Yargıtay’ın dehşetengiz Orhan Pamuk kararı

Yargıtay’ın dehşetengiz Orhan Pamuk kararı

Avrupa Birliği sürecinin, bir hükümet siyaseti olarak aynı ritimde devam ettiği… Kürt probleminin demokratik açılımla çözülmeye çalışıldığı… Ermenistan ile ateş gibi bağların geliştirildiği şu dönemde…Orhan Pamuk’un bir İsviçre mecmuasına verdiği beyanat ile ilgili, Yargıtay 4’üncü Haklar Mahkemesi benzersiz bir hüküm aldı.Önce olanları hatırlayalım:
Orhan Pamuk sohbet esnasında, ‘Bu topraklarda bir milyon Ermeni ve otuz bin Kürt öldürüldü’ demişti.Tabii nasyonalist basın anında yaygarayı kopardı. Öncesinde lafı tepetaklak etti, “Bir milyon Ermeni’yi, otuz bin Kürt’ü Okumaya devam et “Yargıtay’ın dehşetengiz Orhan Pamuk kararı”

Bürokrasiye teslim olmak veya olmamak işte asıl sorun bu

Bürokrasiye teslim olmak veya olmamak işte asıl sorun bu

Anayasa taslağıyla alakalı tartışmaları izlerken akıldan çıkartılmaması gerekli olan bir vaziyet var: Bu çekişme demokrasi ile bürokrasi arasında.Her süreçte şunu sormak gerek: Söylenenler hangi tarafa yarıyor; demokrasiye mi, bürokrasiye mi?Bu basit sorun, hukuksal açıdan 1961 Anayasasıyla başladı. Demokrat Parti dönemini (gerçek veya hata) tek parti diktatörlüğü diye niteleyenler, bir “denetleme sistemi” kurdu.Ancak bu sisteminin özelliği şuydu: Milletin oyuyla iktidara gelenleri, yeniden topluluk orijinli sivil-demokratik güçler değil, bürokrasi denetleyecekti.1982 Anayasasıyla bu kutuplaşma hepten güçlendirildi.
İşte görüyorsunuz: Okumaya devam et “Bürokrasiye teslim olmak veya olmamak işte asıl sorun bu”

Benim Ülkemiz’m bunu yapmış olamaz

Benim Ülkemiz’m bunu yapmış olamaz

Ülkemiz’ye iştirak eden Nobelli Alman yazar Günter Grass şu şekilde diyordu:”1945’te 17 yaşındayken Nazi ideolojisinin tesiri altındaydım. Olanları inkâr ettim. Ardından ölüm kamplarından iştirak eden fotoğrafları görmeye başladım. Cesetler dağ benzeri yığılmıştı. Yeniden de ‘Benim Almanya’m bunun benzeri bir birşey yapmış olamaz’ dedim. Her şeyin bir propaganda olduğuna inanmak istedim. Her Geçen Zaman, bunun hakikat bir vahşet meydana geldiğini onay etmek zorunda kaldım. Bu konularla yüzleşmek bir sürü kolay değil oluyor. Ama oldu! Peki, Ülkemiz geçmişin yüküyle ne süre yüzleşecek?”Ülkemiz’yi ve Türkleri seven bir yazar meydana iştirak eden Günter Grass, burada 1915 Ermeni kıyımına atıf inşa ediyor. Okumaya devam et “Benim Ülkemiz’m bunu yapmış olamaz”

