Bakırköylüden belediyeye çağrı: ‘hayat’ımız sürsün

Bakırköylüden belediyeye çağrı: ‘hayat’ımız sürsün

Bakırköy Belediyesi, seneler öncesinde kaza vatandaşının spor yapabilmesi ve sosyalleşebilmesi amaçlı Atatürk Spor ve Hayat Köyü’nü kurmuştu… 50 dönümlük bir sahaya dağılan Hayat Köyü’nde futbol alanları, tenis kortları, yüzme havuzları, kreşler ve restoranlar yer alıyor. Bakırköylüler de yıllardır bu imkânlardan faydalanıyor. Ancak şu günlerde, bu Hayat Köyü’yle alakalı bir kriz görünüyor. Belediyenin burayı Beşiktaş Jimnastik Takımı Derneği’ne kiralayacak olması, etraf sakinlerini endişelendiriyor. Bu hükümle beraber Hayat Köyü’nün halka kapatılmasından korkuluyor. Spor alanları ve kreşler amaçlı yepyeni kayıtların alınmaması da bu endişeleri güçlendiriyor. Anlayacağınız, şu günlerde Bakırköy’deki en mühim gündem maddelerinden Okumaya devam et “Bakırköylüden belediyeye çağrı: ‘hayat’ımız sürsün”

Gümüşsuyu’nun Alman vizesi ile imtihanı

Gümüşsuyu’nun Alman vizesi ile imtihanı

Çiftevav Yol’taki Alman Konsolosluğu’nun önünde curcuna hiç bitmiyor. Sabahın köründe yataktan fırlatan gürültü-patırtı, ortalığa saçılan çöpler, apartmanların içinin tuvalete dönmesi, etraf sakinlerine kâbus yaşatıyor…Beyoğlu Gümüşsuyu’ndan iştirak eden bir mesajla, etraf sakinlerinin nicedir mühim bir meseleyle baş başa kaldığını öğrendim. Sabahın köründe başlayan yataktan fırlatan gürültü-patırtı, ortalığa saçılan çöpler, apartmanların içinin tuvalete dönmesi… Bu Şekilde bir tabloyla karşın karşıya kaldığınızı düşünün. Kâbus benzeri değil mi? İşte Gümüşsuyu Çiftevav Yol’ta oturanlar, bu şekilde bir kaosun içerisinde. Hem Bir de öyle birden çok gündür, birden çok haftadır filan değil tam 1.5 senedir… Peki nedir bu kaotik ortamın nedeni?
Sokaktaki Alman Konsolosluğu’na vize için iştirak eden Suriyeli sığınmacılar… Suriyelilerin alım müzakereleri, konsolosluğun Çiftevav Yol kapısından yapılıyor. Dolayısı Ile sabahın önce ışıklarıyla beraber yüzlerce birey sokağa Okumaya devam et “Gümüşsuyu’nun Alman vizesi ile imtihanı”

Eyüp Padişah’da tarihi dokuya çiçek sapladılar

Eyüp Padişah’da tarihi dokuya çiçek sapladılar

TARİHİ eserlere, kültürel miraslara bazen öyle garip restorasyonlar, yenilemeler yapılıyor ki gülelim mi ağlayalım mı bilemiyorum! Camdan rezidansa dönüştürülen yüzyıllık camiler mi dersiniz, duvarına klima asılan yüzyıllık çeşmeler mi, bin senelik saraya yapılmış olan kartonpiyerler mi… Akıl-mantık hududunu zorlayan bu uygulamalara altını çizen bir yenisi ilave ediyor. Bu sayfaların müdavimleri hatırlar; 469 yıl öncesinde Mimar Sinan aracılığıyla yapılmış olan Üsküdar’daki Mihrimah Padişah Medresesi’nin tavanının aynayla kaplandığını geçtiğimiz hafta göstermiştik. Oysaki Eyüp’te de aynı bir gariplik varmış… Okumaya devam et “Eyüp Padişah’da tarihi dokuya çiçek sapladılar”

