GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL

GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL

Asıl sıkıntı, gazetecilik mesleğinin etik tarafından savunulacak bir meslek olup olmadığıyla alakalı.
Yıllardır bir sürü yazmışımdır bu konuyla alakalı, bilhassa basın mensubu arkadaşların anında okuması gerekli olan çoğalış klasik olmuş bir sürü mühim bir iş var. Hemen son yaşadıklarımızdan hemen ardından arkadaşlara bir daha bunu okumalarını rica ediyorum.
Tavsiye ettiğim kitabın adı “Journalist and Murderer”, yazarı ise Janet Malcolm.
Janet Malcolm, kitabına bir sürü hayret verici bir cümleyle başlar: “Her basın mensubu şayet aptal değilse veya egosu sebebiyle yalnızca kendisiyle alakalı değilse yaptığı mesleğin etik tarafından savunulmasının olanaksız meydana geldiğini görmelidir.” Müthiş bir yazar meydana gelen Kadın Malcolm, bu cümlesinin gerekçelerini yorumluyor geriye olan sayfalarda. Peki gazetecilik ne sebeple etik açıdan savunulması olanaksız bir meslektir. Bu yalnızca her insanın bizzat özel ajandasını, yaptığı işe karıştırması ve ele aldığı hiçbir konuda objektif olamamasıyla alakalı bir birşey midir? Bu da var elbette ki şayet yalnızca bu değil mesleğin temelindeki yanlış, etik deformasyon hepimizi aşan şekilde bir sürü daha kocaman. Okumaya devam et “GAZETECİLİK ETİK MESLEK DEĞİL”

Her ilişki bir siyah mizahtır

Her ilişki bir siyah mizahtır

BAŞLIĞIMIN kocaman bir genelleme içerdiğini, bir sürü iddialı meydana geldiğini düşünenler çıkacaktır. İtirazlara hazırım. Bu başlığı, üstünde hayli düşünerek attım; olabilitesi yüksek meydana geldiğini tahmin ediyorum. Zira ilişkilerin de global, tarih dışı ve süre içerisinde değişmeyen evrensel özellikler gösterdiğini tahmin ediyorum.
Bizler bazen ilişkilere özel çeşitli manalar doldurmak için teşebbüslerde bulunuruz, ama bu temelde benzer meydana gelen sıkıntıları değiştirmeye yetmez.
Bunun en hayret verici örneğini Ingmar Bergman vermiştir. Bergman evililik içi sorunlar ve ilişkilerin dinamiğini irdelediği filmlerini ve bilhassa Bir Evlilikten Sahneler (Scenes from a marriage) filmini özgür aşkın hemen hemen norm meydana geldiği İsveç benzeri bir ülkede yapmıştır. Okumaya devam et “Her ilişki bir siyah mizahtır”

Derin düşünceler

Derin düşünceler

Karımın bana karşın pasifagresif bir nefret beslediğini tahmin ediyorum. Meydana Gelen biteni anlatayım da siz bana hata olup olmadığımı söylersiniz.
Örneğin geçtiğimiz gün hanemizde Rana, feng-shui inşa etmeye hüküm verdi. Evin içerisinde bulunan sıkı akımların yöntemini açmak için pekçok odada yenilemeler inşa etti, mobilyaların yerini değiştirdi. İyi akımın tertip etmesi çok süre aldı.
Kötü havayı engelleyecek aranjman ise son derece az sürdü. Yalnızca benim gün boyu çalışmakta olduğum odadan tüm eşyaları çıkarıp attı ve odamı bir depo haline getirip kapısına da kilit vurdu. Bir anahtarı da kendine aldı.
Sonra da “Şimdi hanede yalnızca sıkı akımlar şuanki, berbat cereyan tamamıyla sona erdi”diye konuştu. Çok mutluydu, ben de bir birşey demedim. Elbette ki bir takım itirazlarım vardı ama onları kendime sakladım. Onun pasif-agresif nefreti dair haksız mıyım acaba, ben mi çok abartıyorum bu konuyu, bilemiyorum ki! Okumaya devam et “Derin düşünceler”

LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER

LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER

Lezbiyen birliktelikleri ile alakalı yapılmış meydana gelen araştırmaları okuyunca tüm problemlerin temelinde neyin meydana geldiği da meydana çıkıyor.
Bu konuda yapılmış olan tüm araştırmalar, bu birlikteliklerin tüm partner hayat türleri aralarında en az sorun taşıyan birliktelik türü meydana geldiğini gösteriyor.
Burada gizem kadında. Heteroseksüel evlilikte de, lezbiyen birliktelikte de kadın tartışmayı sorunu çözmek amaçlı açıyor. Kavgasında sarf ettiği sözleri, mimikleri ve fikir sistemini de bir an öncesinde uzlaşmaya ulaşmak amaçlı kullanılıyor.
Her çeşitli birliktelikte tartışmaları ve sorunları başlatıcı bayanlar, şayet buradan yola çıkarak “Tüm problemlerin temeline bayanlar var” diyemeyiz. Tam tersine, bayanlar var meydana gelen problemin çözümü amaçlı çalışıyorlar, tartışmalarını da çözüm amaçlı kullanıyorlar. Elbette ki bu konuyla alakalı da istisnalar var, şayet istisnalar kaidesi bozmuyor. Okumaya devam et “LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER”

BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM

BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM

Bunun da son derece biyolojik sebepleri vardır. Tarihi açıdan aldatma, bayanlar tarafından hep lojistik zorluklar içermiştir. Geçmiş Zamanda bayanlar ücra yerlerdeki çiftliklerde çocuklarla kaldıklarından, adam ise işe gidiyorum diye vaktini dışarıda geçirdiğinden, adam ve bayanın genlerine aldatma fikri çeşitli şekilde yerleşmiştir. Evrim sonucu olarak bayanlar aldatmamayı bir çeşit zorunluluk olarak görmeye başlarken, erkekler aksine aldatmayı zorunluluk olarak görmeye başlamışlardır. Günümüzün kültürel ortamında aldatan erkekler, seksüel açıdan aktif; aldatan kadınsa sürtük olarak algılandığından meydana gelen gen yapılarının üzerine bir de kültürel/ahlaki endişeler gelmiş ve bayanın aldatması 2. tasarıya itilmiştir. Elbette iş yaşamı Okumaya devam et “BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM”

Fransa’daki kanunun psikanalizi

Fransa’daki kanunun psikanalizi

Fransa’daki vakası anlamaya çalışırken yeniden bir insaniyet trajedisiyle karşın karşıya olduğumuzu gördüm.
Bu trajedi, Türkiye’yle, Türklerle alakalı değil aksine kabul edilen tasarıyı verici bayan parlamenterle alakalı. Onun Cezayir doğum yapmış bir muhacir meydana geldiğini okuyunca anında hemen gözümün önünde bütün yaşamı canlandı.
Onun içerisinde bulunduğu çelişkileri, nefretlerini anında anlayıverdim. Onu anladığım amaçlı de o kadar acube bir kanunun olabilmesini de hoşgörüyorum.
Ben o kadına bakarken hep V.S.Naipaul’u hatırladım.
Hilmi Yavuz’un yazılarıyla, gösterişli kampanyasıyla ülkemize gelmekten son anda vazgeçen Naipaul’u hatırlarsınız. İngiliz edebiyatının ustalarından biri olarak adlandırılan Naipaul da bir göçmendi. Naipaul yaşamı süresince özünden nefret etti. Okumaya devam et “Fransa’daki kanunun psikanalizi”