Sol bir parti dini inançla kurulur mu

Sol bir parti dini inançla kurulur mu

Mizah dergilerinin bir takım klişeleri vardır: Sözgelişi zenginleri göbekli erkekler olarak çizerler. Oysa dönem değişmiştir: Günümüzün zenginleri; bir bir sürü kez spor yapan, kilo almamaya itina gösteren, tütünden uzak duran vatandaşlar olmuştur bundan sonra.Ancak çizgilerdeki betonlaşmış anlatım biçimleri sürer gider.Siyasi ideolojiler kapsamında da bu şekilde klişeler var. Yeniden mizahtan gidersek:
Örneğin CUMHURIYET HALK PARTISI yanlısı Akbaba mecmuasının Kemalist çizerlerinin 1960 ve 70’lerde yaptığı ‘dinci’ tiplemesi…Başında takke, sırtında cübbe, belinde nesil, elinde tespih meydana gelen, ayağı takunyalı ve simsiyah sakallı bir adamdır bu. (İlginçtir, Akbaba çizgilerinde dinci tip de hep göbeklidir. Bunun Için cevap Atatürkçü tip Okumaya devam et “Sol bir parti dini inançla kurulur mu”

Sencer Ayata’ya soru: Askerci ortada sınıflar toplumsal demokrat olabilmektedir mi

Sencer Ayata’ya soru: Askerci ortada sınıflar toplumsal demokrat olabilmektedir mi

Galiba belli bir yaştan ardından insanlara bir birşeyler anlatarak fikirlerini değiştirmek olası olmuyor.Örnek mi istiyorsunuz?İşte sektör bugünü CUMHURIYET HALK PARTISI Parti Meclisi’ne seçilen Profesyonel. Sencer Ayata…Türk politika bilgesi, eskiyen Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in (1922-1982) güveyi durumda olan Ayata, uzunca seneler ODTÜ’de sosyoloji hocalığı yaptı.Gelelim Ayata’nın tutuculuğuna; “Nuh derim, peygamber demem”inyerine…Sencer Ayata, “Cumhuriyet Mitingleri” olarak bilinen (ama arka tasarınında Ergenekoncuların bulunduğu) gösterileri değerlendirmişti.Ayata’ya yönelik mitinglerin yaşamsal liderliğini “yeni ortada sınıf” yapmıştı.Kimdi bu “yeni” Okumaya devam et “Sencer Ayata’ya soru: Askerci ortada sınıflar toplumsal demokrat olabilmektedir mi”

Asıl kabahatli CUMHURIYET HALK PARTISI değil ordu

Asıl kabahatli CUMHURIYET HALK PARTISI değil ordu

22’nci defa bir araya iştirak eden Abant Platformu, “Vesayet ve Demokrasi” konusunu tartışıyor. Bolu’ya gidemedim şayet toplantıların bir takım bölümlerini Mehtap TELEVIZYON’den takip ettim. Hukuktan tarihe, sosyolojiden bürokrasiye çeşitli sahalardan iştirak eden akademisyenler, aydınlar ve profesyoneller, “askeriye ile dik yargının” meydana getirdiği “vesayet rejimini” enine boyuna ele alıyor.Temel ideolojileri çeşitli meydana gelmesine nazaran, demokrasiyi partner payda onay eden konuşmacılar, hüküm meydanından öyle vahim örnekler veriyor ki insanın saçını başını yolası geliyor: Gemi azıya almış bu çılgın beygiri kim yetiştirdi?Abant Platformu’na katkıda bulunanlardan Okumaya devam et “Asıl kabahatli CUMHURIYET HALK PARTISI değil ordu”

O çeşit haberciliğin âlâsı Ülkemiz’de var

O çeşit haberciliğin âlâsı Ülkemiz’de var

Bayıldılar! Bir Sürü sevdiler! Hem Bir onay ettiler, hem bir imrendiler. Boy boy haberlerini yayınladılar, öyküsünü anlattılar, açıklar yaptılar…Julian Assange’den laf ediyorum.Hani ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI silahlı gücünün Afganistan’da yediği naneleri, bölgedeki skandalları ve yargısız infazları ifade eden resmi ve saklı vesikalari Wikileaks isimli web sitesinde yayınlayan gazeteci…Amerikan devletinden piyasaya sızan 90 bin sayfayı sitesinde yayımlayan Assange Beye bizim medyacılar hayran kaldı.Tamam şayet burada bir tuhaflık yok mu?Wikileaks’te yapılanın tıpkısının aynısını Yön gazetesi yapmıyor mu? Okumaya devam et “O çeşit haberciliğin âlâsı Ülkemiz’de var”

