Tapasa tapan şehir: Barcelona

Tapasa tapan şehir: Barcelona

Kışın ortasında bir kitap aldım. Ve o günden beri, kullanacağım anı bekliyordum… Where Chefs Eat (Phaidon), dünyanın 4 bir yanından şeflere sormuş, onlar da bizzat gittikleri popüler restoranlarını söylemişler. İçlerinde pahalı yerler de var, büfeler de… İnsan öncesinde gayriihtiyari bizden kime sormuşlar diye bakıyor: Şemsa Denizsel (Kantin), Mehmet Gürs (Mikla), Didem Şenol (Lokanta Maya), Mustafa Cihan Kıpçak (La Mouette diye geçiyor kitapta şayet birden çok ay öncesinde Üryan Doğmuş’la beraber Gile’yi açtı), Gencay Üçok (Meze by Lemon Tree) ve Peter Gordon (The Providores). Ardından nerelere giderlermiş diye göz atıyor (Parantezin içerisine şeflerin baş Okumaya devam et “Tapasa tapan şehir: Barcelona”

Alternatif ultrason testi

Alternatif ultrason testi

Esas olarak İngiltere, genellikle bütün dünyayla birlikte Kate’le William’ın bebeğini bizde de heyecanla bekleyenler vardı şayet zenci çocuk, kral bebekten öncesinde geldi dünyaya. İlk yazıldığında hakikat olamayacak civarı fantastikti; önceleri şehir efsanesi muamelesi gördü. ‘Şok’ kelimesi, rastgele bir ünlünün denize ayağını sokması amaçlı filan da faydalanılarak gücünü kaybediyor şayet bir sürü bilindik bir soyadına sahip yepyeni evli çiftin bebeği, gerçekten bir sürü dayanıklı bir şok yaşatmıştı. Beyaz gelinle beyaz damadın evlendikten tam dokuz ay ardından kucaklarına aldıkları çocuk, zenciydi! O civarı test yapılıyor çocuk kadın karnındayken… Şayet beyaz Okumaya devam et “Alternatif ultrason testi”

CHICAGO’DAKİ 110 TONLUK ‘BULUT’

CHICAGO’DAKİ 110 TONLUK ‘BULUT’

Özel yaşamı aradan çıkardığımıza yönelik, çoğalış rahatça işin asalına geçebiliriz! Anish Kapoor, Londra Hornsey College of Art’ta öğrenim görüyor, siftahı ek olarak öğrenciliğinde katıldığı grup sergisiyle Londra Serpentine’da. Dik lisansı Chelsea School of Art’ta yapıyor.Ama okulları yücelten bir tip değil; “Sanatçı olabilmek amaçlı okul eğitimini üstünüzden atmanız gerekir” diyor.80’ler parlamaya başladığı seneler, 90’larsa 37 yaşında iştirak eden Turner Ödülü’yle başlayarak onursal doktoralar, üyelikler filan demek.Sanatla mühendisliği buluşturduğu söyleniyor daima, teknolojinin nimetlerinden iyi faydalanıyor.Agresif, işlek eserleri da var ama sabit duranlar da olması gerektiği kadar mıknatıslı zaten. Okumaya devam et “CHICAGO’DAKİ 110 TONLUK ‘BULUT’”

HER KOLTUK PANDELİ, HER KOLTUK KARAKÖY LOKANTASI

HER KOLTUK PANDELİ, HER KOLTUK KARAKÖY LOKANTASI

İstanbul yedi tepe üzerine kurulmuşsa, Lizbon herhalde 7 bin tepeli bir şehir. Yokuş aşağıya, yokuş yukarıya… İstanbul’dan bir sürü uzak değil sanki; hem bir Avrupalı hem bir de arada/kenarda kalmış haliyle, kah köhne kah hip yerleriyle, hüzünlü şayet bir taraftan da sürprizli ruhuyla, kendini yadırgatmıyor. Lizbon 1755’te bir sürü kocaman bir zelzele geçirmiş, fena yayılmış. Tarihi merkezden, eskiyen dokudan hoşlananlar genellikle Baixa, Chiardo ve Bairro Alto’da turluyor. Bilhassa bu semtlerde koltuk gök Pandeli, dağ kaya Karaköy Restoranı, fikir sahası komple fayans! Binaların anında hepsinin cephesi azulejo çinileriyle kaplı. Harika geçişli tonlardaki bu hem bir parlak Okumaya devam et “HER KOLTUK PANDELİ, HER KOLTUK KARAKÖY LOKANTASI”

BENZEMEZ KİMSE SANA: SİMİT

BENZEMEZ KİMSE SANA: SİMİT

Hayatımız süresince en bir sürü yiyip de en bıkmadığımız, o herhalde: Susamlı Simit. Fırın değil, pastane değil… Yol simidi. Hemen 1 TL mahaline 1.40 oluyor. Her zam sinirdir şayet burada 1 TL’nin simide yakışır bir yuvarlaklığı da vardı, o sebeple ekstra bir sevimsizlik hasıl oluyor. Bir de susamlı simit en demokratik lezzet. Herkese eşit uzaklıkta duran, fukara fukarayla en varlıklıyı benzer kümede buluşturan bir birşey. Onun zammı iyice batar. Ancak 15. asırda imaretlerde saygı duyulan konuklara getirilen yiyecekler arasındaymış. Osmanlı Mutfak Sözlüğü’nden öyle öğreniyoruz (Priscilla Mary Işın, Kitap Yayınevi). Osmanlı çağında yağlı, yağsız, susamlı, baharlı, Anadolu Okumaya devam et “BENZEMEZ KİMSE SANA: SİMİT”