Kendimizi kusurlarımızla sevmek

Kendimizi kusurlarımızla sevmek

POPÜLER kültürün her kapsamında oyun yeni sezon modelleri olarak, mükemmel vücutlara sahip, ölçüleri anında hemen muhteşem meydana gelen, giydiği her şeyi yakıştıran ve harika de davranan vatandaşlar lanse ediliyor.
Bu ideolojinin etrafında benzersiz paralarla dönen bir rejim endüstrisi, bir estetik cerrahi sektörü var.
Ben bugüne civarı diyetle zayıflamış insan tanımadım. Anında tümü belli bir süre zayıfladıktan hemen ardından yeniden eskiyen kilolarını veya daha fazlasını ediniyor. Rejim insanın yaşamında bir kısırdöngü; daimi zayıflık vaat eden rejim türü maalesef yok.
Diyetten daha bir sürü insanın dünya tarzı mühim ve belirleyicidir. Dünya tarzlarımızın beden şekillerimizi de oluşturduğunu görmeliyiz. Okumaya devam et “Kendimizi kusurlarımızla sevmek”

Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’

Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’

YAŞANAN vakaları anlayabilmek amaçlı öyle insanlarla konuştum ki ne adlarını vermem ne de konumlarını ima etmem olası. Tümü de gerçeğin bir kısmını anlatıyorlardı ve tümü de olaylara bizzat yorumlarını da katıyorlardı. Ama tümü de partner bir ismi söylediler: Leviathan. Leviathan, gözümüzün önünde yaşananların sandığımız, gördüğümüz biçimde olmayabileceğini, esasında alanda bir kocaman savaşı göze aldıracak civarı kocaman çıkarlar yer aldığını anlam eden bir kelimeydi.
Bunun ne meydana geldiğini anında izah edeceğim elbette ki, ama öncesinde bir hatırlatma yapmam gerekmektedir. Bir yerlerde birilerinin düğmeye bastıklarını anlam eden yazım Başbakan Erdoğan Rusya’ya gitmeden ve Suriye’de bombalı saldırı gerçekleşmeden bir gün öncesinde yayınlandı. Yazının yayınlanmasından bir gün hemen ardından yaşananlar bana, düğmeye bir Okumaya devam et “Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’”

VIRGINIA’DA BİR BARDA

VIRGINIA’DA BİR BARDA

Uzun seneler öncesinde Virginia’da ClA’nın yakınındaki barda içerken içeriye hayli kapsamlı durumda meydana gelen kapıdan kolay değil sığan bir erkek girmişti ve hatta adamın pek ağırlığı da yoktu. Bara oturdu ve aylardır sıvı/akışkan hiçbir birşey içmemiş benzeri süratle ve kana kana biraları devirmeye başladı.
Barlarda çoğunlukla var meydana gelen manasız sohbetlerden başladı ve birisi ona “Sen hangi meslektensin asker” diye sasker. Bu son derece manasız bir soruydu gayet elbette, herhalde espri olsun diye sorulmuştu. Omuz mesafesi hemen hemen barın uzunluğu civarı meydana gelen bu erkek, “Ben üniversitede felsefe profesörüyüm” diye cevapladı.
Benim öbür önyargım da felsefe yapan kişilerin bununla birlikte şekilsiz ve bakımsız olmaları gerektiği yolundadır. Bir felsefe profesörünün en pek Kant’ın vücudu civarı şekilli olması gerekmektedir bana göre. Okumaya devam et “VIRGINIA’DA BİR BARDA”

Yemek kitapları

Yemek kitapları

YEMEYİ bir entelektüel çalışma olarak gören bir insansanız, yiyecek masaları sizin amaçlı iş masalarına dönüşmüşse, piyasada satılan yiyecek kitaplarını görünce üzülmemek elde değil. Yiyecek kitabı denilince nedense tariflerden meydana gelen birşeyler akla geliyor.
Yemek tariflerinin ne işe yaradığı da belli değil; zira kitabına uyarak yiyecek pişirmeye soyunanların tarife uyumlu netice yaratabilmeleri olası değil.
O süre yiyecek tarifi kitaplarının ne işe yaradığına bakmak gerekmektedir. Sanırım bu tarifler bizim hayaller kurmamıza destekçi oldu. Ne Türlü ki bayanların çoğunluğu trend dergilerini düş kurmak amaçlı karıştırırlarsa yiyecek tarifleri kitapları da yapmayacağımız, yemeyeceğimiz yemekleri düş etmemiz amaçlı gerekiyorlar sanırım. Okumaya devam et “Yemek kitapları”