Meryem’in dizisinin ‘kokusu’ çıktı

Meryem’in dizisinin ‘kokusu’ çıktı

AYLARDIR Meryem Uzerli’nin yeni dizisiyle yatıp kalkıyoruz!
Biricik Hürrem’imizin ‘tükendik’ten ardından yine ‘şarj’ olup kamera karşısına geçecek olması hepimizi heyecanlandırdı tabii… O ekranlarda yokken biz de gazetelerdeki haberlerinin reytinglerini patlattık: “Meryem yeni dizi amaçlı anlaştı!”, “Muhteşem Yüzyıl’ın görüntü dünyasını oluşturan Taylan Biraderler, Meryem’in dizisini yönetecek!”, “Ezel benzeri bir efsanenin yaratıcısı Kerem Deren-Pınar Bulut ikilisi Meryem’in dizisinin senaryosunu yazacak…”
Birbiri ardına manşetleri süsleyen bu ümitvar haberlerin sonrasında Mars’a civarı yükselip orada bir koloni dahi kuran diziyle alakalı beklentilerim dün okuduğum birden çok satırla burun üstü çakıldı maalesef! Okumaya devam et “Meryem’in dizisinin ‘kokusu’ çıktı”

Rahatlamak ŞART

Rahatlamak ŞART

“BENZERLERİNE birçok yakında rastlanacağına yönelik, demek ek olarak virüsüne antibiyotikler etki etmiyor. O takdirde bu korkunç rahatsızlık birey nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu rahatsızlık tek tutulmayanlar amaçlı öyledir. Tutulanlar amaçlı tadına varılmaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, birçok zevklidir. O civarı zevklidir ki, bir dk bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz çoğalış tramvaylara, otobüslere, trenlere ücretsiz binersiniz. Söylev üzerine söylev verirsiniz, gündem görüşme edersiniz, encümenlere girip çıkarsınız, bakanlarla merhabalaşır, kartvizitler gönderir, kartvizitler alırsınız. Hülasa bir dk bir milletvekilinin mahaline kendinizi koyar, huzurlu edersiniz. Çoğalış bu hastalığın ismi anlaşıldı: Milletvekili rahatsızlığı. Okumaya devam et “Rahatlamak ŞART”

EKSTRA YETENEKLİ JÜRİLER

EKSTRA YETENEKLİ JÜRİLER

Ama orada prodüktör ve jüri deveyi hamuduyla götürürken ‘bal tutan parmağını yalar’ misali hiç değilse yarışmacılar da bu işten kârlı çıkabiliyor.
Bu yarışmalardan çıkıp şu anda hayat müzik alemine ‘damga’ vuran 3-5 adı bir çırpıda sayabilirim şayet yalnızca One Direction demekle yetineceğim… 5 kıtada konserler verici bu çocuk adamlar 2010’da ‘X-Factor’de üçüncü olmuştu! Grubun bu 5 yıl içerisinde 150 milyon dolar değerinde bir servet yaptığını da belirteyim. Zayn’ının farklı Harry’sinin farklı aşk hikâyelerinin hayat magazin manşetlerinden inmemesi de cabası…
Cem Adrian’ın ‘sömürü’ eleştirisine kısmen katılsam da bu açıdan bakınca benim düşünceme göre bir sürü fit, jürileri buradan vurmak işin pratik yanı! Okumaya devam et “EKSTRA YETENEKLİ JÜRİLER”

Uzmanlar bir birşey biliyor mu

Uzmanlar bir birşey biliyor mu

FACEBOOK’UN dev bir dutluk, Twitter’ın, Youtube’un, Snapchat’in kuş uçmaz kervan geçmez çorak araziler meydana geldiği 2000’lerin en başında, internetin ülkemizde tay tay adımlarla yürümeye başladığı günlerde bir sitede, kerli ferli bir ekonomi profesörümüz amaçlı şu şekilde bir içerik çıkmıştı: “Bir sus be adam!”
Bu anlı şanlı ve de sakallı ekonomi ‘uzmanı’ profesör beyefendi, bankaların battığı, onlarca firmaların iflas ettiği, binlerce esnafın kepenk kapattığı o kocaman uygun fiyat kriz öncesi kâh TV’de, kâh gazetedeki köşesinde ‘Her birşey yolunda, ekonomi canavar benzeri’ yorumları yapıp öngörülerde yer alıyordu. Kriz patladığı zaman gazetede çıkan yazısı kocaman ihtimalle dolar karşısında ne türlü kuvvetli olduğumuz kabilinden bir birşey olunca sitenin editörü çileden çıkmış “Bir sus be adam!” diye başlık atmıştı. Okumaya devam et “Uzmanlar bir birşey biliyor mu”

