Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kobani mesajı!


Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kobani mesajı!

Estonya dönüşü uçakta gazetecilerin suallerini cevaplayan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “PYD, Kobani’ye hâkim olabilir diye peşmergeyi istemiyor. Burada PYD çok değişik hesaplar içerisinde. Sınırlarımızda bir oyun oynanıyor. Şayet, olağan herhangi bir oyun değil. Büyük Ihtimal ek olarak üst bir akıl var”diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 hergün Letonya- Estonya seyahatinden dönerken uçakta gazetecilerin suallerini cevap verdirdi. Ziyaretlerin en mühim nedeni çok yakın bir sürede Letonya’nın AB Çağ Başkanlığı’nı üstlenecek olmasıydı. Şayet konuşulan ve heyecan edilen konular, IŞİD’le uğraş konsepti, Kobani’de yaşanan arızanın ve PYD’nin çözüm açısından atılan adımlar karşısındaki çelişkisiydi. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a; AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin PYD’ye inşa etmeye çalıştığı tabanca yardımının bir bölümünün IŞİD’in eline geçmesi, Türkiye’nin peşmerge açısından oluşturulan bağış koridoruna ilişkili olarak önerisi, çözüm zamanı ve gündemdeki öteki konuları sorduk. Okumaya devam et “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kobani mesajı!”

Diren çözüm süreci

Diren çözüm süreci

AKİL İnsanlar Kurulu, vazife yaptıkları 2.5 ayın nihayetinde Dolmabahçe’de son bir defa ek olarak Başbakan Erdoğan’la bir araya geldi. İllerde yapılmış olan görüşmeler raporlaştırıldı, milletin dayanak ve teklifleri, öneri ve endişeleri hiçbir ayrıntı atlanmadan Başbakanlık’a iletildi.
Hiç pratik olmadı. Ziyaret edilecek illerden edinilen istihbarat birçok iç açıcı meydana gelmediği vakitlerde dahi, “Boşuna gelmesinler, bu şehri onlara dar ederiz” diyen ve toplasan 50 azasi olan yasal, yasadışı toplulukların tedhiş ve tehditlerine aldırmadan sokak alındı.
Heyetin başardığı en mühim birşey, İstanbul-Ankara-Diyarbakır hattına sıkışmış olan “Kürt sorunu tartışmalarının” ülkenin her yerinde yapılmasını sağlamak oldu. Müzakerelerimiz süresince pekçok defa gerginlik yaşandı, ama anında sonrasında sulh fikrine temayül de beklemediğiniz oranda yükseldi. Okumaya devam et “Diren çözüm süreci”

Orta Afrika’da neler oluyor

Orta Afrika’da neler oluyor

ORTA Afrika Cumhuriyeti’nde bir birşeyler oluyor. 2013’te başlayan kaos, ülkeyi Müslüman topluluğun şiddete, sürgüne ve ölüme mahkûm edildiği bir girdaba sürükledi. Ortada Afrika Cumhuriyeti, dünyanın gözü önünde yepyeni Ruanda olmaya gerçek gidiyor.
Kısa bir özet: OFC’de kuvvet Mart 2013’te, Müslüman Seleka grubunun darbe yöntemiyle başa geçmesinin sonrasında tırmandı. Seleka grubunun öncüsü Michel Djotodia, hükümet başkanı olunca gruba yayılma daveti inşa etti yapmasına, şayet bu atılım grup üzerindeki nüfuzunu kaybetmesine sebep olduğu benzeri, devrik Cumhurbaşkanımız François Bozize’ye ilişkili Hıristiyan “Anti Balaka” milisleri ile Müslüman “Seleka Koalisyonu” aralarında devam eden çatışmaları dindirmedi. BIRLEŞMIŞ MILLETLER’ye yönelik iki grup arasındaki çatışmalarda binlerce birey yaşamını kaybetti. Djotodia kuvvet olaylarını durduramayınca 10 Ocakta’ta istifa etti. Fakat mahaline Hıristiyan Catherine Okumaya devam et “Orta Afrika’da neler oluyor”

