Bir geçiş çağının doğum sancıları mı

Bir geçiş çağının doğum sancıları mı

İçinde bulunduğumuz polemiklerle ve arayışlarla dolu ortam, bir geçiş çağının doğum sancılarını yansıtmakta. Askeri darbelerin çoğalış mevzubahis olmadığını gören kesimler hemen Fethullahçı darbelerde ya da PKK teröründe çıkma karayolu arıyorlarsa, bu vaziyet geçmişin berbat alışkanlıklarının bugüne bu şekilde yansıması değil midir?
Eğer basının bir kısmı halen post- çağdaş darbeciliğin yakınında benzeri görünüyorlarsa, bunu geçiş çağının kararsızlığı biçiminde değerlendirmeliyiz. Bu kararsızlığın son sergilendiği 28 Şubat 1997 post- çağdaş darbesinde bir orta medya patronu meydana iştirak eden Dinamik Bilgin’in başına gelenleri herhalde hiçbir medya patronunun Okumaya devam et “Bir geçiş çağının doğum sancıları mı”

Aşırı ciddiyet ara ara can sıkmaz mı

Aşırı ciddiyet ara ara can sıkmaz mı

Takılmış plak benzeri Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı hedefleyen akılsızca ve nesil altı saldırılarla ömürlerini geçirenler, bize geçmişten kalıt olan berbat alışkanlıklardan yalnızca bir tanesidir. Sözgelişi girdiği her seçimi kaybeden ve kurultay-kolik meydana gelen bir partinin öncüsü, her seçimi galip gelen AK Parti’nin sıradan kongre ile nöbet değişimi gerçekleştirmesini misal almak ve nöbeti devretmeyi tahmin etmek mahaline, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a çatmayı yeğ tutmuyor mu?
Açın Mahmut Kemal İnan’ın “Son Sadrazamlar” kitabını (a.g.e 1940 Maarif Matbaasıİstanbul) ve Sultan Abdülaziz çağında birden çok defa veziriazamlık yapan Fuat Paşa kısmına bakın… Parke döşenerek yapılmış olan “Bab-ı Ali Caddesi”nin kendine atılan taşlarla yapıldığını söyleyen Fuat Paşa, Abdülaziz’in 1867’deki Avrupa gezisi sırasında kendisine sorulan “Dünyanın en kuvvetli devleti hangisidir” sualine şu şekilde yanıt vermiş: Okumaya devam et “Aşırı ciddiyet ara ara can sıkmaz mı”

Terbiyeli darbelerden iç savaş girişimlerine ne türlü geldik

Terbiyeli darbelerden iç savaş girişimlerine ne türlü geldik

Başı sonu belli “Terbiyeli darbeler” ananeninden “İç savaş girişimleri”ne uzanan aşamada, gözden kaçırdığımız gelişmelerin meydana geldiği kesindir.Öncelikle “FETÖ olayı”nın eriştiği boyutları ve bunun beynelmilel kullanım alanına CIA aracılığıyla ne türlü açıldığını birçok izlemedik… Ve nihayetinde FETÖ’nün askerleri gözlerini kırpmadan, Ülkemiz’yi Suriye’ye benzetmeye çalıştılar.
Aslında Suriye’deki gelişmeleri adeta Ülkemiz’nin bir sorunuymuş benzeri ele meydan harici siyaset yaklaşımının yanlışlığını ve mümkün neticelerini da birçok gerçek değerlendiremedik. Beşşar Esad’ın en geç altı ay içerisinde devrileceğini argüman eden Türk siyasetçilerinin hata öngörülerini de sorgulamadık. Okumaya devam et “Terbiyeli darbelerden iç savaş girişimlerine ne türlü geldik”

