okumaya devam et “Kaliteli Türk çayı artık emekleme aşamasında”