O gömleği’ istemiyorlar

O gömleği’ istemiyorlar

Ben mevzuyu şu şekilde görüyorum… “Ortadoğu’ya bulaşmayalım” diyenler öncelikle Kemalistlerdir. Bu fikrin birden çok boyutu var:Ortadoğu’yla ilişkilerin, dini yapıları ve dinci siyaseti güçlendireceği endişesi.Ortadoğu aktörü olunduğu halde, büyüyen Kürt politikasının ulus- devlet’i bozacağı korkusu.Gelişmeler, Kemalistlerin her iki endişesinin de uygunsuz olmadığını meydana koydu. Bizzat açılarından haklılar.Benim “bulaşmayalım” demem ise ek olarak çeşitli nedenlere dayanıyor. Söyleyecek lafım bir sürü. Kısacası özetleyeyim:
Bölgede neyinle yer alacaksın? Sözgelimi parayla mı? Hem Bir o civarı paran yok, hem bir de o sahası Suudiler ve Okumaya devam et “O gömleği’ istemiyorlar”

Başkanlık serinliği

Başkanlık serinliği

İki buçuk sene geçmiş. Fakat değişim gösteren bir birşey olmamış. Başkanlık Sistemi’nden laf ediyorum… Tartışmalar hız kazandığında, Kadir Özgü Üniversitesi, milletin toplumsal ve siyasal eğilimlerini meydana koyan araştırmasında başkanlıkla da alakalı suallere da koltuk vermiş:”Yeni ifade edilecek anayasada, ülkenin idare tarzının ne türlü olması gerektiğini düşünüyorsunuz?” Cevaplar:
Parlamenter Demokrasi yüzde 65.8…Başkanlık yüzde 21.2…Yarı Başkanlık yüzde 4.4…Bu neticelere bakarak kısacası şu şekilde demiştim: Başkanlığı müdafaa edenler, bir çok kez olarak hükümet çarkıyla alakalı konuşuyor.Örneğin: Okumaya devam et “Başkanlık serinliği”

İcatçı mı, ithalatçı mı

İcatçı mı, ithalatçı mı

Kısa ismi Fatih Projesi meydana gelen “Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Projesini” önce duyduğumda bir sürü sevinmiştim.Bütün sınıflar en az bir laptop PC, projeksiyon aleti ve zeki tahta ile donatılacaktı…Ayrıca her talebenin bir tablet bilgisayarı olacak, öğrenim ve öğretim onun sayesinde ve onun üzerinden yapılacaktı.Fatih Projesi, AK Parti çağındaki en mühim projelerden biridir. Bir İstanbullu olarak, sözgelimi metrodan, tramvaydan, metrobüsten bol bol yararlansam da… Ülkemiz tarafından Fatih Projesi hepsinden mühim… Zira körpe beyinleri geleceğin dijital dünyasına hazırlamaya yarıyor… Okumaya devam et “İcatçı mı, ithalatçı mı”

İfade özgürlüğü

İfade özgürlüğü

Seçime giren partilerin, fikirlerini seçmenlere ulaştırmak amaçlı çağın kitle kontakt araçlarından hiçbir kısıtla karşılaşmadan yararlanmaları şarttır.Sadece şuanki partiler değil… Toplumda yabancı fikirler ve onların ifade edildiği kontakt araçları olabilir.Yarın diğer zaman, o fikirleri destekleyen partiler de seçime girebileceğinden, “bunlar marjinal” denilerek engellenemezler.O takdirde İfade Özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından biridir. Yalnızca fikri anlatan birey değil, onu dile getirdiği araç da direk ya da endirekt yollardan engellenmemeli, örneğin sansüre uğramamalıdır. Okumaya devam et “İfade özgürlüğü”

IŞİD’in ismi yok

IŞİD’in ismi yok

Eğer camide dinlemediyseniz, Başkanlığın web sitesinde tam metni inceleyebilirsiniz. Okuduğunuzda şunu göreceksiniz:Hutbede bir defa olsun “IŞİD” (Irak-Şam İslam Devleti) ya da Diyanet’in kullandığı Arapça kısaltmayla “DAİŞ” kelimesi geçmiyor.Hutbenin başlığı: “Küresel Terörün Amaç Aldığı Din: İslam”. Metinde bulunan can müşteri cümlelerden biri şöyle:
“İslam’la, Müslümanlıkla alakası olmayan cinayet şebekelerinin işlediği cürüm, saldırı, vahşet ve katliamlar maalesef İslam’la beraber anılır olmuştur.””Cinayet şebekeleri” varmış… Gerçek, var da; bu şebekelerin ismi ne? Hutbeyi hazırlayanlar ve camilerde okunması amaçlı takdir verenler, ne sebeple IŞİD ya da DAİŞ demekten imtina ediyor? Ne Sebeple bu kısaltmaların ne manaya geldiği cemaate söylenmiyor? Ne Sebeple yan çiziliyor, Okumaya devam et “IŞİD’in ismi yok”

