ARMANI VE AFRİKALILAR

ARMANI VE AFRİKALILAR

Sıra Pantelleria’da. 1/2 saat bir uçuşla… Arapların deyişi ile Bint el Rhir başka bir deyişle ‘rüzgârın erkek çocuğu’. İsmi ile müsemma olmak bu değilse ne? Rüzgâr soluk almaksızın orada. O civarı ki asmaların yüksekliği topu topu 40-50 cm. Yetmiyor, bununla beraber bambudan mamul rüzgârlıklarla setler korunuyor. 50 senedir bağlar ve şaraphanede personel Giacomo’ya soruyorum. Bu da neyin nesi? Ben Rye Bağları’nın köşesine yerleşmiş bir tapınak-olmalı… Kirlenmesin diye özendiğim ayakkabılarımın batması kaçınılmaz. Bata çıka gidiliyor. Eğilerek çile kapısından içeri süzülüyoruz. 8 metre genelinde üstü açık, yüksekliği 2 metre meydana gelen bir mekândayız. İçerideki devasa portakal ağacı 300 yaşında. Rüzgârdan muhafaza etmek üzere inşa olunmuş kaya mahfazasının içerisinde saygı görüyor.

Ziyaretçiler namütenai… Köylülerden Armani’ye civarı şöhretli, şöhretsiz ada sakinlerinin doğaya bakışı bu. İtiş kakış yok, dizgine getireyim yok. Anlamaya çalışıyorlar. Ne Türlü beraber yaşarız diye. Ben Rye Bağları’dan çıkan bir tür passito, Robert Parker’dan aferin almış. Adanın volkanik tabanında yetişmiş Zibibbo üzümleri toplanıyor. Kehribar sarısı kadehinizde, kayısı, şeftali, kuru incirler, bal, hudayına nabit yayılır burnunuzda… Dahada ne istersiniz? Şaraphanenin sahibi Rallo ile masaya oturuyoruz. Hemen Yan masada bağda personel işçiler yemekteler. Benzer yemek ve şaraplar bize de servis olunuyor. Bak Visconti’nin Gattopardo’sundan nereye geldik. Vakti da gerçek okumak gerekmektedir. Donizetti diye konuştu idi ya.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir