Önemli meydana gelen konuşturmak

Önemli meydana gelen konuşturmak

Halkın yakından tanıdığı pekçok birey bu işe soyununca… Kulaklar dikildi tabiki… İnsanların hanede, işte ya da kahvede akilcanlardan söz etmesi, hem de sulh sürecinden laf etmeleri manasına geliyor.Sosyal bilimlerin saptamalarından biridir: Bir konu ile ilgili pozitif ya da negatif konuşmak, neticede onu var eder ya da güçlendirir. (“Reklamın iyisi-kötüsü yoktur” lafıyla kastedilen tam da budur.)Yani Akilcanların çalışmaları, pratikte hiçbir işe yaramasa bile, sulh süreci ile ilgili bir farkındalık oluşmasını sağlıyor.İşin neşeli yanı ne biliyor musunuz? MILLIYETÇI HAREKET PARTISI Başkanı Hükümet Bahçeli de bunun için istemeden, farkında olmadan katkıda bulunuyor. Okumaya devam et “Önemli meydana gelen konuşturmak”

Şahane gecenin perişan sabahı

Şahane gecenin perişan sabahı

Uluslararası Caz Bugünü, İstanbul’da kutlandı. Aya İrini Müzesi tam bir ‘all stars’ gösterisine oyun alanı/sahne oldu: Yıllardır hayranlıkla dinlediğimiz sanatçıların biri gitti, ötekisi geldi sahneye…”Aaa John McLaughlin burada, aaa Zakir Hussain de gelmiş…” demekle geçti koskoca iki saat.Sanatçılar bu proje bağlamında toplandıkları amaçlı, müzik kalitesi önce sırada değildi. Mühim meydana gelen beraber yaptıkları şovdu. Yeniden de bir takım performanslar öne çıktı: Okumaya devam et “Şahane gecenin perişan sabahı”

Efsane o, efsane

Efsane o, efsane

Gelin sizlere vakanın siyaseten komik yanını da anlatayım:Fetih bayrağını CUMHURIYET HALK PARTISI’den devralan DP, etkinlikler amaçlı iyi şekilde çalışmış…Ama bunun kaymağını yiyecek, kocaman başlara kısmet olmamıştır.Bir soru: 29 Mayıs 1953’e, başka bir deyişle fethin 500’üncü seneye ilişkili olarak resimlerde, niçin cumhurbaşkanımız ve başbakan yoktur?Nedeni Ise… “Yahu biz fethi görkemli şekilde kutlayacağız kutlamasına amma… Ya Yunanistan ile aramız bozulursa?Ya Avrupa bu kutlamaları hata anlarsa…” diye kaygılanmışlar…Bunun sonucunda Başbakan Adnan Menderes, İngiltere’ye, Kraliçe Elisabeth’in taç giyme merasimine giderken… Okumaya devam et “Efsane o, efsane”

Minik bir merdiven sosyolojisi

Minik bir merdiven sosyolojisi

Tartışmalara sokak açan Seyahat Parkı hakkındaki önce yazılardan birinde, park zemininin Taksim Semti Meydanıyla benzer hizaya getirilmesi gerektiğini söylemiştim. Bu fikirde meydana gelen başkaları da var.Geçenlerde benzer düşünceyi burada tekrarlayınca, mimar Ali Günvar itiraz etti: “Farklı kodlarda niçin olmasın” diyor.Ben mimar ya da şehircilik uzmanı değilim. Ama yaşamı, vatandaşları gözlüyorum. Bununla Birlikte bizzat deneyimlerim de var. Çıkan netice şu…İstanbul Göztepe’de kocaman bir park vardır. Hani bir köşesine cami inşa edilmesi gündeme gelmişti… Ben de “Aman sakın Bağdat Caddesi bölümüne yapmayın. Cenaze kalkacağı süre trafik altüst olur” demiştim.İşte bu parkın etrafı önceden yüksekçe duvarlarla örülüydü. Ağaçlar görünürdü sözgelimi ama banklar gözükmezdi. Parkın o Okumaya devam et “Minik bir merdiven sosyolojisi”

Hızlandırılmış kurs başlıyor

Hızlandırılmış kurs başlıyor

Eğer sandık… Başka Bir Deyişle bir sürü partili evrensel seçimler, Türkiye’de demokrasinin varlığı amaçlı yeteri kadar olsaydı… Ne Kürt sorunumuz olurdu, ne de Alevi sorunumuz…Vatandaşlar uzunca zamandır sandığa gidiyor…Defalarca tek partili devlet kuruldu…Ama bunların hiçbiri Kürt ve Alevi meselelerini çözemedi.Çok partili seçimler, demokrasi getirmedi.Eğer getirseydi, bu kocaman iki sorun, çözülmemiş olarak kalmazdı.Demek ki neymiş: Demokrasiyi demokrasi yapan, sandık değilmiş.Çünkü demokrasi… Haklarla, özgürlüklerle, eşitlikle alakalı bir meseledir: Okumaya devam et “Hızlandırılmış kurs başlıyor”

Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim

Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim

Haa, bakın şunu da söyleyeyim: Bu toplumun değerleri adeta birçok sıkı, birçok gerçek, birçok harika de… “Aman sakın bozulmasın, değişmesin, meydana geldiği benzeri kalsın” diyoruz. Halbuki:Irkçılık bizde… Azınlıkları her fırsatta ezmek bizde… Kadınları dövmek bizde… Tecavüz bizde… (Basına yansımasa da) ensest bizde… Töre cinayetleri bizde…O beğenmediğiniz Hollywood filmleri var ya… İşte oların çoğunda demokrasi nedir, ne türlü işler görüyoruz ve Türkiye’nin haliyle kıyasladığımızda kahroluyoruz.Bizim sevgi, dürüstlük, şefkat civarı… Nefret, ikiyüzlülük ve şehveti ifade eden, alabildiğine gerçekçi filmlere de ihtiyacımız var. Okumaya devam et “Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim”

Ersun Yanal

Ersun Yanal

Fenerbahçe kulübü, Aykut Büyük’ın “kontrollü futbol” anlayışından, Ersun Yanal’ın “atak futbol” anlayışına geçme çabasında.Ancak şu an amaçlı ne bir tanesini inşa ediyor gerçek dürüst, ne de diğerini…Tam da bu şekilde meydana geldiği amaçlı…Deplasmanda ulaşılmış 2-0’lık şahane bir skoru ne koruyabildi…Ne de eldeki ikiyi; üçe, dörde çıkarabildi.Geçiş sürecinin problemlerini anladığımızı söyledik ama bu, teknik patronun kör gözüne parmağım yanlışlarını da görmeyeceğimiz manasına gelmez.Başlayalım…Ersun Yanal, Emenike isimli oyuncunun varlık nedenini hiç mi anlamamış?Önce şunu belirtelim: Okumaya devam et “Ersun Yanal”

Ayda 26 bin TL galip gelen uşaklar

Ayda 26 bin TL galip gelen uşaklar

Hani İngiliz Kralı 8’inci Edward’ın Ülkemiz ziyareti sırasında… Yiyecek servisi yapan bir restaurant çalışanı elindeki tepsiyi düşürür… Bunun üst kısmına Atatürk, “Ben bu millete her şeyi öğrettim ama uşaklığı öğretemedim” der…Atatürk son derece zekice sözü tabiki o an durumu kurtarmak amaçlı söylemiştir. Yoksa kendisinin de jilet benzeri uşakları vardı. (Onlarla ilişkisini, Cemal Granda’nın “Atatürk’ün Uşağıydım” isimli kitabında okuyabilirsiniz.) Bazıları halen bu anekdotu birbirlerine anlatarak avunadursun… Uşaklığın ne türlü da popüler bir meslek meydana geldiğini, geçtiğimiz gün BBC’de okuduğum bir bilgi meydana koyuyordu: Okumaya devam et “Ayda 26 bin TL galip gelen uşaklar”

Ahmet ‘Kürt’

Ahmet ‘Kürt’

Demokratikleşme Paketi tartışmaları devam etmektedir. Köşeli milliyetçiler öfkeli. Geçtiğimiz zaman MILLIYETÇI HAREKET PARTISI Evrensel Başkanı Hükümet Bahçeli gürledi: “Andımız’dan Türk kelimesini çıkardınız.Dağlardan taşlardan Türk ifadesini kazıdınız. O süre Ahmet Türk’ün de soyadını değiştirin…”Komik ebcet hesaplarıyla kıyaslandığında, kendisinden beklenmeyecek seviyede bir espri yapmış Hükümet Beyefendi… “Her esprinin ardında bir hakikat vardır” derler. Gerçek bir laf… Kürt bir vatandaşın soyadı niçin Türk olsun?1934 senesinde Soyadı Yasayi çıktığında… Ne Türlü oluyor da bir takım Kürt aileler, “Öztürk, Cantürk, Hastürk” benzeri soyadları aldı? Okumaya devam et “Ahmet ‘Kürt’”

Mimarın ismi yok

Mimarın ismi yok

Ekranda bir National Geographic belgeseli açıktı. “Belgeselleri seviyorsun…” dedim berbere: “Devasa yapıları ifade eden belgeseller var ya… Ben de onları severim.”Köprü, gökdelen, tünel derken konu Marmaray’a geldi. Bir site, Marmaray açılışından ardından, “İngilizler bizden bahsediyor” başlığıyla bir bilgi yapmıştı. “O haberi biliyorum abi” diye konuştu berber.Bence görgüsüzce bir başlıktı. Ne Sebeple derseniz… Tamam Marmaray bizim.Uzun vadeli de olsa, sonuçta 5 milyar doları aşan krediyi biz ödeyeceğiz. Okumaya devam et “Mimarın ismi yok”