Anavatan da yavru vatan da sorumluluğunu bilecek


Anavatan da yavru vatan da sorumluluğunu bilecek

Bosna Hersek dönüşü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na uçakta, Türk askerinin Amerikalılarla Suriye’ye girme ihtimalinin ne meydana geldiğini sorduk. Çavuşoğlu’nun sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
-Türk askeri Suriye’ye girecek mi, emniyetli bölgeler oluşturulup muayene ele alınacak mı?
Biz başından beri emniyetli bölgenin savunucusuyuz. Eğitilip donatılan kişilerin arazide heba olmaması amaçlı onlara bir takım lojistik dayanak verilmesi gerektiği dair da Abd ile hemfikiriz.
-“Türk askeri Amerikalılarla Suriye’ye girecek” halinde değerlendirmeler var?
Doğrudan asker yollamak değil ama danışmanlık verme benzeri bir takım birşeyler olabilmektedir. Türk ve Amerikan askerinin şu anda Suriye’ye girmesi dair bir hüküm yok. Bu koalisyonla beraber olabilir. İki ülkenin ya da bizim oraya girmemiz beklenemez. Okumaya devam et “Anavatan da yavru vatan da sorumluluğunu bilecek”

Kirli ittifaklar riskli ayrışmalar

Kirli ittifaklar riskli ayrışmalar

Sadece birden çok zaman içerisinde bunlar oldu:
Sultanbeyli’de, Fatih Zabıta Merkezi’ne dinamit yoğun araçla saldırı tertip etti. Saldırıda 3 zabıta memuru ve 7 yurttaş yaralandı. Yetmedi, zabıta merkezinin önünde analiz yapan polislerin üst kısmına ateş açıldı. Saldırıda Dinamit İmha ve İnceleme Şube Müdürü Beyazıt Çeken şehit oluyor. Pazartesi bugünü Beyazıt Çeken dahil olmak üzere ülke genelindeki pkk saldırı ve çatışmalarında can veren şehit sayısı 6 idi.
Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesi’ndeki General Çetin Muvaffak Ol Kışlası, Muş’un Bulanık İlçesi’ndeki Karaağıl Jandarma Karakol Komutanlığı ve Bingöl’ün Çocuk İlçesi’ndeki Yeniyazı Jandarma Karakol Komutanlığı’na, uzunca namlulu silah ve roketatarla saldırı inşa edildi. Okumaya devam et “Kirli ittifaklar riskli ayrışmalar”

Türkiye tarafsızlığını koruyabilecek mi

Türkiye tarafsızlığını koruyabilecek mi

Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerginlik tırmanırken Ülkemiz ateşe odun taşımamaya çaba eden bir üslup almaya çalışıyor. Haklı da, zira bu kriz geriye dönüşü olmayan bir noktaya gelirse, bölge ülkelerinin mezhep endeksine yönelik saf seçmeleri ve o daima korkulan savaşın gelmesi mevzubahis olabilmektedir. Böylesi bir olasılığa hiç değilse direnmek gerekir.
Öte taraftan konjonkçeşit, tarafsız olmayı bir sürü şayet bir sürü güçleştiriyor. Zira her biri biliyor ki, bu krizde İran’ın eşsiz ve inanılmaz kışkırtmalarının hissesi kocaman. Dahası Suriye konusunun çevrenine ateş, kan, istikrarsızlık ihraç eden bir sıkıntı yumağı haline gelmesi başlı başına İran’ın tercihi. Rusya’nın takviyesi, Batı’nın suskun kalışıyla yükselen ve netice doğuran bir tercih. Okumaya devam et “Türkiye tarafsızlığını koruyabilecek mi”

Fitne emisyon özgürlüğü

Fitne emisyon özgürlüğü

AK Parti 14 senelik iktidar tarihi süresince birçok zorla boğuşmuş; hakiki problemlerin altından sahici bir uğraş ile kalkmış bir politik hareket.
Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, liderliğinde bir şüphe ya da polemik yok.
Gelgelelim Davutoğlu gittikçe gözüken şekilde, amaç tahtasında.
İl ve kaza başkanlarının atanmasına ilişkili olarak yetkinin Evrensel Başkan’dan başka bir deyişle Davutoğlu’ndan alınarak MKYK’ya verilmesi şaşırtıcı oluyor. Ancak önerisi MKYK’ya sunan, getiren Davutoğlu meydana geldiği takdirde, halen buradan bir Davutoğlu ve ihtirasları hikâyesi yontmaya çalışmanın âlemi ne?
Erdoğan ve Davutoğlu her konuda anlaşıyorlar mıdır? Tabiki hayır. Polemik da oluyordur kapalı kapılar ardında, belki katı sözler de söyleniyordur. Ama bunların esasa ilişkili olarak olmadığından, usule müteallik olduğundan güvenilir değilsek, o zaman her şeyden öncesinde her iki ismin bununla birlikte “dava arkadaşı” meydana geldiği bilgisini Okumaya devam et “Fitne emisyon özgürlüğü”