Bir geride bırakamama öyküsü

Bir geride bırakamama öyküsü

AHMET Hamdi Tanpınar, ‘Huzur’ romanında kişilerin en tahammül edemediği duygunun saadet meydana geldiğini söylüyor. Saadeti bir yük benzeri taşıyıp önce fırsatta üstümüzden attığımızı, halbuki ıstırabın içinden sürünerek ağır ağır geçtiğimizi anlatıyor.
Yıllar seneler önce üç yanı sevdiklerimle çevrili, uslu bir koyda tatlı tatlı sallanan minik bir kayıktı hayatım. Ve tek yüküm saadetti doğrusu…
Bir zaman açık denizlerin hayaliyle kayığın ipini çözüp koydan bölünmeye hüküm verdiğimde önce attığım birşey de o meydana geldi.
Istırabın içerisinde kürek çekmeye giderken yanıma aldıklarım birden çok kitap bir de disk çalardı. Onlarsız yapamayacağımı düşündüğüm bir dolu birşey ise kıyadan uzaklaşırken bana el sallıyordu. Okumaya devam et “Bir geride bırakamama öyküsü”

261 NUMARA EMEKLİ EDİLDİ


261 NUMARA EMEKLİ EDİLDİ

Kathrine Switzer, o zaman Boston Maratonu’nu 4 saat 20 dakikada bitirdi. Sonrasında da hiç durmadı… Onun koşusunun sonrasında 1972’de bayanların Boston Maratonu’nda koşması resmen onay edildi.
Kathrine, 1974’te New York Maratonu’nu kazandı.
Onun koşusunun önünde Olimpiyat Komitesi de duramadı. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda ‘kadınlar maraton yarışı’ oyunlara dahil olmak üzere edildi.
Kurduğu dernekle dünyanın 4 bir yakınında ’12 yaşında bir kız çocuğunun afaki benzeri koşan’ kadınlara destek eden Kathrine Switzer, Geçen pazartesi bugünü, tam 50 yıl sonra 261 göğüs numarasıyla 70 yaşında Boston Maratonu’nda yine koştu.
4 saat 44 dk 31 saniyede bitirdi. Okumaya devam et “261 NUMARA EMEKLİ EDİLDİ”

HALUK ULUSOY’UN TEKNESİ 60 METRE

HALUK ULUSOY’UN TEKNESİ 60 METRE

Malum tekneler aralarında kritik yarış var. Bilhassa metreler konuşuyor. Teknesi olanlar şu an ne demek istediğimi ek olarak sıkı anlıyorlardır. Bu işi 28 yıldır yapan Arif Pilot da “35 metre üzeri çoğalış mega yata geçiyor”diyor. Başka Bir Deyişle o bildiğiniz gemilerin bir aşağı modeli demek talep ediyor. Tekneler aralarında metreler konuşuyor dedik ya, sözgelimi Gökçek Marina’da ilişkili duran Haluk Ulusoy’un yatı 60 metre üzeriymiş. E maşallah, kritik bir rakamdan bahsediyorum. Pınar Altuğ ile eşi Yağmur Atacan bu yil tekne değiştirdi. Onların teknesi de 30 metreyi geçiyor. Göcek koylarını kullananlar aralarında Mustafa Sandal da var. O da tekneyi bu yil yenileyenlerden.
Tekne personelinin fiyatları de öyle az değil. En düşük para 3.000 Euro’dan başlıyor. Kaptanların fiyatları de 9 bin Euro’dan başlıyor ve pilot bulmak bir sürü kolay değil. Her yil sıkı pilot ve sıkı tekne personeli amaçlı birbiriyle yarışmacı adlar var. Okumaya devam et “HALUK ULUSOY’UN TEKNESİ 60 METRE”