Hayat bir hız koşusu değil bir maratondur

Hayat bir hız koşusu değil bir maratondur

Yabancı ülkelerden Ülkemiz’ye iştirak eden yatırımcılarla görüşürken, daima benzer şeyleri söylerim…Biz Türklerin yaşamlarımızda bir çok kez inişler çıkışlar olabilir. Bazen politik anlaşmazlıklar yerini şiddete detaylı huzursuzluklara bırakır. Demokrasinin rafa kaldırıldığına dahi şahit oluruz.
Ekonomide ise Turgut Özal öncesi aşama döviz krizleri ile doluydu. Şayet özgür kur ve özgür getiri, bu krizleri geride bıraktı. Fakat bir takım dönemlerde ekonomiyi evrensel bir durgunluk etkilediğinde, kişiler geçim sıkıntısı çeker.Yukarıda özetlediğim tabloları seslendirdikten ardından yabancılara daima benzer şeyi söylerim…
Biz Türklerin yaşamlarımızda bir çok kez iniş çıkışlar olsa da, evrensel ölçümlendirme yaptığımızda dünya Okumaya devam et “Hayat bir hız koşusu değil bir maratondur”

Rejim değil “Sistem” değişikliği

Rejim değil “Sistem” değişikliği

Artık Ülkemiz’nin gündeminde Anayasa referandumu var… Bu yepyeni gündem maddesi, “Terör” ya da “Ekonomide darboğaz” benzeri gündem maddelerinin yok olmaları manasına gelmek bilmiyor. Ne var ki 18 maddelik Anayasa değişim paketi referandumda onay edilirse, mevzubahis eskiyen gündem maddelerinin çözüme bağlanmaları kolaylaşacaktır.Siyasette söz ebeliğini bir kenara itip gerçekçiliği yeğ tutarsak, bu referandumun Cumhurbaşkanımız Erdoğan amaçlı ülke genelinde bir itimat oylaması olacağını söyleyebiliriz.
Anayasayı değiştiren maddeler, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın esasen şuanki meydana gelen yetkilerine yepyeni bir ebat getiriyor.Cumhurbaşkanımız’nın bizzat anlatımıyla “Özellikle partili bir Cumhurbaşkanımız zamanı bir kez bu işin en çeşitli meydana gelen istikameti olacak.Bütün bunların yakınında da bilhassa Ülkemiz’nin geleceğe karşı bir sürü ek olarak performansı artırıcı hükümler almasının gereğine inanıyoruz. Her ne civarı birileri ‘Rejim değişikliği’ Okumaya devam et “Rejim değil “Sistem” değişikliği”

Bizim darbelerin mimarları hemen kendilerine döndüler

Bizim darbelerin mimarları hemen kendilerine döndüler

Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın en kuvvetli demokrasisinde, kimse kimseye güvenmiyor. Bizim 17-25 Aralık’ta yaşadıklarımızın benzerleri hemen Washington’da tezgâhlanıyor. Ve bu ülke hem bir uygun fiyat hem bir de askeri gücü ile yıllardır bize de patronluk etmekte. Demokrasimizin rafa kaldırıldığı askeri darbelerin arkasında hep Amerika’nın yer aldığını bilerek ve kabullenerek yaşamadık mı?
Bereket bir noktada “Yeter artık” diyebildik. Bu puan 2000’li yılarda stabil bir hükümete sahip olmamızla mı başladı, yoksa son puan 15 Temmuz 2016 akşamı mı koyuldu, bilemiyorum. Ama bugünlerde yaşadıklarımız, o son noktanın arkadaş ve müttefikler aracılığıyla güzel karşılanmadığını da kanıtlamıyor mu? Ülkemiz’den kaçan darbecilerin, FETÖ’cülerin ve PKK’lıların arkadaş Okumaya devam et “Bizim darbelerin mimarları hemen kendilerine döndüler”

Amerika’nın ipiyle bir yere gidilebileceğini sananlar yanılır

Amerika’nın ipiyle bir yere gidilebileceğini sananlar yanılır

Ne yazık ki tamamıyla bizim dışımızdaki etkenlerle ortaya konulan harici siyasetin krizli konuları, nihayetinde bizim iç politikamızı da derinine etkiliyor. Son Vakitlerde bu hallerin ana sorumlusu şüphesiz Abd’dir.Amerika maalesef bir zamandır bir dediği bir dediğini tutmayan, güvenilmez bir ülke görünümü vermektedir. Sözgelimi eskiyen Başkan Obama çağı ile yepyeni Başkan Trump çağı, izlenen siyasetler ve edinilen hükümler değerlendirildiğinde adeta iki çeşitli devletmiş benzeri bir imaj vermektedir. Obama’nın İran’la diyaloğa girmeyi başlatan politikasına karşın Trump öyle ki İran’la savaş halindeymiş benzeri bilgilendirmeler yapmaktadır. Obama öncülüğünde imza adan ve etraf savunmayı planlayan anlaşmayı Trump boykot etmiştir. Okumaya devam et “Amerika’nın ipiyle bir yere gidilebileceğini sananlar yanılır”

