Sezen’in konserleri bu civarı neşeli olmuyor

Sezen’in konserleri bu civarı neşeli olmuyor

Bugün meydana geldiği benzeri 19’uncu asırda da müzik yıldızları vardı. Şimdikiler çoğunlukla pop müzik inşa ediyor. Eskiler ise klasikçiydi…Avusturyalı müzisyen iki numaralı Johann Strauss (1825’te doğup, 1899’da can verecek meydana gelen) yalnızca besteleriyle değil aşkları ve evlilikleriyle de ünlüydü. (Benzer şimdikiler gibi!)Bütün Viyana sosyetesi ondan laf ederdi. Yakışıklı Strauss bir keresinde St. Petersburg’da gayet oldukça başarılı konserler vermişti.Viyana’ya döndüğünde ne görse beğenirsiniz: Yalnızca onun hakkındaki haberleri yazan bir dergi çıkarılmıştı. Elbette bunların azı hakikat, çoğu uydurmaydı. (Hemen bir sürü mu farklı?) Okumaya devam et “Sezen’in konserleri bu civarı neşeli olmuyor”

Ali Babacan’a: Öncesinde kadınlara sorun

Ali Babacan’a: Öncesinde kadınlara sorun

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son bilgilerine yönelik nüfus yükseliş hızımız düşüyordu.Bırakın 3 çocuğu, hemen hemen aile başına “bir” çocuğa gerçek ilerliyorduk.Ancak tartışmalı bir başlıktı bu… Zira tutmayan bir hedefin olması için; öncesinde uygulamaya konulmuş bir tasarı olması gerekiyordu. Hükümetin bir siyaseti olacak ki… Hedefe erişti mı, ulaşmadı mı ölçebilelim.Hepimiz biliyoruz ki sözle peynir gemisi yürümüyor.Başbakan “yapın” diye konuştu diye, kimse genç yapmıyor…Niye yapmıyor? Yanıt TÜİK verilerinde gizli: Zira şehirde yaşayanların oranı yüzde 77 olmuş… Şehirde hayatını sürdürmek, köyle kıyaslandığında, “pahalı” yaşamaktır. Okumaya devam et “Ali Babacan’a: Öncesinde kadınlara sorun”

Zamane reklamcıları ‘satmaktan’ utanıyor

Zamane reklamcıları ‘satmaktan’ utanıyor

Enayi misin birader?’82 yaşlarındaki reklamcının gözleri bir anda hayret ve kızgınlıkla parladı: “Aynen!” deyip ‘saydırmaya’ başladı. Elbette bizzat işlerinden örnekler vererek…Gurur duyduğu çalışmalarından bir tanesini, 1985’te artık tanınmamış Tommy Hilfiger amaçlı yapmıştı.Kocaman bir bilborda, “Erkek giyiminde Amerika’nın 4 büyük tasarımcısı” diye yazdıktan ardından… Yalnızca harfler sıralamıştı: R.. L.. / P.. E.. / C.. K.. / T.. H..”Bilbordu görenler, harflerin kimlere gönderme yaptığını anında anlamıştı: Ralph Lauren, Perry Ellis, Calvin Klein… Peki ya TH? Her Biri birbirine TH’nin kim meydana geldiğini soruyordu. Okumaya devam et “Zamane reklamcıları ‘satmaktan’ utanıyor”

En pahalı ‘zerre’

En pahalı ‘zerre’

Higgs Bozonu hakikaten var mıydı? Yanıt o civarı ehemmiyetliydi ki… Pekçok ülke bir araya gelerek, İsviçre-Fransa hududunda devasa bir laboratuvar kurdu.Milyarlarca dolar harcayarak Kocaman Hadron Çarpıştırıcısı’nı yaptılar. Burada protonları çarpıştırarak Higgs Bozonu’nun ortaya çıkacağını umuyorlardı.Deney çok kritikti: Higgs Bozonu ortaya hiç çıkmayabilir, böylelikle Standart Model yanlışlanırdı…Belki de Higgs Bozonu çarpışma anında ortaya çıkardı ama şuanki cihazlarla saptamak tam anlamıyla olası olmayabilirdi. Zira bozonun geçerliliği yalnızca bir andı.Gelelim Yaradan Parçacığı lafına… Higgs Bozonu beklentisi devam ederken, mevzuyu halka da yorumlamak Okumaya devam et “En pahalı ‘zerre’”

Önemli meydana gelen konuşturmak

Önemli meydana gelen konuşturmak

Halkın yakından tanıdığı pekçok birey bu işe soyununca… Kulaklar dikildi tabiki… İnsanların hanede, işte ya da kahvede akilcanlardan söz etmesi, hem de sulh sürecinden laf etmeleri manasına geliyor.Sosyal bilimlerin saptamalarından biridir: Bir konu ile ilgili pozitif ya da negatif konuşmak, neticede onu var eder ya da güçlendirir. (“Reklamın iyisi-kötüsü yoktur” lafıyla kastedilen tam da budur.)Yani Akilcanların çalışmaları, pratikte hiçbir işe yaramasa bile, sulh süreci ile ilgili bir farkındalık oluşmasını sağlıyor.İşin neşeli yanı ne biliyor musunuz? MILLIYETÇI HAREKET PARTISI Başkanı Hükümet Bahçeli de bunun için istemeden, farkında olmadan katkıda bulunuyor. Okumaya devam et “Önemli meydana gelen konuşturmak”

Şahane gecenin perişan sabahı

Şahane gecenin perişan sabahı

Uluslararası Caz Bugünü, İstanbul’da kutlandı. Aya İrini Müzesi tam bir ‘all stars’ gösterisine oyun alanı/sahne oldu: Yıllardır hayranlıkla dinlediğimiz sanatçıların biri gitti, ötekisi geldi sahneye…”Aaa John McLaughlin burada, aaa Zakir Hussain de gelmiş…” demekle geçti koskoca iki saat.Sanatçılar bu proje bağlamında toplandıkları amaçlı, müzik kalitesi önce sırada değildi. Mühim meydana gelen beraber yaptıkları şovdu. Yeniden de bir takım performanslar öne çıktı: Okumaya devam et “Şahane gecenin perişan sabahı”

Efsane o, efsane

Efsane o, efsane

Gelin sizlere vakanın siyaseten komik yanını da anlatayım:Fetih bayrağını CUMHURIYET HALK PARTISI’den devralan DP, etkinlikler amaçlı iyi şekilde çalışmış…Ama bunun kaymağını yiyecek, kocaman başlara kısmet olmamıştır.Bir soru: 29 Mayıs 1953’e, başka bir deyişle fethin 500’üncü seneye ilişkili olarak resimlerde, niçin cumhurbaşkanımız ve başbakan yoktur?Nedeni Ise… “Yahu biz fethi görkemli şekilde kutlayacağız kutlamasına amma… Ya Yunanistan ile aramız bozulursa?Ya Avrupa bu kutlamaları hata anlarsa…” diye kaygılanmışlar…Bunun sonucunda Başbakan Adnan Menderes, İngiltere’ye, Kraliçe Elisabeth’in taç giyme merasimine giderken… Okumaya devam et “Efsane o, efsane”

Minik bir merdiven sosyolojisi

Minik bir merdiven sosyolojisi

Tartışmalara sokak açan Seyahat Parkı hakkındaki önce yazılardan birinde, park zemininin Taksim Semti Meydanıyla benzer hizaya getirilmesi gerektiğini söylemiştim. Bu fikirde meydana gelen başkaları da var.Geçenlerde benzer düşünceyi burada tekrarlayınca, mimar Ali Günvar itiraz etti: “Farklı kodlarda niçin olmasın” diyor.Ben mimar ya da şehircilik uzmanı değilim. Ama yaşamı, vatandaşları gözlüyorum. Bununla Birlikte bizzat deneyimlerim de var. Çıkan netice şu…İstanbul Göztepe’de kocaman bir park vardır. Hani bir köşesine cami inşa edilmesi gündeme gelmişti… Ben de “Aman sakın Bağdat Caddesi bölümüne yapmayın. Cenaze kalkacağı süre trafik altüst olur” demiştim.İşte bu parkın etrafı önceden yüksekçe duvarlarla örülüydü. Ağaçlar görünürdü sözgelimi ama banklar gözükmezdi. Parkın o Okumaya devam et “Minik bir merdiven sosyolojisi”

Hızlandırılmış kurs başlıyor

Hızlandırılmış kurs başlıyor

Eğer sandık… Başka Bir Deyişle bir sürü partili evrensel seçimler, Türkiye’de demokrasinin varlığı amaçlı yeteri kadar olsaydı… Ne Kürt sorunumuz olurdu, ne de Alevi sorunumuz…Vatandaşlar uzunca zamandır sandığa gidiyor…Defalarca tek partili devlet kuruldu…Ama bunların hiçbiri Kürt ve Alevi meselelerini çözemedi.Çok partili seçimler, demokrasi getirmedi.Eğer getirseydi, bu kocaman iki sorun, çözülmemiş olarak kalmazdı.Demek ki neymiş: Demokrasiyi demokrasi yapan, sandık değilmiş.Çünkü demokrasi… Haklarla, özgürlüklerle, eşitlikle alakalı bir meseledir: Okumaya devam et “Hızlandırılmış kurs başlıyor”

Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim

Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim

Haa, bakın şunu da söyleyeyim: Bu toplumun değerleri adeta birçok sıkı, birçok gerçek, birçok harika de… “Aman sakın bozulmasın, değişmesin, meydana geldiği benzeri kalsın” diyoruz. Halbuki:Irkçılık bizde… Azınlıkları her fırsatta ezmek bizde… Kadınları dövmek bizde… Tecavüz bizde… (Basına yansımasa da) ensest bizde… Töre cinayetleri bizde…O beğenmediğiniz Hollywood filmleri var ya… İşte oların çoğunda demokrasi nedir, ne türlü işler görüyoruz ve Türkiye’nin haliyle kıyasladığımızda kahroluyoruz.Bizim sevgi, dürüstlük, şefkat civarı… Nefret, ikiyüzlülük ve şehveti ifade eden, alabildiğine gerçekçi filmlere de ihtiyacımız var. Okumaya devam et “Demokrasiyi izlemek ve Hadi çek de görelim”