Amerika 2014

Amerika 2014

YILIN, son on iki ayın muhasebesini inşa etmek gerekli olan günlerine gelyüksek. Bilhassa son altı ayda adeta tarihin akışı hızlandı. Rusya’nın Ukrayna siyasetinin neticeleri Ilgisiz Savaş sonrasının Avrupa güvenlik varsayımlarını altüst etti. IŞİD’in anında kimsenin beklemediği Musul işgali Irak-Suriye sahasındaki politik denklemi değiştirdiği benzeri Ortadoğu’dan bir an öncesinde uzaklaşmak talep eden Obama’yı hemen hemen kendine nazaran bir ek olarak bölgeye döndürdü.
Amerikan siyasetinde enteresan gelişmeler yaşandı. Birincisi, Amerikan ekonomisi şu ya da böyle yüksek sayılacak bir büyüme hızını yakalayarak hayat ekonomisinin itici gücü konumuna yine geldi. Fakat Amerikan politik sistemindeki kilitlenmenin sürmesi, bu ülkedeki aciliyet taşıyan reformların yapılmasını engelliyor. Yaşamsal kutuplaşma sürdükçe Amerikan politikasındaki felç durumu aynı ritimde devam edecek. Fakat tuhaf bir şekilde Başkan Obama kasım ayı içinde partisinin Kurultay ara seçimlerinde aldığı kocaman hezimet neticesi çökeceğine tam tersine çoğalış istediğini Okumaya devam et “Amerika 2014”

Suriye’den bulaşan

Suriye’den bulaşan

Suriye’deki savaş pratik kolay biteceğe benzemiyor. Bir taraftan Ülkemiz’nin desteklediği cihatçı örgütler bir takım bölgelerde Rusya’ya nazaran mevzi kazanıyor. Öbür taraftan Ülkemiz’nin bütün itirazlarına nazaran AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin tam desteğini arkasına meydan PYD/YPG güçleri etkilerini artırıyor. Geçen Gün iştirak eden haberlere yönelik Rakka-Musul hattını IŞİD’in elinden almışlar ki, bunun ortak yönetim güçleri indindeki değerlerini birçok artıracağına şüphe yok.
Türkiye ve Katar’da askeri müdahale olasılığını gittikçe yükselten bir söylem gündemde koltuk bulurken, iştirak eden haberler Rusya ile Suudi Arabistan’ın Esad sonrasında Suriye ile ilgili yaptıkları müzakerelerde hayli uzaklık katettiklerini gösteriyor. Anlaşılmaz işaretler ve iletiler içerir bu vaziyetten Suriye krizinin çözümünün birçok de yakın meydana gelmediği neticenine ulaşmak olası. Bunun Için cevap Suriye krizi Ülkemiz tarafından uzunca vadeye de dağılan kritik bazı rizikoları devreye soktu.
Diyarbakır, Suruç ve Ankara saldırılarındaki IŞİD öğesi, ülkenin farklı yerlerinde bu örgüte sempatiyle bakanlar Okumaya devam et “Suriye’den bulaşan”

Orlando gölgesinde Trump tehlikesi


Orlando gölgesinde Trump tehlikesi

Orlando’da Pulse isimli, eşcinsellerin gittiği bir barda Afgan orijinli Amerikalı Omar Metin’in yaptığı katliama üç seviyede bakmak olası. Birincisi, bunun eşcinsellere karşı bir nefret saldırısı olması. Nitekim California’da da bu ayın “Eşcinsel gurur ayı”olması sebebiyle ifade edilecek kocaman yürüyüşe kırım amacıyla gitmekte meydana gelen birisi benzer zaman yakalandı.
İkincisi, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’de savaş amacıyla geliştirilmiş silah teknolojisi içerir ve müthiş ölümcül silahların bakkaldan ekmek alır benzeri, sathi bir kimlik taraması sonrasında satın alınabilmesinin neticeleri. Üçüncüsü ise, katilin elinde AR-15 yarısı otomatik tüfeği ve silahıyla kıyım inşa etmeye gitmeden önce, 911’i arayarak IŞİD’e bağlılığını duyuru etmesi ve Boston Maratonu’nda dinamit patlatan Çeçen orijinli teröristlere atıfta bulunmasının çağrıştırdıkları. Okumaya devam et “Orlando gölgesinde Trump tehlikesi”

“BİZ” OLMANIN BEDELİ: ‘KESİNTİSİZ YANDAŞLIK’

“BİZ” OLMANIN BEDELİ: ‘KESİNTİSİZ YANDAŞLIK’

