Kemalizm’i taklit eden Kürtler

Kemalizm’i taklit eden Kürtler

PKK-BDP çizgisi Kemalist oluyor demedim mi? Elbette Türk Kemalist’i değil, Kürt Kemalist’i… (3 Mayıs tarihindeki makalede değinmiştim.)Kürt ulusalcıları, Kemalistleri taklit etmekte. Misal olarak Leyla Zana’nın geçen günkü konuşmasına bakın.Hani, “Gün geliyor olacak, Abdullah Öcalan bizzat vatandaşının aralarında, bu milletin çocuklarına öğretmen olacak” dediği konuşma… Afaki, Ülkemiz hudutları arasında 2. bir başöğretmenin ek olarak olması…Ben bu Kürt politikacıları anlıyorum: Sonunda “ulusalcılık” yapıyorlar. Model olarak Kemalist uygulamaları kullanmaları hiç tuhaf değil.Ülkemiz’de gelişen bir ulusalcı hareketin varacağı puan yabancı ne olabilir ki? 1923’ten beri gördükleri bu… Okumaya devam et “Kemalizm’i taklit eden Kürtler”

Büyük anaparanın politik ideolojisi

Büyük anaparanın politik ideolojisi

Türk Endüstrici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) 42’nci Evrensel Heyeti, geçen zaman İstanbul’da Çırağan Oteli’nde yapıldı.Ben iktisatçı değilim. Bu sebeple öncesinde Dik İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu…Ardından Idare Heyeti Başkanı Ümit Boyner… Ve şimdi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı konuşmalardaki zengin uygun fiyat içeriğe değinmeyeceğim.Beni fazladan zihniyetler, ideolojiler, bakış açıları, politik görüşler ilgilendiriyor. Sözgelişi heyete başkanlık yapan işadamı ve eskiyen politikacı Sedat Aloğlu’nun “Yüce Önder” demesi… Ve o sırada arkasındaki devasa perdede Atatürk’ün resminin ve bayrağın dalgalanması benim amaçlı ilginçti…”Sürekli karşılaştığımız bu manzaranın nesi ilginç” diyeceksiniz… Şöyle: Okumaya devam et “Büyük anaparanın politik ideolojisi”

Aleviler ne sebeple Sivas’ı ‘yaptıranları’ rastlamak istemez

Aleviler ne sebeple Sivas’ı ‘yaptıranları’ rastlamak istemez

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, “Sivas katliamını yapanların zihniyeti bu sabah iktidarda” diyor. Sivas katliamında bir değil, iki zihniyet var aslında.Bunlardan biri… Nüfusun çoğunluğunu yaratan, Sünni kişilerin zihniyeti. Ülkemiz’nin Sünnileri, Alevilere karşın zor önyargılarla yetişiyor. Sosyolojik bir hakikat bu… Tarihsel kökenleri var.Diğer zihniyet ise sosyolojik olmaktan öncesinde siyasi… Vesayetçi anlayışın aktörleri, başka bir deyişle bürokratik seçkin dediğimiz kesim… “Seçimle işbaşına iştirak eden politikacılar vitrinde dursun ama ciddi hükümleri ben vereyim” diyor.Bunu yapabilmek… Seçilmişlere baskın çıkarak, son sözü söyleyebilmek amaçlı de, sosyolojik fay hatlarını, sözgelişi Sünni-Alevi gerginliğini kışkırtıyor.Son senelerde, bilhassa seçimler yaklaşırken, Türk-Kürt fayını kullanmaya çalıştığını gördük: Örneğin İnegöl’de olanlar…
Peki milletçe hangi araçlarla kışkırtılır? Şayet Sünni kesimi, Alevilere saldırtmak istiyorlarsa, “Aleviler cami yaktı”, filan benzeri söylentileri devreye sokuyorlar.Hedef Kürtlerse, bu defa de “Kürtler, Türk bayrağını yaktı” diyorlar. Bugünlerde, “Kürt işçiler TERÖR bayrağı astı” diye kışkırtıyorlar.Yeter mi? Yetmez. Sünni halka berbat birşeyler yaptırabilmek amaçlı yabancı otomobiller gerekir. O süre kim devreye giriyor? JİTEM ve Özel Kuvvetler…Toplanan milletçe dağılmaya başladığında, slogan ve kaya atarak vakaları körüklemeyi biliyor bu ekipler. Biliyorlar zira bunun eğitimini alıyorlar.