Sosyoloji, başkanlık sistemine hazırlıklı mı

Sosyoloji, başkanlık sistemine hazırlıklı mı

Türkiye başkanlık sistemine geçerse siyasal partilerde vaziyet ne olur? “İki partili bir Parlamento mi olacak? MILLIYETÇI HAREKET PARTISI eriyecek mi?” sualinin sorulmasına ne sebeple oluyor. Profesyoneller, “İki parti olmak zorunda değil, yeniden 4 parti olarak aynı ritimde devam edilebilir”diyorlar. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI enbaşta olmak üzere bir takım başkanlık sistemlerinde birden fazla parti meydana geldiği hatırlatılıyor. Tabiki öyle, ama yeniden AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI tipi başkanlık sisteminin oldukça başarılı meydana geldiğini onay ediyorsak orada sistemin gücünün politikanın iki basit aks çevresinde teşekkül ettiğini de görmezden gelemeyiz. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI örneğinde bu “Demokratlar-Cumhuriyetçiler” ayrımıdır. Bu ikili ayrımın Ülkemiz’de karşılığı var mıdır? Bir zamandır var. Onlara şu an amaçlı ad koyup birine “yerli ve milli” hat, diğerine “reformist cumhuriyetçiler” diyebiliriz. Okumaya devam et “Sosyoloji, başkanlık sistemine hazırlıklı mı”

Teori gridir ama hayat

Teori gridir ama hayat

Ama elbette ki insanın arzu ettiği birşey hep olamıyor. Siz hata anlaşılmamak amaçlı ne civarı gayret gösterseniz de, ne civarı yorumlamak amaçlı gayret etseniz de yeniden de başaramayabiliyorsunuz.
İnsanların tamamıyla müstakil düşünmeye personel, her konuyu doğruluk ettiği tavırla ele almaya personel insanlara toleransları yok. İlla her konuya uyan değişmez ideolojik tavırlar olacak onlara yönelik. Her konuya baştan yanıtı hazırlıklı vatandaşlar onlar.
Bunların bir kısmı berbat niyetli bir kısmı da kafalarında husumet yaratmışlar, bunlara yapılabilecek bir birşey yok. Yaptığım işin cilveleri şunlar, ama ben onlara da belki gerçek açıklarım diye uğraşmayı sürdürüyorum. Ama bir de normalde sizi anlamış olmaları gerekenler var onlar da önce grup benzeri tavırlar almaya başladıklarında sizlere Okumaya devam et “Teori gridir ama hayat”

GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL

GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL

Asıl sıkıntı, gazetecilik mesleğinin etik tarafından savunulacak bir meslek olup olmadığıyla alakalı.
Yıllardır bir sürü yazmışımdır bu konuyla alakalı, bilhassa basın mensubu arkadaşların anında okuması gerekli olan çoğalış klasik olmuş bir sürü mühim bir iş var. Hemen son yaşadıklarımızdan hemen ardından arkadaşlara bir daha bunu okumalarını rica ediyorum.
Tavsiye ettiğim kitabın adı “Journalist and Murderer”, yazarı ise Janet Malcolm.
Janet Malcolm, kitabına bir sürü hayret verici bir cümleyle başlar: “Her basın mensubu şayet aptal değilse veya egosu sebebiyle yalnızca kendisiyle alakalı değilse yaptığı mesleğin etik tarafından savunulmasının olanaksız meydana geldiğini görmelidir.” Müthiş bir yazar meydana gelen Kadın Malcolm, bu cümlesinin gerekçelerini yorumluyor geriye olan sayfalarda. Peki gazetecilik ne sebeple etik açıdan savunulması olanaksız bir meslektir. Bu yalnızca her insanın bizzat özel ajandasını, yaptığı işe karıştırması ve ele aldığı hiçbir konuda objektif olamamasıyla alakalı bir birşey midir? Bu da var elbette ki şayet yalnızca bu değil mesleğin temelindeki yanlış, etik deformasyon hepimizi aşan şekilde bir sürü daha kocaman. Okumaya devam et “GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL”