Gastronomika’da neler oldu

Gastronomika’da neler oldu

Kimler kimler… Canım Anthony Bourdain (hani dünyanın 4 bir yanındaki maceralarını iştahla izlediğimiz)…Babalardan Alex Atala (ve karizması ve dövmeleri)…Duayenlerden Juan Mari Arzak (kızı Elena Arzak 10 Aralık’ta Gastromasa etkinliği amaçlı İstanbul’da olacak)…Efsane Mugaritz’in şefi Andoni Luis Aduriz (ki o da Gastromasa vesilesiyle bize geliyor 10 Aralık’ta)…
Jordi, Josep, Joan Roca kardeşler (‘en’lerden El Celler de Can Roca’nın sahibi üç birader Karaköy’deki Neolokal’in mutfağına girmişti geçtiğimiz sene)…Rahmetli lokanta El Bulli ile soyadı tarihe geçen Albert Adria (Ferran abinin kardeşi yakında havyar görünümlü zeytinyağı çıkarıyormuş piyasaya)…Böyle bu şekilde adlar ve ek olarak kimler kimler… En büyükler, Gastronomika’da salonda, sahnedeler…Bizim elimiz armut toplamıyor: Okumaya devam et “Gastronomika’da neler oldu”

Kasım menüsüne eyvah

Kasım menüsüne eyvah

Etlerden geyik, keçi, yabandomuzu ya da yabankeçisinden kaçınmalıymış. O pratik, esasen bizim mutfaklarda yaygın meydana gelen elemanlar değil. Öbür tüm hayvan ya da kuşların eti yenebilirmiş. Ateş Gibi servis edilerek, haşlanmış ve baharat katılmış olarak, tecrübe ediyor. Ona da peki. Kimin sözünü dinliyoruz böyle? Bizans’ın! “Balıklardan, ek olarak sulu olanlar, curcur ve kayabalıkları haricinde tamamını ye, şayet pulsuz balık yeme” diye devam etmektedir Bizans’ın Damak Tadı’nın beslenme takviminde bu ay. “Baharat kullanımında acı tatları yeğle” diyor ek olarak sonra. Onu da kaldırabiliriz, aşağı tarafı yanarız azıcık. Pırasa ve ebegümecini, bununla birlikte tüm kuru gıdaları yiyecek iyiymiş. Bu da dert değil. Son Olarak gelelim derde: “Bu ay banyo yapılmamalı, beden Okumaya devam et “Kasım menüsüne eyvah”

Sırda hudut yok

Sırda hudut yok

Öp babanın elini! Harami Dünyaya Hükümdar Olmaz’da tam da bu oluyor. Hızır Çakırbeyli’nin oysaki Ceylan’dan bir erkek çocuğu varmış: Babasına ve Alparslan’a meydana gelen tıpatıplığıyla zerre tereddüt yaşatmayan Hızır Ali. Ceylan 25 sene süresince saklamış bu sırrı. Öncesinde aldırmasını isterler diye korkusundan, ardından Hızır Meryem’le nişanlandığı amaçlı, ilerleyen senelerde reddedilir diye… Bir çeşitli açılamamış Çakırbeylilere. Ruhen belli bir süre şişmiş haliyle ama fizyolojik olarak bir sürü da kolay değil olmadığını ifade etti saklamanın ve genetiğe bağladı sebebi: Oğlan yıllarca AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’de, orada da hapisteymiş çünkü! Esasen son olarak meydana çıkması da istihbaratın başı meydana gelen dayısı Davut’un AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’yle yaptığı pazarlık… Ardından işte bir kahvaltı masasında patlattı Ceylan bombayı. Okumaya devam et “Sırda hudut yok”

