HAŞLAMA KAVURMA DOLDUR ŞU KABI

HAŞLAMA KAVURMA DOLDUR ŞU KABI

İftarlar ek olarak bir başrolde şayet Ramazan’ın sahurlarını da es geçemeyiz. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Anamın Kitabı’nda, sahur yemeklerini hiç sektirmediğini söyleyip devam ediyor: “Allah’ın hikmeti, yedi kat uykuya dalmış dahi olsam, davulun önce gümgümleriyle anında uyanıp yatağımdan fırlar ve gözlerim yarısı açık yarısı kapalı ve dişlerim soğuktan birbirine çarparak evin tekir kedisi önde ben geride, sahur sofrasının kurulduğu odaya damlardım.”Ertesi zaman susuzluktan kıvranmamak amaçlı sahurda tuza uyarı etmek gerekli. Sermet Muhtar Alus “Söğüş, düdük makarnası, pilav, hoşaf, pestil ezmesi…” diye seçim edilenleri saydıktan ek olarak sonra, “Kızartma, kuru köfte, yalancı dolma, pastırmalı ve sucuklu yumurta benzeri tuzlu, biberli, baharat verici gıdalar, adamı ‘Deşt-i Kerbela’dakilere (Kerbela Çölü’ndekilere) çevirir” diye bağlar. Okumaya devam et “HAŞLAMA KAVURMA DOLDUR ŞU KABI”

Nem sınavından geçme yolları

Nem sınavından geçme yolları

Önden zeytinli yufka cipsleri söyledik. Hanede de yapması bir sürü pratik meydana gelen bu elemanların özelliği, çıtır ve gevrek olmaları. Yeniden öyleydi. Birincisi.Bir dk ardından aldığım 2. ek olarak az çıtır, iki dk ardından aldığım üçüncü hiç çıtır değil… Üç dk ardından ağzıma attığım dördüncü yufka cipsi ise basbayağı yumuşaktı. Cipsler, gözümüzün önünde nemle savaşa yeniliyordu.Bilmediğimiz birşey değil. Kuruyemişler de nemden anında tazeliğini kaybeder. Ama önce lokmadan 2. lokmaya; yalnızca birden çok dk içerisinde bu şekilde çabuk, belirgin, tam olarak, bu şekilde göz önünde bir tükenme bir sürü acayipti. Nem, yüzde bin civarındaydı ve yufka cipsleri ağlıyordu! Okumaya devam et “Nem sınavından geçme yolları”

Ünlü ingiliz çaycı da geldi

Ünlü ingiliz çaycı da geldi

Akasya Acıbadem, en enbaşta ferahlığıyla tavlayan bir ALIŞVERIŞ MERKEZI. Mağaza çeşitliliği gayet iyi. Yeme içme dükkânları gayetten de iyi! En son Fransız gurme markası Fauchon’dan söz etmiştik. Son Olarak de 1886 doğum yapmış populer İngiliz çaycı Whittard teşrif etti. Kocaman teneke kutu/kavanozlardan çay/ kahve seçip haneye alınabilir ya da orada yudumlayarak yakınında İngiliz ‘shortbread’ kurabiyelerden tadılabilir. Ben Assam Harmutty 2nd Flush Okumaya devam et “Ünlü ingiliz çaycı da geldi”

ARZUM ONAN EN NAİFİYDİ

ARZUM ONAN EN NAİFİYDİ

Arzum Onan, pazarın gelmiş geçmiş en naif, suçsuz, hanım kızıydı. Ebru Ürün’ün heykelsi formu benzersizdi. Aylin Arasıl, en uzunca seneler çalışanlardandı.Defne Samyeli, Esquire çekimine mantık hocası annesiyle gelmişti. Özlem Kaymaz üç genç yapacağını, ortanca erkek çocuğunun üzgünüm ki Nager sendromlu olacağını tabiki ki bilmiyordu. Sabahat Doğanyılmaz karakteristik kemerli burnuyla bilinirdi.Başak Gürsoy’ların, Sibel Savacı’ların jenerasyonundan ve 80’lerin en başında Akıllı Müren’le çıktığı bir yılbaşı gecesi programında parlayan Funda Güngör’den ardından, 90’ların önce yarısı onların hâkimiyetindeydi. Okumaya devam et “ARZUM ONAN EN NAİFİYDİ”

Tasarımın hem bir estetiği hem bir manası olmalı

Tasarımın hem bir estetiği hem bir manası olmalı

Omnivore World Tour, Lokanta Haftası derken, gastronomi dünyasından birçok populer figürün karayolu İstanbul’a düştü. Bunlardan biri de yiyecek tasarımcısı Marc Bretillot idi.Gıda endüstrisinde yenilik danışmanı olarak personel, yiyecek tasarımı üzerine beynelmilel kutlamalar tertip edip çağdaş zanaat çerçevesinde performanslar sergileyen biri Marc Bretillot. Dizayn eğitimini yiyecek merakıyla birleştirmiş. 1999’da Avrupa’nın önce yiyecek tasarımı denetim atölyesini kurduğu ESAD de Reims (Reims Zanaat ve Dizayn Yüksek Okulu) ve de Paris Fransız Gastronomi okullarında eğitim veriyor.Lezzet Haftası ve de bu sene yeme içmenin geleceği üzerine kafa yoran işleriyle değinen Dizayn Bienali vesilesiyle Fransız Kültür Merkezi’ne konuk oluyor. Cuma bugünü de MSA’da çok alaka çeken bir gösteri sundu. Okumaya devam et “Tasarımın hem bir estetiği hem bir manası olmalı”