Aşka Son Şans

Aşka Son Şans

‘POPÜLER kültür saati’nin bir süre yalnızca Harry Potter’ı göstereceği bir döneme girdik. ‘Yeni meydana gelen yabancı film var mı?’ diye soranlara ise vereceğimiz tek bir Yanıt Var: ‘Aşka Son Şans’ (Last Chance Harvey).Başrollerinde Dustin Hoffman ve Emma Thompson in oynadığı, adı pek duyulmamış Joel Hopkins’in yazıp yönettiği film, afişinden de anlaşılabileceği benzeri ‘yaşları kemale ermiş iki bireyin gönül ilişkisi’ üzerine…
Her iki kahraman da huzursuz ve tek. Başka sebeplerle, her ikisi de çoluklu bebekli ailelere karışıp hayata bahtını kaybetmişler. 40 yaşındaki Kate Walker esasen hiç evlenmemiş. Tek yaşıyor ama annesiyle kimin kime annelik yaptığının belli meydana gelmediği bir noktada kilitlenip kalmış sıkıcı bir yaşamı var. Okumaya devam et “Aşka Son Şans”

Erkekler ne türlü sever

Erkekler ne türlü sever

Çok satan romanların yazarı Tuna Kiremitçi önce uzunca filmi ‘Adını Sen Koy’da tespit edecek sinemasal tatlar barındıran ama senaryodaki sıkıntılar sebebiyle hedefine tam anlamıyla erişemeyen bir aşk hikayesiyle çıkıyor karşımıza.Genç bir kızın Eskişehir’in caddelerinde koşmasıyla başlıyor “Adını Sen Koy”. Parlak renkler, işlek bir şehir ve birbirini seven dünya dolu iki çocuk birey… Tuna Kiremitçi bizi filme hızla dahil olmak üzere etmeyi başarıyor.
Bir evliliğin arefesindeyiz. Eskişehirli varlıklı bir ailenin çocuğu meydana gelen Can (Ali İl) ile İstanbullu Aybige (Melis Birkan) izdivaç etmek üzereler. Aybige, Can’ın nikah şahitliğini yapacak en yakın dostu Ilgaz (Cemal Toktaş) ve intihar takıntılı abisi Harun (Ahmet Mümtaz Taylan) ile tanışınca öykü de yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor. Okumaya devam et “Erkekler ne türlü sever”

Eastwood’dan bir Mandela öyküsü

Eastwood’dan bir Mandela öyküsü

80 yaşlarındaki Clint Eastwood, Hollywood’un en randımanlı yönetmenlerinden biri. Hemen Hemen durup dinlenmeden üst üste film çeviriyor ve kaliteyi düşürmüyor. Ananesel değerlerin temsilcisi, katı adam ‘Kirli Harry’ olarak geçirdiği gençlik senelerinin acısını çıkartmak istercesine, filmlerinde ılımlı, liberal ve ırkçılık karşıtı siyasetleri müdafaa ediyor, hamasetten uzak yalın bir hümanizmi benimsiyor.
Clint Eastwood benim amaçlı John Ford ve John Huston benzeri hikaye anlatıcısı kocaman Amerikan yönetmenlerinin günümüzdeki kalıtçısı. Biçimsel oyunlardan uzak, tümüyle öyküye odaklanmış bir anlatımı var: Profesyonel kadrajlar, seyirciyi yormayan bir montaj ve varlığını tümüyle unutturan, uslu, mütevazi bir kamera… Okumaya devam et “Eastwood’dan bir Mandela öyküsü”

RÜYALARDA BULUŞURUZ VE KAPRİS DE ÇEKERİM

RÜYALARDA BULUŞURUZ VE KAPRİS DE ÇEKERİM

30 Temmuz’da gösterime girecek meydana iştirak eden filmlerden biri, kadrosu ve senaryosuyla hayli iddialı bir yapım. Christopher Nmeydana iştirak eden’ın filmi Inception (Başlama), ihtisas sahası rüya görme hemen kişilerin zihinlerine girip değerleri, sırları çalmak meydana iştirak eden Dom Cobb’- un (Leonardo DiCaprio) hikâyesini anlatıyor. Cobb, becerisi yardımıyla aranan bir casus olmuştur ama elbette bununla birlikte beynelmilel bir kaçak… Bu vaziyetten kurtulabilmek amaçlı kendisine getirilen teklife göre; bu kez çalmayacak, zihne istenen fikirleri yerleştirecektir. Okumaya devam et “RÜYALARDA BULUŞURUZ VE KAPRİS DE ÇEKERİM”