Yine kadın sorunu

Yine kadın sorunu

Kılığıma kıyafetime bakarak temiz kullanacağıma hükmetmiş olmalı. Elbette bu da istatistiki bir durum: Dekoratif bayanların, lacileri çekmiş beylerin, girdikleri tuvaleti, iğrenç bir biçimde bıraktıkları bir sürü görülmüşçeşit.Kadınlar deyince aklıma geldi. Milliyet’te çalışırken birden çok kere yazmıştım: Tuvalet bahsinde, cinsiyetler mevzubahis olduğunda, “eşitlik esasında adaletsizliktir”.Mimarlar, firma binalarını, konser salonlarını, AVM’leri tasarlarken, erkeklere ve kadınlara eşit meydan ayırıyor. Oysa bayanların tuvaletlerde Okumaya devam et “Yine kadın sorunu”

Elini sallasan ellisi

Elini sallasan ellisi

Yeme içme sektöründeki sıkıntıya ilişkili olarak verdiği son misal de şu oldu: “Ortalık işsiz aşçı kaynıyor. Önceden on liraya kolay değil bulduğun adamı, son olarak beşe bağlıyorsun” diye konuştu arkadaş.Bu son söylediği, geçtiğimiz gün okuduğum ve canımı hakikaten sıkan bir haberle uyumlu: Ege ve Akdeniz bölgelerinde 1.300 dolaylarında otel satılıkmış.
Soracaksınız: “Bir malın satılık meydana gelmesinin nesi kötü?” Bizzat başına değil tabiki. Fakat satılık otellerin Okumaya devam et “Elini sallasan ellisi”

Just do it

Just do it

“İki Dakika” kuralını, “Başlamak bitirmenin yarısıdır” diyenler meydana atmış olmalı. Takip edilecek sokak bir sürü basit: En pek iki dk devam eden bir işi, hemen-şimdi inşa ederek önce adımı atıyorsunuz.Sözgelişi, masayı toplamak 1/2 saati alabilir. Üç kitabı rafa yerleştirmek iki dk dahi sürmez. Bu vaziyette populer reklam sloganındaki benzeri davranıyorsunuz: “Just do it!”Başka alanlarda da uygulanıyor bu kural. İşi öncesinde dilimliyor, ardından da önce dilimle başlıyorsunuz. Diyelim ki sabahları koşmak talep ediyor ama daima erteliyorsunuz. Oysa spor ayakkabınızı giyip dışarı çıkmak, yalnızca iki dakikanızı alacaktır. (Eh, kapıdan çıktıktan ardından geriye dönecek haliniz yok ya; başlarsınız koşmaya…) Okumaya devam et “Just do it”

Güneş tutulması altında bir izdivaç

Güneş tutulması altında bir izdivaç

İngiliz yazar, şair ve kuş (şahin) uzmanı Helen MacDonald, o zaman yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: “Kalabalık bir plajdaydım. Semana bakmakta meydana gelen vatandaşlar, kararmayı çığlıklarla, alkışlarla, ıslıklarla karşıladı. O an kalbimin yerinden oynadığını hissettim. Gözümden yaşlar geliyordu. Dizimin üzerine çöktüğümü, kendimi küçücük hissettiğimi hatırlıyorum…”MacDonald’ın bu his patlamasını tam anlamıyla nerede ve ne süre yaşadığını dakikası dakikasına biliyoruz: 29 Mart 2006 Çarşamba bugünü 13:54’te Antalya’dadır. Lara Plajı’nda bir araya gelen tahmini bin şahısla beraber tam güneş tutulmasını izlemektedir. Okumaya devam et “Güneş tutulması altında bir izdivaç”

Enformasyon savaşı

Enformasyon savaşı

Mükemmele yakın bir idrak operasyonunun ne türlü yapıldığını öğrenmek arzu eder misiniz? İşte onun hikayesi…Berlin Mahkeme Sözcüsü Martin Steltner’e etraf kasabalarından telefonlar gelmekte, güven müdürleri, yol gösterilerinden laf etmekteydi. Rastgele bir konuda gösteri inşa edilmesi normaldi. Fakat bu gösteriler birdenbire meydana çıkmıştı.Müdürler Steltner’i arıyordu zira bu savcılıktan meydana gelen bir sorundu. Arap göçmenler, Lisa (Elizabeth) isimli 13 yaşlarındaki Rus orijinli bir kıza tecavüz etmiş fakat mahkeme araştırma açmamıştı. Göstericiler işte bunu ihtarname ediyordu. Okumaya devam et “Enformasyon savaşı”