Bunlar ya Ülkemiz’yi tanımıyorlar ya da akıllarını yitirmişler

Bunlar ya Ülkemiz’yi tanımıyorlar ya da akıllarını yitirmişler

Dans pistindeki eşler orkestraya adımlarını uydurmuş, dans ediyorlarmış. Pistin ortasında ise iki kolu olmayan bir erkek sıçrayıp duruyormuş.Meraklı biri adamın yanına gitmiş ve “Ne inşa etmek istiyorsun kardeşim” diye sormuş. Erkek boynunu büküp yanıt vermiş… “Bir birşey inşa etmek istemiyorum. Yalnızca sırtım kaşınıyor” demiş.
Ülkemiz’nin dirliğini, düzenini, birliğini ve güvenliğini hedefleyen iç ve harici çevreler bu fıkradaki iki kolu olmayan ve sırtı kaşındığı amaçlı sıçrayıp duran adama benzemiyorlar mı? Tamamını toplasanız, Türk vatandaşının Okumaya devam et “Bunlar ya Ülkemiz’yi tanımıyorlar ya da akıllarını yitirmişler”

Kılıçdaroğlu’na atlet değil seymen giysisi fazladan yakışır

Kılıçdaroğlu’na atlet değil seymen giysisi fazladan yakışır

Sadece CUMHURIYET HALK PARTISI Evrensel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun değil etkin olarak politikada oyun alan herkesin partilerin özellikleri ve nicelikleri üstünde gerçekçi değerlendirmeler yapmaları gerekiyor.Kılıçdaroğlu’nun son bir demecinde CUMHURIYET HALK PARTISI’yi değerlendirirken “Biz olağan bir parti değiliz; dünyanın en eskiyen 4 partisinden biriyiz” dediğini okuyunca, bu “Gerçekçi değerlendirme” konusundaki eksiğimizi yeniden hissettim. “Eski” ile “Eskimek” arasındaki nüanssız ehemmiyetini yeniden anladım.
Mesela Cumhurbaşkanımız Erdoğan AK Parti’yi değerlendirirken “Biz olağan bir parti değiliz; kurulur kurulmaz iktidar meydana gelen ve o günden beri de her seçimi kazanıp 15 senedir iktidarda olan dünyanın en yepyeni Okumaya devam et “Kılıçdaroğlu’na atlet değil seymen giysisi fazladan yakışır”

Ölümün kol gezdiği bir ülke olmamalıyız

Ölümün kol gezdiği bir ülke olmamalıyız

Emniyet Evrensel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı’nın izah ettiği trafik kazalarına ilişkili olarak sayıları yazmıştım. Bunun Için yönelik geçen sene Ülkemiz’de 190 bin 954 trafik kazası olmuş. Bu ilçelerin sebebi sürücü hatalarıymış.Mesela Bursa’nın orta Nilüfer kazasında bariyerlere çarpan motosikletin şoförü yaşamını kaybetmişti.Manisa’nın Yunus Buyruğa kazasında olan zincirleme trafik kazasında da altı araba ve bir motosiklet çarpışmış ve 6 birey yaralanmıştı…
Sürücülerin bilinçsizliğine karşın ilkokuldan başlayarak Trafik Dersi konulmasını önermiştim yazımda. Kentli Ülkemiz’nin insanlarına çocukluktan başlayarak yollarda yalnızca kendilerinin meydana gelmediği ve öbür otomobillerin da kurallara ilişkili olarak yollarda ilerledikleri öğretilirse, ileride talihsiz kaza inşa etme Okumaya devam et “Ölümün kol gezdiği bir ülke olmamalıyız”