Kars çarpması

Kars çarpması

Kardan aman aman zevk alan biri değilim. Karkış- kayak tatilindense, yaz-güneş-deniz üçlüsünü bin kere seçim ederim. Hele İstanbul karı: Yöntemde mahsur kalınacak, üçüncü zaman her koltuk çamur olacak, iki kartopu sefası amaçlı onca cefa çekilecek, değmez… Ama Kars karı bir sürü başkaymış. Hastası olunacak masalsı bir şeymiş. Esasen Kars da bizatihi masalsı bir şehirmiş. Memleket hudutları içerisinde en gitmek istediğim yerlerdendi. Orada geçirdiğim üç günden ardından, hemen bir daha ne zaman gidebileceğimin derdine düştüğüm yerlerden oluyor. Tabiatıyla farklı çarpıyor çünkü; tarihi, mimarisi ve bir sürü kültürlülüğüyle farklı iz bırakıyor. Geçmiş Zamanda başkentlik yapmış ender şehirlerimizden Kars, boru değil. Malazgirt Alan Muharebesi öncesinde 4 surat sene süresince Müslüman Araplar, Bagratlılar ve Bizanslılar içinde gezinip arada Ermeni-Gürcü Bagrat Krallığı’na başkentlik yaptıktan ardından, Alparslan’ın Malazgirt’iyle Selçukluların eline geçiyor. Okumaya devam et “Kars çarpması”

Baharda ne yenecek

Baharda ne yenecek

Çağla, enginar, kuşkonmaz… Isparıça, hardalotu, şevketibostan… Kişiyi kış kasvetinden savunan karbonhidratlara veda edip, mevsim güzelleriyle hafifleyelim, tazelenelim, yeşillenelimŞubat’ı tamamladık sayılır. Mart, en basit ilköğrenim bilgilerimize yönelik, bahar demek. İlkbahar eşittir mart, nisan, mayıs. Ve de ilkbahar eşittir tazelik, hafiflik, yeşillik…Doğanın canlandığı, coştuğu aşama başlıyor. E biz de payımıza düşeni alacağız haliyle. Kışa tahammülde yoldaşlık eden karbonhidratlarla araya uzaklık koyma, onları mevsim güzelleriyle replase etme vakti. Çağla örnek. İster kucağınıza alır kırt kırt yersiniz, arzu eder zeytinyağlısını yaparsınız. Dereotu ve süzme yoğurtla enfes olabilir. Cacığa da çok yakışır; Okumaya devam et “Baharda ne yenecek”

MANİDAR NITELIK OLABILIR MU

MANİDAR NITELIK OLABILIR MU

Mahmutpaşa’ya hamle atar atmaz etrafımız, “Gelinlikler bizde ablacım”, “Nişanlıklar bu tarafta teyzecim”, “Çeyiz alışverişi amaçlı sizi içeri alalım yengecim,” diye bağıran adamlarla çevrildi. “Biz gelinlik bakmıyoruz, şu şekilde işlek rengarenk kıyafetler, bluzlar, ayakkabılar talep ediyoruz,” diye konuştu annem. Adamlardan biri ağzını yamultup güldü. “Anladım teyzecim,” diye konuştu, yanındakilere göz kırptı. “Canlı renklerimiz de var, buyrun içeri.””Neyi anladın acaba? Izdivaç Ettirme programına çıkacağız,” demedim. Sustum. Daracık bir koridordan ilerleyip hanın üst katındaki bir depoya çıktık. Kıpkırmızı tuvaletler, cart yeşil payetli bluzlar, sapsarı taytlar, masmavi tüller, mosmor topuklular, lame çantalar, dore şapkalar… Sevinçten havalara uçtum.” “(…) Okumaya devam et “MANİDAR NITELIK OLABILIR MU”

Anneli okumalar

Anneli okumalar

Kurgu ya da sayıklama, kitapçı raflarında içinden annelerin geçtiği birçok kitap yer alıyor: Kadın, Annem, Oyuncu Kadın, Hata Kadın, Hoşçakal Kadın, Varolan Annenin Yokluğu, Yabancı Bir Kadın, Kaplan Annenin Yengi Marşı, Kadın Kalbi, Çakma Kadın, Sana Söyleyeceklerim Var Kadın, Süper Kadın, Masal Kadın, Pekmezci Kadın, Bir Dilek Tut Kadın, Geber Kadın, Ağlama Kadın, Biz Kimden Kaçıyorduk Kadın, Kadın Kafamda Bit Var, Damdan Düşen Kadın, Pazarları Beni Çok Öp Kadın…Genellikle kitapların diziye uyarlanmasına alışığız. Ama bu, tam aksi bir uygulama: Kadın dizisine paralel olarak, Cansu Dere’nin canlandırdığı karakterin hikâyesini ifade eden Zeynep. Kapağında “Dünyada üç çeşit insan vardır; bayanlar, erkekler ve anne adaylarımız…” diyen, yazarı olarak da dizideki basın mensubu Ali Okumaya devam et “Anneli okumalar”

Doymak pratik ama yiyecek pratik değil iş

Doymak pratik ama yiyecek pratik değil iş

İnsan yaşı ilerledikçe ek olarak sıkı anlıyor. Doymak pratik ama yiyecek pratik değil iş!Beden de bunu emrediyor esasen. Ağzınıza soktuğunuz her lokmanın hesabını soruyor, tahammül etmekte, etmekte da çoğalış bir noktada tak edince “Ben çöp öğütücü değilim” deyip isyanını yapıştırıveriyor.Kötü haber: Biz uzunca yıllar boyu bunun farkına pek varamadık, ananeye hürmet işine burun büktük, önümüze gelene razı olup tercihimizi doymaktan yana kullandık.Özellikle son 10 senede iyiyi arar, hakkını verir olduk. Bu arayış birçok oldukça başarılı hamlenin de önünü açtı. Eldekilerin değerini anlama pişmanlığıyla, küstürdüklerimizle barışmanın peşindeyiz.Bu gayretin en mühim girişimlerinden birine şahitlik etmek üzere Şanlıurfa’daydık. Finansmanı Ülkemiz ve AB aracılığıyla sağlanan, GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin yaşama geçirdiği ve dokuz ili (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Okumaya devam et “Doymak pratik ama yiyecek pratik değil iş”

Şen şakrak daktilo

Şen şakrak daktilo

Bizim lisede ‘Daktilo’ dersi vardı. 10 parmak… Okulun yalnızca kızları aldığı, ÜAKL meydana geldiği seneler… Derse, sevgili Gülsen Güleşçi girerdi. İstanbul’un en tsüvari, alımlı, havalı (ve sınıftaki herkesten 20 yıl çocuk görünmesiyle namlı) zanaat galerisi sahibi Pırıl Güleşçi Arıkonmaz’ın annesi (Çocuklik, zerafet maşallah genetik!)… Severdik. Onu da, dersi de… Liseyi bitirdiğimde türev-integralden çuvallıyor şayet tam 10 parmak olmasa da daktiloyla çok çabuk yazabiliyordum.20’lerimin en en başında çalıştığım önce işlerde daktilo da kullandım, teleks de. Belgegeçer kocaman şıklık, temizlikti. Oranla yakın tarihte, altı-yedi sene öncesinde gazetede karşımızda oturan emektar magazin muhabirinin telefon konuşmasını unutmak ne mümkün: “Ben sana mail gönderdim demin, hemen sen onu bana geriye gönder bir zahmet, bir birşey yazmayı atlamışım, onu ekleyip bir daha sana yollayacağım. Diğer işi de sen bana belgegeçer çek, en çabuk o geliyor!” Okumaya devam et “Şen şakrak daktilo”

Baş sorun hangisi

Baş sorun hangisi

Teknede öpüsürkenki fotograf önce meydana çıktıgında kadını tanımadıgını, ardından ismin Olga oldugunu vs söyleyen ve ne hikmetse kendini daima magdur göstermeye çalısan Basoglu’nun, evli meydana gelen öz yegeniyle (abisinin kızı) öpüsüyor oldugu meydana çıktı ve bu vaziyet da hepimize ‘Yuh!’ dedirtti haliyle. Nereden baksanız olağanüstü sıkıntılı bir vaziyet… Peki ne türlü bir hiyerarsiye sokacagız sorunları? En kocaman sorun hangisi? Bir kismin, bundan önce de sadakatsizlik sebebinden bosanıp ama ardından bir daha evlendigi erkek aracılığıyla aldatılması mı? Bunun meydana çıkması ve tüm Türkiye’yle beraber çiftin çocugunun (ve tüm okul nüfusunun) vaziyetten haberdar Okumaya devam et “Baş sorun hangisi”