JANDARMA HAYATIMIZI KURTARDI

JANDARMA HAYATIMIZI KURTARDI

Alexanderplatz’daki kış pazarı önce göz ağrımız ama hayatımızı kurtaran, jandarma oldu! Gendarmenmarkt’taki, yılbaşı çarşılarının en kralı diyelim. Bir kere lokasyondan avantajlı. Ismini 18. yüzyıldaki Prusyalı jandarmalardan alan Gendarmenmarkt, Berlin’in en dekoratif alanı. Klasik müzik mabedi Konzerthaus Berlin’in iki yakınında kubbeli Alman ve Fransız katedralleri var, karşıdaki caddede de sıkı restoranlar, barlar… Yılbaşı gecesi (Silvester tecrübe ediyor) sokaklardaydık. Ve Berlin sokakları, Allah’ım ne türlü patlangaçlı… Evet, bir sürü şenlikli ama terörize eden bir yanı da var doğrusu: Her saniye bir birşey patlıyor dibinizde! Niyetimiz Okumaya devam et “JANDARMA HAYATIMIZI KURTARDI”

EV YAPIMI TEST: ŞEKER Mİ YAĞ MI

EV YAPIMI TEST: ŞEKER Mİ YAĞ MI

İngiliz ikiz kardeşler Alexander ve Chris Van Tulleken, şekerin mi yoksa yağın mı ek olarak zarar veren olduğuna konusunda kocaman fedakârlıklara girişmiş. Esasında üçüzler bence! Üçüncüsü doğum esnasında karışmış ve Murat Başoğlu isimiyle Türkiye’de yaşıyor! Adele yapıyor/ yaptırıyor, TV yazılımı sunuyor. Arada ‘Sabah Şekeri’ vakti Tarkan’dan ek olarak fenomen meydana geldiğini, kızların ne türlü da üzerine atladığını söylüyor, son Patron Sevinçli Son İstiyor’da Faruk rolünde yeniden ‘5 numaralı’ bakışını atıyor! Neyse, BBC amaçlı yapılan belgeselde Okumaya devam et “EV YAPIMI TEST: ŞEKER Mİ YAĞ MI”

BÖYLE BİR DERGI GÖRÜLMEDİ

BÖYLE BİR DERGI GÖRÜLMEDİ

Fakat beterin beteri var! 5 Mart, Milliyet’in içinden çıkan Lezzet gazetesini okumayanlar kocaman eğlence kaçırdı! Ek Olarak öncesinde benzerine rastlanmadık üslupta bir yayındı bu: Bir yayım yönetmeni, kapağa kaç resmini koyar? Vasfi Pakman, tam 5 resmini koymayı uyumlu bulmuş! İkinci sayfada da üç karesi yer ediniyor. Ve göbek sayfaya da onun fotoğrafı açılmış! Türkçe kullanımındaki tuhaflıkların ve tashih bolluğunun haddi hesabı yok şayet bir hesaba giriştim: Sayfaları çevirirken karşılaştığım ‘lezzet’ kelimesinden o civarı gözlerim şaşılaştı ki, 12 sayfalık ekin yalnızca başlıklarında (ve sayfa tertip başlıklarında) toplamında kaç kere ‘lezzet’ demişler diye saydım: 46! Okumaya devam et “BÖYLE BİR DERGI GÖRÜLMEDİ”

Kafayı fotoğrafla bozmak

Kafayı fotoğrafla bozmak

Bir Kadıköy- Karaköy vapuru üzerine bir Alaçatı hafta sonu bir sürü tam olarak gösterdi ki Türkler, Japon olmuş! Halk aklını kaçırmış vaziyette fotoğrafla. Hayretler içerisinde kalıyor insan; hiçbir birşey olmayan her şeyin önünde fotoğraf çekiyor, çektiriyorlar. Her an. Bir de Basit Reis’le Safinaz görse gözleri yaşarır; ıspanağın yapamadığını ‘selfie’ sevdası becerecek: Sağ kollar süratle pazulanmakta! Belki en baştan şahsi bir parantez açmak gerek: Fotoğraf sevmeyen biri değilim. İmza kellemin çarpık, yamuk, deli göründüğüne bakmayın; onu değiştirmemek tembellikten. Yoksa konut çerçeve dolu, buzdolabının kapağı yemekli karelerle kaplı vs. Ancak günümüzde halk o Okumaya devam et “Kafayı fotoğrafla bozmak”

BOB DYLAN BİLETİ

BOB DYLAN BİLETİ

Hayat az bir sürü bir uydurmadır, esasen biz de onun tam da öyle olmasını istiyoruz” der Bob Dylan. “Kimse bağımsız değil. Kuşlar dahi semana zincirli” de der üstelik. Müzik tarihinin en önemli adamlarından ve ‘ozan’ diyorlar ya çoğalış, onların en babalarından Bob Dylan, 20 Haziran’da, Maslak’ta yepyeni açılacak meydana gelen Black Box İstanbul’da. Bilete şimdiden sahip çıkmak gerekli. Kahvaltıdan gece yarısı meşrubatına civarı dışarıda oturmak talep ettiğimiz mevsim işte, nihayet. Okumaya devam et “BOB DYLAN BİLETİ”