Erdem Moralıoğlu ne civarı Türk

Erdem Moralıoğlu ne civarı Türk

Dünya modasına azıcık alakası olanın önce görüşte tanıyacağı karakteristik bir tarzı var. Bir Sürü zarif, bir sürü incelikli şayet gayet de giyilebilir tasarımları. ERDEM: Alametifarikası sayılan çiçek desenleri, fırfırları, volanları, nervürleri, tülleri, dantelleri, ustalık talep eden işleme ve bilumum ince işleriyle, bir masal atmosferine sokuyor, giyemese de bakanı… Hayat sosyetesinin, Sienna Miller’dan Emma Stone’a sinema şöhretlerinin ve de aristokratların gözünde olağanüstü makbul ad. İki elti de müşterisi: Kate Middleton’ın üzerinde sık sık gördük imzasını, hemen Meghan Markle’ın gelinliğini de onun dikeceği iddiası dolanıyor. Bizim türk malı medyada her Okumaya devam et “Erdem Moralıoğlu ne civarı Türk”

EDEBİ ELTİNİN EBEDİ KİNİ

EDEBİ ELTİNİN EBEDİ KİNİ

Edebiyat dünyası da boş değil eltilere… Ercümend Ekrem Talu’nun Sabir Efendi’nin Gelini romanında Huriye’nin, eltisiyle derdi ve rekabeti de zerafet üzerinden. Sırdaşına soruyor: “Belkıs’dan güzel miyim Sofi?”Cevap tam kankito makamından: “Belkıs hanum?.. Bah! Nerede güzel, epsi boya.. Bonmarsede kuklalarki var, nah, onlar benzeri.. Ma, sen mensur! Marak yapma.”Huriye, Belkıs’ın kendisinden bir sürü ek olarak cazibeli olduğunun gayet şuurunda, hasetinde, sinirinde şayet elbette… Onu bahçede uyurken ne türlü izlediğini şu şekilde anlatıyor Talu:
“Evin yukarıya katında bir pancur aralandı. Huriye hanımın mütecessis nazarları salıncağın içerisinde uyuyan Okumaya devam et “EDEBİ ELTİNİN EBEDİ KİNİ”

Hayati seçimler

Hayati seçimler

Tatildesiniz diyelim. Yazlık ev mi, kuruluş mi? Otel mi, motel mi, pansiyon mu, hostel mi? Otelse; kocaman mü, butik mi?Hangi erişim biçimi peki? Otomobil mı, otobüs mü, uçak mı, tren mi, gemi mi, tekne mi, motor mu? Motorsa; deniz motoru mu, motosiklet mi?Ailecek mi, bir başınıza mı? Ailecekse; çekirdek mi, cümbür cemaat tüm sülale mi? Bebekli mu, çocuksuz mu? Partnerle mi, arkadaşla mı? Partnerse; karı-koca mı, sevgili mi?Deniz-güneş tatilinde misiniz, şehirtarih- kültür seyahatinde mi, kır-dağbayır gezisinde mi? Yurtdışı mı, yurtiçi mi? Ferdi mi, tur mu? Hafta sonu kaçamağı mı, uzunca mu?
Velev ki deniz-güneş tatili… Denizci misiniz, havuzcu mu? Diyelim ki deniz; serin Kuzeyindeki Ege suları mı, Okumaya devam et “Hayati seçimler”

Açık tabak

Açık tabak

Über den Tellerand’ ne olabilir? Almanya’da sizi telli çalgılarla alıp sigara, nargile vs tellendirmenize izin verici ‘Uber’ uygulaması mı? Hayır efendim. Dilimize ‘açık tabak’ diye çevrilebilecek ‘Über den Tellerand’, Almancada yaygın kullanılan bir tabir. Açık fikirli manasına geliyor. Berlin’de ismini bu deyimden alan, kâr maksadı taşımayan bir mutfak projesi var: Mülteciler ile Berlinliler birlikte yiyecek pişiriyor, yiyor ve tanışıp kaynaşma imkânı buluyor. Yer değiştiren kişilerin alaka ve sevecenlikle karşılandığı, aidiyet geliştirebildiği, haber ve becerilerini paylaşarak ev sahibi topluluklara da zenginlik kattığı, kapsayıcı bir beynelmilel topluluğa dönüştüğü iddiası yer ediniyor sitesinde. Okumaya devam et “Açık tabak”

BALIKÇI KÖYÜ= SOSYETE KOYU

BALIKÇI KÖYÜ= SOSYETE KOYU

Elizabeth Taylor’ın, Marilyn Monroe’nun müdavim meydana geldiği bir yerde denize girmek istemez misiniz? Sveti Stefan, Budva’nın simge noktalarından. Denizin üzerinde, göz kamaştıran bir zanaat yapıtı adeta… Önceden bir balıkçı köyüymüş burası. 15. asırda adacığı surlarla çevirmişler, korsanlar geldiğinde civardaki köylüler buraya sığınmış. Ardından da balıkçı ailelerinin yuvası olmuş. 19. asra civarı bu şekilde. Derken çoğalan nüfus sığamayıp taşınmaya hüküm vermiş. Sonrası Sveti başka bir deyişle Aziz Stefan’ın, öncesinde aristokratlar sonra burjuvalar Okumaya devam et “BALIKÇI KÖYÜ= SOSYETE KOYU”