Başbakan’ın gelgitlerini tanımlamak amaçlı bir rehber

Başbakan’ın gelgitlerini tanımlamak amaçlı bir rehber

İslami kesimin entelektüellerinden Ümit Aktaş’ın, Neşe Düzel ile yaptığı söyleşide bir sürü mühim saptamalar var.Örneğin “dinci” lafının yanlışlığını gösteriyor. Kısacası, inançlı kesimde üç mühim grup meydana geldiğini anlatıyor:İslamcılar…Muhafazakârlar…Doğucular…Doğucular; Batı’dan hoşlaşmayan Osmanlıcılar. En meşhur simaları Mehmet Şevket Eygi ve rahmetli Necip Fazıl. Onlar oranla minik bir grup Asıl kocaman kitle Muhafazâkar: Şunlar ananeye dayanan, yöneticilerine biat eden, bayanın kamusal yaşama girmesini talep etmeyen, demokrasiyi “olsa da olabilir, olmasa da olur” bir ölçüt olarak gören, Alevilerden hoşlanmayan, “milliyetçi” dindarlar. Okumaya devam et “Başbakan’ın gelgitlerini tanımlamak amaçlı bir rehber”

Buruşan kravat 10 dakikada ütülemeden ne türlü düzeltilir

Buruşan kravat 10 dakikada ütülemeden ne türlü düzeltilir

Siyasi iletiler ön tasarıya geçince, seyahat izlenimlerini gerçek dürüst kayda geçiremedik. Bu Sabah az kısa değinelim bari…Özellikle uzunca uçak yolculuklarında, Profesör Oklitus stratejisi yapmak sebep. Profesyonel. Oklitus, Rodi tiplemesiyle beraber, çocukluğumuzda heyecanla okuduğumuz Sert Bilek isimli şerit romandaki bir destekçi karakterdi.Acıktıklarında, üç kafadar, anında bir tavşan vururdu. Tavşan çevirmeyi şapır şupur mideye indirirken, Profesyonel. Oklitus büyük beyaz bir peçeteyi boğazına bağlardı.Ben de yiyecek zamanı geldiğinde, THY’nin kar beyazı bez peçetesini göğsüme siper ederken, “acaba görgüsüzlük sayılır mı” diye düşünüyordum.Hostes hanım içi nar suyu dolu peti çalkalayıp kapağını açtı. Nar suyu, adeta gazozmuş benzeri fışkırmaz mı? Ben sağ Okumaya devam et “Buruşan kravat 10 dakikada ütülemeden ne türlü düzeltilir”

Demokratik meşruiyet niçin gerekli

Demokratik meşruiyet niçin gerekli

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, “Yargının demokratik meşruiyet problemi yok” diye konuştu.(Burada “yargı” kelimesiyle kastedilen “yüksek yargı”.)Dediği gerçek değil. Dik yargıda bir sürü kritik bir demokratik meşruiyet problemi var.Peki, nedir “demokratik meşruiyet”?Bu kavram, hükümet görevlisinin ardında, seçimin olması manasına gelecek.Halbuki 1982’den beri dik yargıda demokratik meşruiyet yok. Zira bürokrat, bürokratı atıyor; demokratik tercih dışlanıyor. (“Sen beni seç, ben seni seçeyim”: Al gülüm, ver gülüm sistemi.)İşte referandum bu sistemi değiştirmeyi amaçlıyor: Vazife alacak üyelerin bir bölümünü kürsü hâkim ve savcılarına seçtirerek, demokratik Okumaya devam et “Demokratik meşruiyet niçin gerekli”