AYRIMCI OLACAK ÇOCUK

AYRIMCI OLACAK ÇOCUK

Genç yöneten Seren Yüce’nin yazıp yönettiği “Çoğunluk”, şenliklerde kazandığı başarıların sonrasında sinemalarda vizyona giriyor.Mertkan’ın çocukken hiçbir suçu olmayan gündelikçi kadına attığı tekmeyle başlıyor film ve o tekmeyi bir hayat şekli haline getiren ‘çoğunluk’ halet-i ruhiyesinin, bir fotoğrafını çiziyor. Haneye girerken ayakkabılarını çıkarmayı ihmal etmeyen, yemeğe zamanında oturan, sessizce tv izliyen, günlük alışkanlıklarına ilişkili “tanıdık bir aile” var karşımızda. Anne (Nihal Koldaş) ilgisizlikten, sevgisizlikten şikâyetçi. Cuma namazlarını kaçırmayan; polisle, devletle meydana gelen meselelerini halletmenin yöntemini bilen; karşısına çıkan zayıfları şiddetle sindiren ve onları sömüren müteahhit baba (Settar Tanrı-öğen) ise bir berbat erkek değil, öyle ki bir Ülkemiz gerçeği… 21 yaşlarındaki erkek çocuğu Mert-kan’m (Bartu Küçükçağla-yan) babasından çeşitli bir yola sapmayacağını en başından seziyorsunuz. Genç sinemacı Seren Yüce’nin asıl Okumaya devam et “AYRIMCI OLACAK ÇOCUK”

Zekânın gücü

Zekânın gücü

Metro Man’in doğaüstü becerilerine sahip olmayan Megazekâ ve can yoldaşı küçükbalığın, fizyolojik dezavantajlarını kudretli zekâlarıy a aşmalarıda kayda ölçüt bir puan. Mühendisliklerini ve lider teknolojilerini göstermek amaçlı, bir çok kez rekabete, yepyeni oyunlara gereksinim duyuyorlar. Kendilerine rakip olacak yepyeni bir harika kahraman (bir çeşit Frankenstein) yaratmaya bile kalkışıyorlar. bu sırada, başkalarının kılığına bürünebilen Megazekâ’nın film süresince Roxannasıl “Cyrano De Bergerac”ı anımsadan bir aşk yaşadığınıda unutmamak gerekmektedir. Filmdeki adam kahramanların ergenlik Okumaya devam et “Zekânın gücü”

REJİ, ÖYKÜNÜN AÇIKLARINI KAPATIYOR

REJİ, ÖYKÜNÜN AÇIKLARINI KAPATIYOR

Öykü, daima benzer günün içerisinde yaşayarak gerçek dürüst bir birey olmayı öğrenen bir TELEVIZYON sunucusunu ifade eden 1993 tarihindeki “Bugün Esasında Dündü”(Groundhog Day) filmini anımsadıyor belli bir süre. Stevens sözkonusu 8 dakikayı, yalnızca bombayı bulmak için değil, kendiyle alakalı gizemi aydınlatmak ve ruhi meselelerini çözmek için kullanmayı da muvaffak oluyor. Art arda iştirak eden “8 dakika”larda, ırkçı önyargıları dahil olmak üzere, sahip meydana geldiği hataları farklılık ediyor; aşk enbaşta olmak üzere her şeyin doğrusunu yapmayı öğreniyor. Ama bu bir “ruhani erişkinlik filmi”değil, bildiğiniz aksiyon. Buna Bağlı Olarak, “Yaşam Şifresi” bir simülasyon ya da PC oyununa daha bir sürü benziyor. Stevens da, hedefine erişmek için bir bir sürü kez benzer oyunu oynayan bir oyuncudan aynı. “Nörolojide yepyeni keşifler”, “zaman Okumaya devam et “REJİ, ÖYKÜNÜN AÇIKLARINI KAPATIYOR”