İşyerinde bunalıp çocuğunu döven adamlar gibi

İşyerinde bunalıp çocuğunu döven adamlar gibi

Genelkurmay Başkanı, Aktütün’de (bundan önce de Dağlıca’da) olanları heyecan edenleri, sorgulayanları, eleştirenleri tehdit etmekte. Susturmaya çalışıyor.Başbakan Erdoğan ise “şeklen” kendisine ilişkili (!) GK Başkanı’na, hiç olmazsa Parlamento Başkanı Köksal Toptan benzeri n mensuplarının işlevini hatırlatacağına; sahip çıkıyor, dayanak veriyor.Bu tip baskıların yepyeni bir yanı yok. Sözgelimi 1980’lerin nihayetinde, 1990’ların en başında da medya üstünde kocaman stress vardı.Medyada, “Hikmetinden soru olunmaz paşalarımız neylerse harika eyler”türü bilgi ve yorum yapanların borazanı öterdi.Şimdi, başka bir deyişle aradan çeyrek yüzyıl geçtikten daha sonra benzer yönteme başvurmaya kalkışıyorlar. Okumaya devam et “İşyerinde bunalıp çocuğunu döven adamlar gibi”

Bunlar ya ahmak ya sonradan görme

Bunlar ya ahmak ya sonradan görme

İnanılır benzeri değil. 8 Kasım Cumartesi gecesi İstanbul milletvekili Nursuna Memecan ile eşi Salih Memecan’ın evlerindeki yemeğe ilişkili olarak ne civarı aptalca laflar ediyorlar.Bildiğiniz benzeri “birincil”konuklar Tayyip ve Emine Erdoğan idi. Bununla Birlikte yirmiye yakın çağrılı daha katıldı.Gecede günlük politikadan laf açılmismi. Ortada ismi konmuş, eskiden değerlendirilmiş bir konu da yoktu.Kâh sonrası günkü F.Bahçe-G.Saray mücadeleninden bahsedildi, kâh yemeklerin lezzetinden. Başbakan benzeri bir politik figürün meydana geldiği yerde ne türlü olabilir da siyaset konuşulmaz?Çünkü”o stil “bir çağrı değildi bu.(Yoksa biz de biliriz Kürt mevzusundan, Org. Başbuğ ile ilişkilere; çok konuyu kurcalamayı.) Okumaya devam et “Bunlar ya ahmak ya sonradan görme”

Hangi vatandaşlar “makbul” değildir

Hangi vatandaşlar “makbul” değildir

Prof. Binnaz Toprak ve arkadaşlarının yaptığı ” Inanç ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler ” isimli soruşturmanın noksan yönlerine değinirken, “devletin” sorumluluğunun vurguluyoruz.Böyle yapmamızın sebebi ” her çeşitli kötülüğü devletten bilmek ” benzeri bir kolaycılık değil elbette.Elimizde somut vakalar var. Bunlara geçmeden öncesinde, toplumsal psikolojinin bize öğrettiği bir sürü basit bir mekanizmayı hatırlayalım:” Şayet bir yeri bakımsız bırakırsanız, vatandaşlar orayı hepten beter duruma getirir. “Türkiye’deki hükümet topluluk ilişkilerinde biz bu mekanizmanın azmanlaşmış halini yaşadık. Şu Şekilde oldu: Okumaya devam et “Hangi vatandaşlar “makbul” değildir”

Madem öyle JİTEM’e niye gereksinim duydunuz

Madem öyle JİTEM’e niye gereksinim duydunuz

Bugün farklı konulara kısacası değinmeye çalışalım. Biri Genelkurmay, ötekisi yepyeni Anayasa, üçüncüsü ise Dnglk 2’yle ilgilenen.”700 bin kişiyiz” olabilitesi yüksek bir sebep mi?.. Eskiyen emniyetçi İbrahim Şahin’den 300 şahsiyet bir ekip kurması istendi mi? Genelkurmay diyor ki “700 bin şahsiyet ordumuz var. Birden Çok surat kişiye niye gereksinim duyalım?”Makul bir sebep değil bu. Zira ekiplerin şekillendirilmesi meseleye yönelik yapılır. Bir Takım sorunların üst kısmına surat binlerce askerle, bazılarının ise birden çok komandoyla gidilir.Gelin yakın tarihimize şu şekilde bir bakalım: Sözgelimi TERÖR ile maçta 700 bin şahsiyet ordu eksik kaldı, özel operasyon polislerine başvuruldu. Okumaya devam et “Madem öyle JİTEM’e niye gereksinim duydunuz”

Ergenekoncular Atatürkçüleri ne türlü kullandı

Ergenekoncular Atatürkçüleri ne türlü kullandı

Haberlere bakılırsa, yepyeni Ergenekon İddianamesi hazır: İlki 2400 sayfaydı, bu ise 1900 sayfa. İddianame artık kamuoyuna açıklanmadı. Şayet sızan verilere bakılırsa, iddianamede, 2007 baharında tertip eden ‘cumhuriyet mitinglerinin’ (‘bayrak mitingleri’ de tecrübe ediyor) perde arkasında Ergenekoncuların meydana geldiği iddia ediliyor.Bu argüman esasında geçtiğimiz hafta medyaya sızmıştı. Üstelik BirGün haberi ‘mış, muş’ kipiyle okuruna sunduğu amaçlı ben de gazeteyle maytap geçmiştim. Cumhuriyet mitingleri tabiki Ergenekoncuların işiydi. Bunu tanımlamak amaçlı geniş bir araştırma inşa etmeye sebep yok.Şunu bilmek yeterli: Okumaya devam et “Ergenekoncular Atatürkçüleri ne türlü kullandı”