Muhtemeldir ki, gördüğü yakınlık ve dayanak sonucu olarak liberal-demokrat bir çizgide meydana gelen Rasim Ozan’ı erken bir safdillikle hemence ‘bizden’ kategorisine dahil olmak üzere etmekte çocuk Kayatuzu. Nitekim ‘Bizden’ sayılmanın bedeli son derece ağırdır ülkemizde, ‘bizde-n’ demek, ‘düşmanıma, karşıtıma gösterdiğim toleranstan çoğalış faydalanamayacaksın’ demektir. ‘Kesintisiz yandaşlık, bir çok kez yalakalık’ benzeri yükümlülüklerin),’Entelektüellik ve objektiflik bütün kötülüklerin anasıdır’ benzeri kanunları vardır ‘biz’ olmanın. Rasim Ozan ekranda ‘Muhsin Yazıcıoğlu iyiydi hoştu şayet, şiddete hiç bulaşmamıştı diyemeyiz’ benzeri (bak seeen!) laflar edince, kanaat beynine sıçrıyor Kayatuzu’nun. Rasim Ozan’ın,”Özellikle Alevi topluluklarda, Maraş olaylarında ülkücülerin etkili meydana geldiği benzeri bir ‘algı’ var, Alperenler bu algıyı değiştirmeli” cümlesi Kayatuzu’nun tercümesiyle ‘merhum Yazıcıoğlu’na kötü söz etmek’ oluveriyor ve yazılımı sonuna civarı dinlemeden harekete geçiyor; Okumaya devam et ““BİZ” OLMANIN BEDELİ: ‘KESİNTİSİZ YANDAŞLIK’”

Kadriye Hanım yıpranmadı mı

Kadriye Hanım yıpranmadı mı

BU, Tolga Baykal Ceylan’ın az hikâyesidir. Gözaltında kayıplar komisyonu mensupları ve tiyatro sanatçısı aktivist dostum Mehmet Hamle yardımıyla vâkıf olduğum bir hikâye.
Tolga rastgele bir politik örgüte mensup değil. Yalnızca savaş karşıtı, anti militarist ve görüşlerini etrafıyla paylaşan bir genç. Başına gelenlere bakılırsa bu kadarı yetiyor da çoğalıyor bu memlekette.
2004 senesinde, artık 24 yaşında iken tatile çıkmış Tolga. Jandarma aracılığıyla tutuklanmış. Sonrasında iyilik zerafet, diyemiyoruz. Çünkü Tolga altı senedir zarar. Can Verdiğini, öldürüldüğünü gösteren bilgiler mevcut.
1979 Balıkesir doğum yapmış Tolga, çocukluğundan beri kedi beslermiş. Fen lisesinde talebeyken babasının isteğiyle askeri okula girmiş şayet dayanamayıp boşanmış. Sonrasında işini kaybeden babası hanesi terk etmiş. Tolga’nın şeker hastası meydana geldiği meydana çıkmış ardından. Okumaya devam et “Kadriye Hanım yıpranmadı mı”

Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek

Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek

ÜLKEMİZ bir garip, hem bir kadın-erkek evlenmemiş insanın burnundan fitil fitil kazançlıyor, onlara eksik insan, noksan yaratık, üstelik ahlaki yönden şaibeli bir varlık muamelesi yapılıyor, hem bir de “Hmmm, evleniyorsun demek. Bak sen! Para bir sürü herhalde!” denilerek her türden soyguna müstahak onay ediliyor. bu sırada bir okurum canhıraş başkaldırı ediyor: “Zaten iki kuruşu kolay değil denkleştiriyoruz, üst kısmına bir de belediyelere haraç benzeri nikâh bedeli ödüyoruz.”
Sahiden muhafazakâr bir toplumuz, iktidarda muhafazakâr demokrat bir parti var, Batılılaşma ve getirdiği hayat tarzından şikâyetçi kani sahiplerimiz gece gündüz gençleri kerih görülen yöntemlere sapmamalarını ve mütevazı şartlarla da olsa evlenmeleri gerektiği yolunda uyarıyor şayet belediyelerimiz benzer fikirde değiller büyük ihtimalle. Çünkü nikah bedelleri birçok de teşvik edici değil. Okumaya devam et “Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek”

Sağcılık başa bela

Sağcılık başa bela

“AYDINLANMA değil merhamet” demişti Alev Alatlı. Bir kitap ismi olmakla kalmayacak civarı kocaman, vecize tahtında bir anlam. Aydınlanmanın aklı, merhameti almadı sahi. Onun insanı amaçlı acıma bir lükstü. O birey bir takım zaman kurttu, benzerini yerdi; bir takım zaman balıktı, küçüğünü yutardı. Darwinizm’in “sosyal” sürümü, birey ilişkilerini arbede temeli üzerinden okudu, zayıflar elenir, kuvvetli, sıhhatli yahut zengin meydana gelen yaşamda kalırdı.
Bu göz, güçlülerin savaşlarda heba meydana geldiğini, pekâlâ asıl ayakta kalanın en pejmürdeler, en zayıflar ve birçok elbette korkup önlem sahalar arasından çıktığını uzunca bir zaman ıskalismi, farklı konu. Bu göz tabiattaki en vahşi varlıkların bile birbirleriyle galebe çalmaktan diğer bir ilişki kurduklarını, birbirlerine “küstüklerini”, birbirlerini “sevdiklerini” es geçti, yeniden farklı konu.
Bu göz, doğada ve insanda rastgele bir acıma emaresi görmüyordu kısacası, konumuz bu. Nitekim Batı tandanslı sol ve Okumaya devam et “Sağcılık başa bela”

Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37

Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37

BAYKAL’lı ya da Baykal’sız, AK Parti’nin karşısında gücünü tahkim etmiş bir CUMHURIYET HALK PARTISI isteniyor, emel AK Parti’nin zaafa uğratılması. Tersen çaktılar ve strateji tuttu, CUMHURIYET HALK PARTISI kuvvet topluyor.
Mevcut görüntülerden bununla birlikte şu imaj çıktı: Bu ülkede ek olarak “özel hayat” dair dahi bir uzlaşma yok! Şimdiye civarı “laiklik” ve “muhafazakârlık”çatışması, ya “teorik” seviyede kaldı, ya da “kapı önünde ayakkabı çıkarmak”ve “cumhuriyet baloları” benzeri naif kontrastlar, zıtlıklar üzerinden gitti. Zurnanın zırt dediği yere esasında, hemen gelindi.
Kimi diyor ki, “Bunun neresi özel hayat? Özel hayat, belediyenin kıydığı nikâhla eşin meydana gelen kişiler aralarında geçenlerdir. Burada olanlar ahlakça yanlıştır ve hata birşeyler özel yaşama ilişkili olarak korunmadan nasibini alamaz”. Bu görüşte olanlar sık “din” ve “toplumun ahlak anlayışı”na vurgu yapıyorlar. Türkiye’de bu görüşte Okumaya devam et “Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37”

Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu

Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu

“Evet”çilerin haleti ruhiyesi Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” eserini anımsadıyor. “Hayır”cılar ise 12 Eylül’de konulacak sandıklara “Pandora’nın Kutusu” muamelesi yapmakta. Her iki tarafta da 12 Eylül ile beraber bir eşik aşılacak ve tekrar hiçbir birşey benzer olmayacak hissi hâkim.
Neye evet diyoruz? Isimli bir etkinlikte “evet”in manası şu muhteşem yorumla anlam edilmişti: Evet demek, statükonun kibrine cevap, kitlelerin tevazuunun yakınında olmak demektir.
Evet diyecek olanlarımız 13 Eylül sabahı bayram olacak diye değil, militarizmin prangaları gevşeyeceği amaçlı “evet” diyor. “Hayır”cılar bunu inkâr etmiyor, onların problemi “gevşeyen” kısma neyin yerleşeceği konusunda. “Hayır”cılarda, “Askeri vesayetin neye benzediğini az bir sürü biliyoruz, halbuki sivil vesayet ihtimalinde neler olabileceğini hiç bilmiyoruz” hissi hâkim. Malum işkenceyi, muhayyel zorluğa seçme eğilimi. Son derece “muhafazakâr” bir tutum. Okumaya devam et “Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu”

Wikileaks’ten ardından hayat var mı

Wikileaks’ten ardından hayat var mı

JULIAN Assange, TED’in Chris Anderson’u ile yaptığı söyleşide ne sebeple hükümet sırlarını yayınlamak benzeri işlere heyecan sardığını izah ederken şu cümleyi kullanıyordu: “Becerikli, iyi ve yüce gönüllü adamlar kurban yaratmazlar. Kurbanların yaralarını iyileştirirler. Kurbanları iyileştirmenin birden çok karayolu var. Bir karayolu da hata faillerine karşın polislik yapmak.”
Amerikalı askerlerin sivillere ateş açtığını görüntüleyen sızıntıları yayınlamak, bir suçun ifşası durumundan sorumluları denetleyicidir, gerçek. Ya Da Kroll Raporu sızıntısı, Kenya’daki tercih neticelerini etkileyerek bir ülkenin vatandaşının gerçekleri bilerek oy vermesini sağlayabilir. Ancak her sızıntı, gidip sorumlusunu denetleyecek diye bir birşey yok. Son olayda görüldüğü benzeri, “ses getiren” sızıntılar, iddianın failini değil, onu konuşmuş olanı tehlikeye attı. Birden Çok zaman öncesinde Almanya’da bir parti ofisi sorumlusu, görevinden alındı. Ülkemizde de XXX’in kim/kimler meydana geldiği araştırılıyor. Okumaya devam et “Wikileaks’ten ardından hayat var mı”