Barış mitinginde barışamadık

Barış mitinginde barışamadık

Güzel bir güne uyanmak, keyifli olmak, mutluluk hepimizin hakkı. Bu harika ülke, harika günleri doğruluk etmekte. Ama maalesef sulh mitinginde barışamadık. Bu ülke zaman geliyor olacak bir zaman barışacak. Biz görürüz ya da görmeyiz. Ama eninde nihayetinde bu topraklara huzur ve sulh geliyor olacak. Aklımız, yüreğimiz Ankara’da, İçimiz kan ağlıyor. Allah ailelerine sabır versin. Sözler tükeniyor. Erken saatlerinde gerçekleşecek pekçok etkinlik iptal edildi. Acı bu civarı büyükken çoğalış dünya da aynı ritimde devam edemiyor. Pkk her sahaya her biçimde yayılıyor…
Düğün şarkısı dendiği süre önce akla İrem Derici’nin “Kalbimin Bir Sahibi” ciro oluyor son yil. Hatırlarsanız Buse Terim’in nikâhından ardından bütün düğünlerde bu ezgi çaldı, izdivaç eden çift önce bu şarkıyla dans etti. Okumaya devam et “Barış mitinginde barışamadık”

Biz bayanlar amaçlı BiR IŞIK BELiRDi

Biz bayanlar amaçlı BiR IŞIK BELiRDi

BİZ bayanlar sabırsızlıkla Özgecan davasının akıbetini bekliyorduk. Üç maznuna da ağırlaştırılmış ömür boyu mapus cezası verildi. Bunun Için da şükür. Netice olarak kravat taktı diye, mahkemede sıkı hal gösterdi diye cezalarda indirim yapıldığını biliyoruz, duyuyoruz, görüyoruz. İsyan ediyoruz. Özgecan davası bir sürü ehemmiyetliydi. Ve bu yargılamada bu sonucun çıkmasına bir kadın olarak farklı sevinçli oldum. Zira milat denilebilecek bir hüküm bu. Bayanlar amaçlı bir sürü mühim bir dava. Şükür ki belli bir süre olsun yüreğimiz soluk aldı. Şükür ki biz bayanlar amaçlı bir ışık belirdi. Kadınları savunan, kollayan kanunların çıkması amaçlı sabırsızlıkla bekliyoruz. Okumaya devam et “Biz bayanlar amaçlı BiR IŞIK BELiRDi”

Kıvanç’ın annesi istemiyormuş, neden

Kıvanç’ın annesi istemiyormuş, neden

Kıvanç Tatlıtuğ ve Başak Dizer amaçlı “Bu yıl içerisinde evlenirler”demiştim. Öncelikle bu tahminimin tuttuğuna bir sürü sevindiğimi söyleyeyim. İkili, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde nikâh masasına oturuyor. Birçok yakışıyorlar birbirlerine. Daima sevinçli olsunlar dilerim.
Ama elbette evlenme haberi çıktığı günden ardından dedikodu kazanı da kaynamaya başladı. Anında üç-beş birey, “Kıvanç’ın annesi istemiyor esasında, ne türlü inandırma etti”demeye başladı. Bunları söyleyenler de bayanlar üzgünüm. Benim bildiğim ise hiç öyle değil. Bir kere Kıvanç’ın ailesi Başak’a bayılıyor. Ki esasen oturmasını, kalkmasını alim, bizzat işi, gücü meydana gelen, Kıvanç Tatlıtuğ’dan farklı olarak da kimliği meydana gelen biridir Başak Dizer. Başka Bir Deyişle populer bir erkekle beraber meydana geldiği amaçlı var meydana gelen kadınlardan değil. Hem esasen bu İddialara hiçbir zaman inanmıyorum. Onu da geçtim, madem konu açıldı, adam annelerinin bir Okumaya devam et “Kıvanç’ın annesi istemiyormuş, neden”