Bulaşık bir zanaat ve bilimdir

Bulaşık bir zanaat ve bilimdir

Önce delilik olarak bakılan şeylerde ardından bu noktaya gelinmesine bayılıyorum. Bulaşık makinesi yerleştirmek bir sanattır. Daima bu şekilde düşünmüşümdür ve gittiğim evlerinde gördüğüm bir takım manzaralarda da dehşete düşmüşümdür. Sudan dahi geçirilmeden, yapışık lokmalarla üst üstüne tıkıştırılan kirliler, bardakların yerinde kepçeler, tabakların yerinde kadehler, soluk alamayan bulaşıkların “Benim yerim burası değil!” çığlığını duymayan bayanlar, gırla şunlar. Yaşamda bu civarı ‘denge’ modası varken, ruh-beden dengesi diye kıvranan ve kritik bütçeler harcayan bayanların bulaşık makinesi balansını bu derece hiçe saymaları, hayret veren gerçekten. Ve sonunda: Okumaya devam et “Bulaşık bir zanaat ve bilimdir”

MUTFAK YA DA KİMYA LAB

MUTFAK YA DA KİMYA LAB

Yemek inşa etmek, yıllarca annelere ve Bolu Mengenli aşçılara bırakıldıktan ardından, son 10 senenin en popüler mesleği ve hobisi haline geldi. Yeryüzünde yıldız genç şefler türedi. Sizinkinde de bu şekilde bir star ışığı vardır belki, kim bilir?Yemek atölyelerinde koltuk bulabilirseniz hiç kaçırmayın; 31 Ocakta Cumartesi bugünü MSA’nın 10-14 yaş amaçlı ‘Küçük Gurme’ workshop’u var sözgelimi. Ya da yalnızca beraber tatlı zaman geçirmek, yaratıcılığı artırmak, mutfakta bir kimya laboratuvarındaymışçasına zevkli deneyler inşa etmek amaçlı, beraber takın önlüğü.Genel olarak beraber zaman geçirin. Okumaya devam et “MUTFAK YA DA KİMYA LAB”

Midye tenceresi ve şimendifer tatlısı

Midye tenceresi ve şimendifer tatlısı

MoMA’daki Björk sergisi sebebinden. Hemen bir sebebim ek olarak var: Mad Men Yiyecek Haftası. Dizinin final sezonu şerefine tertip eden ‘Mad Men Dining Week’te, kahramanlarının 1960’larda yediklerini tatma imkanı buluyor dizinin fanları. Don Draper ne yiyor, Roger Sterling ne içiyor, “Bana da aynısından” durumları! New York’taki 30’dan pek lokanta katılıyor haftaya. Le Cirque, Barbetta, Delmonico’s ve P.J. Clarkes benzeri 60’ların asortik yerleri özel atraksiyonlar da hazırlamış. Veda şerefine iki yemeklik ya da iki içkilik 19.69 dolar değerinde set menüler var. İyi harika de Draper’la oturup yiyemedikten ek olarak sonra, bilmem ki bir lezzeti var mı?! Okumaya devam et “Midye tenceresi ve şimendifer tatlısı”

KAVGA GÜRÜLTÜ YOKTU

KAVGA GÜRÜLTÜ YOKTU

2000’lerdeyse kan, kin, gözyaşı başrole yerleşti. Biri Bizi Gözetliyor evinde dedikodu bitmez, birbirine saldırmak amaçlı vesile kollanır, ha bire savaş çıkardı. Ben Evleniyorum, Biz Evleniyoruz, Bir Sevda Masalı, Kalplerde 2. Bahar, Gelinim Olabilir Musun?, Sizlere Anne Diyebilir Miyim? halinde birbirini doğuran izdivaç programlarında, rakibelerin karşılıklı kafa göz yarması da, rüştünü anca kanıt etmiş kızlarla yaşını başını almış koskoca bayanların maçı de çok elektrikliydi. Gelin kaynana didişmeleri o civarı ayyuka çıkmıştı ki, aile değerlerine, geleneklere uyumlu değil ve berbat misal diye yasaklanmaları dahi istek edilmişti.Reality show’lar kritik gündem maddesiydi. Okumaya devam et “KAVGA GÜRÜLTÜ YOKTU”

Mutlu mu huzursuz mu

Mutlu mu huzursuz mu

İsmin, insanın kaderini de belirleyeceğine konusunda inanışlar vardır. En azından hayaller. Sevinçli’nun ismini koyarken sevinçli bir dünya sürmesini ümit etmiştir kadın babası. Gerçi annesinin ne civarı laf hakkı vardı, onu da kestirmek zor. Çünkü Diyarbakır, Ergani’deyiz.Sevinçli’nun bir ‘ihbar’la keşfedildiği yazılımı seyretmiştim. ‘Sesi Bir Sürü Harika’in halkla en harika ilişki kuran, en şefkatli, en anaç jüri azasi Sibel Can, dinler dinlemez sahiplendi onu.İlk olarak ailesini geçindirmek amaçlı çalıştığı okul kantininde gördük; ardından evinden, annesinden istenmesine tanık olduk. 19’undaydı. Sesi de bizzat de bir sürü harika, bir sürü güçlüydü. Gözleri, Okumaya devam et “Mutlu mu huzursuz mu”