NOBEL KAZANDIRAN HASTALIK

NOBEL KAZANDIRAN HASTALIK

Şekersiz şeker rahatsızlığı 17. asırdan itibaren biliniyor. Bu hastalığın varlığı ilk defa 1670 senesinde Thomas Willis’in notlarında geçiyor.1913 senesinde Farini, beyin arka hipofiz ekstrelerinin hastalığa sıkı geldiğini gösterdi. 1955 senesinde Vigneaud, “diabetes insipidus”un kesinlikle tedavisini imkanı sunan “vasopressin” hormonunun sentezini yapıp Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.Şekersiz şeker hastalığının çeşitli tipleri ve formatları var.
En sık görüleni, “santral tipteki diabetes insipidus”. Beyindeki hipofiz bezinde bir tahribat neticesi belirir. Kafa travması, beyin ödemine ne sebeple meydana gelen hastalıklar, hipofiz tümörleri, enfeksiyonları, cerrahi müdahaleler, santral tipte “diabetes insipidus”a ne sebeple olur. Okumaya devam et “NOBEL KAZANDIRAN HASTALIK”

En harika pizzayı siz yapın

En harika pizzayı siz yapın

Pizzaya Türkiye’deki serüvenini sorsak 90’lı senelerden başlayarak anlatırdı herhalde. O yıllarda iki-üç parmak kalınlığında içi belli bir süre hamur kalmış ve zaman ikramı meydana iştirak eden ev tipi modeli vardı bizim önce tanıştığımız pizzaların. Kaşar peyniriyle yapılırdı, o da bir sürü az kullanılırdı. Bu tip pizzalar malzeme fakiriydi esasen ve arada bir isabet iştirak eden sucuğu bizi sevinçli ederdi. Ardından birbiri ardına açılan zincir pizza restoranlarında, özenti yaşımız buna bağlı olarak kendimizi birçok özel hissederek pizza yediğimiz dönemler geldi. Ardından ağır ağır gurme pizza tarzı mekanlar açıldı ve bizde de pizzayı tanıma zamanı ivme kazandı. Ne zaman web bu civarı hayatımızın içerisine girdi, o zaman tür çeşit tariflere ulaşma olanağıyla birlikte ev tipi pizzanın da bir sürü ince, hem bir çıtır hem bir de narin olabileceğini öğrendik. Okumaya devam et “En harika pizzayı siz yapın”

İran’a da değişiklik geliyormuş

İran’a da değişiklik geliyormuş

Eyvanlar olsun iran’da da adayların dilinden aylardır “değişim” sözcüğü düşmüyor.Biri; kadınlara daha çok hak tanıyacağını, bayanların hayatını değiştireceğini söylüyor.Biri; kaybolan ahlakı geriye getireceğini, toplumu değiştireceğini ileri sürüyor.Biri; halka petrolden pay vereceğini, geçim koşullarını değiştireceğini sözü veriyor.Bir daha seçilmek talep eden şimdiki ise; değişime-meğişime hiç takılmayıp, seçmene yalnızca kilo kilo patates dağıtıyor!
Nerden esin aldıysa!..Neyse..İranlılar ne yapacaklarını bilirler tabi de, yazıya niçin “eyvah” diyerek girdim, onu açıklama etabir.Çünkü biz, bu konuyla alakalı yanığız.
Çünkü biz, değişiklik palavralarını 40 senedir dinliyoruz.Çünkü biz, onu değiştireceğiz, bunu değiştireceğiz diye oylarımızı toplayanların, parlamentonun deri koltuklarına yerleşince, her şeyi unuttuklarını gördük, görüyoruz.Sözüm ona..Dokunulmazlık değişecekti.Siyasi partiler yasayi değişecekti.Seçim kanunu değişecekti.Başımızdaki liderler değişecekti.Milli ciro Okumaya devam et “İran’a da değişiklik geliyormuş”

Algı-olgu tamam da.. Asıl dolgu nerede

Algı-olgu tamam da.. Asıl dolgu nerede

NEDİR ülkeyi ayağa kaldıran söylemler, suçlamalar?Yargıtay’ın dinlenmesi..İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dinlenmesi..Yürütmenin yargıyı kuşatma girişimi..Yargının koruma pozisyonuna sokulması..Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlali..Yargı bağımsızlığının yok edilmesi..Ağır söylemlerin hedefinde meydana gelen Adalet Bakanı Sadullah Ergin, geçen gün gazetelerin yöneticilerini toplayıp, iki saat süresince bunlara cevap vermeye çalıştı.Kendisinin grafiklerle, rakamlarla yaptığı “savunma içerikli” sunumu öncesinde dinledik, ardından da sualler sorduk.
Sonuç itibarıyla ise, suçlamaların tümünü takdir etmedi.Bakan Ergin belli ki, telekulak haberlerinden ve eleştirilerden kritik şekilde rahatsız.Rahatsızlığının iki nedeni var.Verilen haberlerin noksan verilere dayalı olmasından ötürü, gelişmelerin hata şekilde yansıtılması.Kamuoyunda herkesin bir şekilde dinlendiğini sanarak, Okumaya devam et “Algı-olgu tamam da.. Asıl dolgu nerede”

Koruma heyetine destek şart

Koruma heyetine destek şart

Ege tarihiyle tabiatıyla daima öne çıkıyor şayet bu zenginlikleri muhafaza etmek amaçlı ortaya konulan SİT kurulları çoğalış yetmemeye başladı. Belediye başkanları kolay değil vaziyetteki İzmir ve Manisa amaçlı üçüncü bir SİT heyeti talep ediyor. Siz bu çağrıyı ne türlü buldunuz?
İzmir, geçmişi 9 bin seneye dayanan, hemen hemen her adımı, tarihi savunma başka bir deyişle SİT alanında yer alan bir şehir… Fabrika yapmaya, enerji hattı çekmeye, sokak yapmaya, baraj kurmaya, eskiyen bir binayı onarmaya kalkarsanız… Kültür ve Doğa Varlıklarını Savunma Heyeti’ndan müsaade almak zorundasınız… Bu kurulların sayısı İzmir’de ikinci.. Bir müracaatın incelenip çözüme kavuşması 7-8 ayı buluyor.. Durumu hazırda 20 bine yakın dosya bekliyor. Bu yük ağırdır ve iki heyette vazife yapan toplamında 14 üyenin sırtındadır… Üçüncü bir kurul her şeyi normal duruma getirmeyecektir şayet hiç Okumaya devam et “Koruma heyetine destek şart”

Meslek odaları, ‘engel odaları’ olmaktan ne süre kurtulacaklar

Meslek odaları, ‘engel odaları’ olmaktan ne süre kurtulacaklar

İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, meslek odalarına davet yapıp, “Yalvarıyorum, yatırımları durdurmak amaçlı çoğalış dava açmayın”diye konuştu. Demirtaş’ın bu çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekrem Beyefendi’i alkışlıyorum. Zira, İzmir’in çoğunluğu benzer hisler ve benzer reaksiyonlar içerisinde. Meslek odalarının açtıkları davalar sebebinden, şehirde bizim sayabildiğimiz en az 10 kocaman mevduat sekteye uğradı, yapılamadı, 1/2 kaldı. Kocaman zararlar meydana geldi. Davalar sebebiyle İzmir’in berbat bir şöhreti doğdu. İşadamları “nasıl olsa birileri kalkar bir dava açar”diyerek, şehre gelmek istemiyor. Haksızlar mı? Değşehirler. Yabancı hiç bir ilde olmayan davalar burada var.
Meslek odaları onlara getirilen bir takım hakları negatif kullanıp, yatırımları bir bir durduruyorlar. O nedenden de şehir ilerleyemiyor, yatırımcı çekemiyor ve geriye kalıyor. Hemen de Konak Tüneli’ne dava açma hazırlığındalar. Neden? Efendim, tünelin projesi dahi yokmuş! Başka Bir Deyişle, koskoca Eriştirme Bakanlığı, koskoca şehir Okumaya devam et “Meslek odaları, ‘engel odaları’ olmaktan ne süre kurtulacaklar”

Dört artı 4 artı 4’ün neresinde kalıyorsunuz

Dört artı 4 artı 4’ün neresinde kalıyorsunuz

Üç çarpı 4 müdür (3×4) ya da 4 artı 4 artı 4 müdür (4+4+4) şimdiki yeni öğrenim sistemi, şayet her neyse, okulları da, öğretmenleri de, velileri de, talebeleri de ek olarak en baştan altüst etmeye yetti.Hala kimse yeni öğrenim sisteminin ne türlü olacağını tam anlamıyla kavrayabilmiş değil.Nedeni Ise..Yeni sistem, hiç bir altyapı hazırlığı yapılmadan tepetaklak edildi ve anında de yürürlüğe sokuldu.
Bu değişime ne okullar hazırlıklı, ne öğretmenler hazırlıklı, ne de öğrenciler..Herkes karanlıkta el yordamıyla ilerlemeye, bir sonraki öğrenim dönemine soru işaretleri içerisinde hazırlanmaya çalışıyor.Gördüğüm kadarıyla sistem ile ilgili kimsenin yeteri kadar bilgisi yok.Ayrıca anlaşılıyor ki, görevliler tamamıyla “kervan yöntemde düzülür” mantığıyla davranış ediyorlar.Bu arada süratle okulların yapısı, niteliği, muhtevası değişmeye Okumaya devam et “Dört artı 4 artı 4’ün neresinde kalıyorsunuz”