Bunlar da Yön’ın yalanları

Bunlar da Yön’ın yalanları

Stratfor isimli Amerikan istihbarat şirketinden Reva Bhalla, Ankara’daki kaynaklarından biri meydana iştirak eden Faruk Demir ile konuşuyor.Enerji pazarında çalışma gösteren bu birey… Başbakan Erdoğan’ı operasyon eden ekibin başındaki cerrahın… Ortağının eskiyen dershane dostu, meydana geldiğini belirttikten ardından… O kanaldan iştirak eden duyumlara yönelik, Başbakanın iki sene geçerliliği kaldığını söylüyor… (Not: Demir geçtiğimiz akşam ekranda bunları yeminler ederek reddetti.)Reva Bhalla da, 11 Aralık 2011’de merkeze bir elektronik posta göndererek öğrendiklerini belirtiyor. Derken 6 Mart 2012 bugünü Yön gazetesi, devasa bir “Stratfor, Erdoğan’a hayat biçmiş” manşetiyle çıktı.Spotta ise şu ibareyi okuduk: Okumaya devam et “Bunlar da Yön’ın yalanları”

Dindarların Marx alerjisi ve Çarka çomak sokanlar

Dindarların Marx alerjisi ve Çarka çomak sokanlar

Kapitalizm” deyince aklıma geldi… Girişimcilerin ve yetkililerin katıldığı toplantılarda, bu kelime önceden birçok telaffuz edilmezdi.Bunun sebebi, büyük ihtimalle, kapitalizmin özellikle solcuların kullandığı bir terim olarak onay edilmesiydi. Onun mahaline “serbest piyasa ekonomisi” filan denirdi.Garanti’nin organizasyonunda ise Evrensel Müdür Itina enbaşta olmak üzere, laf meydan her biri, “kapitalizm” kelimesini rahatça kullandı.Buna cevap muhafazakâr kesimin alerjisi devam ediyor. Kapitalizm dendiğinde gözlerinin önüne “Tanrıtanımaz Marx” geldiğinden olsa sebep, kelimeyi kullanmaktan itinayla kaçınıyorlar.
Kapitalizmi fakat önüne “Vahşi” sıfatını koydukları vaziyetlerde tümce içerisinde geçiriyorlar. Okumaya devam et “Dindarların Marx alerjisi ve Çarka çomak sokanlar”

Hitler ve Thatcher hemen yan yana

Hitler ve Thatcher hemen yan yana

Yakın tarihten ucu keskin örneklerle olayı açalım:Örneğin Hitler de, Thatcher da Otoriter Sağ’da konumlanıyor. Fakat Hitler’de otoriterlik katsayısı bir sürü fazla… Başka Bir Deyişle faşizmde duruyor Hitler.Buna cevap Thatcher faşizmden uzak. Fakat özgürlükçülüğün son noktası meydana gelen anarşizmle de bir ilgisi yer almıyor. Thatcher uygun fiyat bağlamda ultra liberalizme yakın.Gelelim Otoriter Sol’a… Bu kategorinin en mühim figürü, ekonomide ultra kolektivizmi destekleyen, otoriterlikte de Hitler faşizmiyle aşık atan Stalin.Politik Pusulacılara yönelik Özgürlükçü Sol’un tipik temsilcisi Gandi… Şiddete karşı. Fakat bireyci de değil. Okumaya devam et “Hitler ve Thatcher hemen yan yana”

Terbiye engelli ve Sert dahi dayanamadı

Terbiye engelli ve Sert dahi dayanamadı

Ancak İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin olayı bir sürü farklı:Son derece mühim bir mevkide meydana gelmesine nazaran… Neyi ne türlü söyleyeceğini bilmeyen, her ağzını açışında birilerinin kalbini kırarken, kendini de gülünç hale düşüren bir siyasetçi var karşımızda.Kabinede 25 bakanımız bulunuyor; hiçbiri böyle değil. Gaf üzerine gaf inşa ediyor, pot üzerine pot kırıyor. Zalim, vicdansız, terbiye engelli bir tarzı var.Dün muhafazakâr basından bir arkadaşa… “AK Partili diye sesinizi çıkarmıyorsunuz..Başka partiden olsaydı yeri göğü inletirdiniz” dedim.Bir yandan doğruluk veriyor söylediklerime, diğer taraftan dayanak sorunu var… Az bir sessizliğin sonrasında, “Bazı icraatları beğeniliyor” demek zorunda kaldı. Okumaya devam et “Terbiye engelli ve Sert dahi dayanamadı”

Merhametsizler

Merhametsizler

“Kürtaj da, sezaryen de bayan amaçlı işkence. Hüküm verilmesi çok kolay değil bir birşey. Durup dururken bir bayan ‘gidip oramı buramı kestireyim’ demez. Bir sürü olumsuz neticeleri olabilecek bir birşey.””Mevcut vaziyet iyiydi. Ama bir yükseliş varsa, normal doğumun yararları, kürtajın nedenleri, neticeleri dair toplumu bilinçlendirip aydınlatalım.””Ben yasağın asla yarar getireceğini düşünmüyorum, hele bu şekilde komple yasağın yarar değil, çok kocaman kayıp getireceğini de tahmin ediyorum. Yasaklandıkça ortadan kalkmıyor, yeraltına, ehil olmayan ellere iniyor, kadına bir kat ek olarak güçlük getirilmiş olunuyor. Yaşamını tehlikeye atıyor.”Nursuna Memecan’ın dokunduğu iki puan çok önemli: Okumaya devam et “Merhametsizler”

Şikâyet ettik de ne oldu

Şikâyet ettik de ne oldu

Bu vakaları anlatmamın nedeni, İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Yahya Uğur’un yaptığı izah…Şikayetlerle alakalı “kara liste” oluşturacaklarmış da… “Üç defa” benzer hatayı yapan taksiciye, İstanbul Megakent Belediyesi tarafından, ‘meslekten men’ etmeye civarı varan cezalar kesilecekmiş de…. Duy da inanma!Taksiciler cezalandırılması gerekli olan sürüyle kabahat, üstelik düpedüz hata işliyorlar ama kime, neyi, ne türlü ispatlayacaksın?Bir şikayet halinde yiğit şoförlerimizin fırdöndü yalanına hazırlıklı olun: “Beyefendi yanlış anlamış”… “Ben öyle bir birşey yapmadım…” “Hanımefendi öyle dediği amaçlı o yoldan gittim…” Okumaya devam et “Şikâyet ettik de ne oldu”

Buharla personel tarihi robot

Buharla personel tarihi robot

İstanbul Adam Liseliler Derneği, “Sarı-Siyah” isimli bir mecmua yayınlıyor. Dosya konusu olarak sanal dünyayı ele meydan Sarı- Siyah’ın son sayısına (9) göz gezdirirken, dijital teknolojinin tarih algımızı dahi ne türlü değiştirdiğine konusunda enteresan bir örnekle karşılaştım:Dergide şu şekilde bir değinilip geçilen Boilerplate’in öyküsü… Araştırınca matrak bir olayla karşılaştım.”Boilerplate” kelimesinin İngilizcede iki manası var:
Kazan plakası… Bilhassa buhar kazanlarının üzerine raptedilen ve kazan ile ilgili haber verici plakalara “boilerplate” deniyor.Diğer manası ise “standart metin”… Bir kere kaleme alındıktan ardından meydana geldiği Okumaya devam et “Buharla personel tarihi robot”