Çanlar dörtten pek çalarsa kim ölmüştür

Çanlar dörtten pek çalarsa kim ölmüştür

Sağlıklı demokrasilerde haklar tartışılmaz.Adalet tartışılmaz.Mahkemeler tartışılmaz.Yargı tartışılmaz.Nedeni Ise, onlar her gücün üzerinde durmalıdır, itimat vermelidir, şaibesiz olmalıdır.Onlarla talep eden aradığı zaman oynayamaz, çomak sokamaz, bizzat talebine yönelik yönlendiremez.Ya yönlendirirse ne olur?Şu olur..Çok eskiyen senelerde krallıkla yönetim edilen bir ülke varmış.Ama; bu ülkede haklar ve hakimler de varmış.
Kurallara yönelik, bir vatandaş can verdiğinde, şehir merkezindeki dev zil bir defa çalınırmış.Eşraftan birisi ölürse zil iki defa, kocaman bir hükümet adamı ölürse zil üç defa çalınırmış.Ya kral?O can verdiğinde zil 4 defa çalınırmış.Gel zaman, git zaman, ilde bir durum olmuş. İş mahkemeye intikal etmiş.Davanın sanığı olarak savcılık huzuruna çıkarılan bireyin masumiyetini ise tüm insanlar biliyormuş. Okumaya devam et “Çanlar dörtten pek çalarsa kim ölmüştür”

Tartışma, sokak ver gitsin

Tartışma, sokak ver gitsin

Ankara Keçiören’deki trafik kavgasında, iki birey silahla vurularak öldürüldü. Yollarda meydana gelen tartışma amacıyla, İstanbul Beyoğlu’nda servis sürücüsü boynundan silahla vurularak öldürüldü. Bayram trafiğinde yola çıkan iki sürücü aralarında sokak verme sorunu sebebinden tartışma çıktı. Tartışma esnasında kalp krizi geçiren sürücülerden biri yaşamını kaybetti. Erzurum’da yollarda korna çalma sorunu sebebinden çıkan kavgada, bir birey bıçakla yaralandı. İstanbul Şişli’de sarı taksi ile motosikletin çarpışmasından ardından çıkan kavga kanlı tamamlandı, taksici bıçakla yaralandı.
Fethiye’de gece olan trafik ilçesi neticesi çıkan tartışma tartışmaya dönüşünce, iki kardeşten biri can verdi, ötekisi yaralandı. Konya’da yollarda sokak vermeme sebebinden çıkan tartışma kanlı tamamlandı. Kavgada bir sürücü, diğer sürücü aracılığıyla 4 yaşlarındaki kızının gözleri önünde tabanca ile vurularak zor yaralandı.Ve geçen gün İzmir Karşıyaka…
Yine sokak verme dövüşü ve yeniden gencecik insanlardan biri yaşamını kaybetti, biri zor yaralandı, bıçaklı agresif da Okumaya devam et “Tartışma, sokak ver gitsin”

Profesyonel. Yayla amaçlı sevindim

Profesyonel. Yayla amaçlı sevindim

O süre Yepyeni Asır’daydık.AK Parti İzmir Gençlik Kolları, Avrupa Birliği ile ilgili bir panel düzenlemişti.Profesyonel. Atilla Yayla da konuşmacıydı.18 Kasım 2006 bugünü burada Atatürk ve Kemalizm ile ilgili sarfettiği zor sözler başını oldukça ağrıttı.Önce Yepyeni Asır’da, daha daha sonra da milli gazeteler ile televizyonlarda çıkan bu ifadeleri üst kısmına, kamuoyunda hem reaksiyon topladı, aynı zamanda birçok cezai işleme uğradı.Gazi Üniversitesi ile ilgili iki araştırma açarak, ders vermesini engelledi, açığa aldı.Yargı, hüküm davası açtı, 15 ay mapus cezasına çarptırıldı, hüküm ertelendi.Üniversiteden iki kınama cezası geldi.
Maddi, içsel mukassi seneler geçirdi.Doğrusu, tüm bu yaşadıklarını duyunca üzülmüştüm.Ancak hemen öğrendim ki, Profesyonel. Okumaya devam et “Profesyonel. Yayla amaçlı sevindim”