Sana baba diyebilir miyim

Sana baba diyebilir miyim

“Onca Adam Varken… Bu da Nereden Çıktı?”(Why Him?), kızının sevgilisiyle tanışan ve üst üste şoklar hayatını sürdüren bir babanın komik hikâyesini anlatıyor. Müstakbel damat adayını James Franco, babayı ise Bryan Cranston oynuyor.
Hollywood 1950 tarihindeki “Gelinin Babası”ndan (Father of the Bride) itibaren, kız babalarının sevgililer ya da damat adaylarıyla içinde bulunduğu çatışmalara özel alaka gösterir. “Gelinin Babası” tv dizilerine de esin vermişti. 1990’lardaki Steve Martin’li yine çevrim bir tarafa, “Zor Baba” ailesinin de benzer temanın bir çeşitlemesi meydana geldiği unutulmamalı. Türkiye’de “Onca Adam Varken… Bu da Nereden Çıktı?” benzeri uzunca bir isimle oynayan “Why Him?”, “Zor Baba” serisine ek olarak yakın bir fikirden yola çıkıyor. Şayet bu defa damadın değil, babanın cephesinden bakıyoruz olaylara… “Zor Baba”da damat, kayınpederine nispeten ek olarak mantıklı, Okumaya devam et “Sana baba diyebilir miyim”

STANDART BİR BİLİM KURGU

STANDART BİR BİLİM KURGU

Hikâye özünde ergenlik sancılarıyla alakalı ama ruhsal bir derinlik ya da inandırıcılık yakalandığını ifade etmek kolay değil. “Popü- ler, suskun ya da tek ergen”, “bakıma muhtaç ebeveynler”, “aileyle kontakt kopukluğu” benzeri komedi içerikli filmler klişelerini bire bir kullanan “Power Rangers”, rastgele bir yenilik içermeyen standart bir bilimkurgu aksiyonu olmak amaçlı elinden iştirak eden gayreti sarf etmekte.
Filmin dişe dokunur yanlarından biri, eskiyen ile yeninin çatışması… Elizabeth Banks’in canlandırdığı Rita, altın Okumaya devam et “STANDART BİR BİLİM KURGU”

GİZLİ DÂHİ WILL HUNTING VE EVRENİN SIRLARININ PEŞİNDE

GİZLİ DÂHİ WILL HUNTING VE EVRENİN SIRLARININ PEŞİNDE

Can Dostum-1997 (Good Will Hunting) Yönetmen: Gus Van Sant Üniversitede temizlikçi olarak personel Will Hunting, bir zaman tahtaya sözlü olmayan kolay değil sorunu çözünce Profesör Lambeau’nun ilgisini çeker. Saklı bir dâhi meydana geldiği anlaşılan Will, Lambeau ile matematik çalışmayı ve terapi görmeyi onay eder. İlk terapistlerle işler yolunda gitmez ama Sean Maguire çeşitli yoluyla onu çözmeyi muvaffak olur… En parlak zekâların dahi duygusal felaketler karşısındaki kırılganlığını gösteren film, yine başlangıç umudunu ön tasarıya çıkarıyor.
Pi-1998 Yönetmen: Darren Aronofsky Matematiğin diliyle aşamanın sırlarını ve mananını çözebileceğini düşünen saplantılı bir adamın hikâyesi… Kendini dünyadan izole etmiş Max, paranoyak ve şüphecidir. Hocası Sol, bilimden saptığını söyleyerek onu uyarır. Max’i kullanmak isteyenler de vardır… Film, çılgınlık ve deha arasındaki ince çizgide hayatını sürdüren bir adamın zihinsel saplantısını gerilim türünde biçimci bir anlatımla inceliyor. Okumaya devam et “GİZLİ DÂHİ WILL HUNTING VE EVRENİN SIRLARININ PEŞİNDE”

Amerikan imalatı’ kaçakçılık

Amerikan imalatı’ kaçakçılık

Tom Cruise ‘Barry Seal: Kaçakçı’ (American Made) isimli filmde 1970’lerin sonu ve 1980’lerin önce yarısında CIA yerine çalışırken uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan kaptan Barry Seal’i canlandırıyor. Film, ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin Ortada Abd politikalarına ironik bir tavırla yaklaşıyor.
KAÇAKÇI kaptan Barry Seal’in (1939-1986) yaşamıyla alakalı internette çeşitli verilere erişmek olası. Bunlara şu şekilde bir göz gezdirirseniz, senaryo yazarı Gary Spinelli’nin, Barry Seal’in yaşamının son 8 senenini gerçekleri oldukça eğip bükerek anlattığını görüyorsunuz. Mesela, bir takım kaynaklara göre Seal, CIA amaçlı çalışmaya 1950’lerin ortalarında, uyuşturucu madde kaçakçılığına 1975’te başlıyor. Filmdeki Seal (Tom Cruise) ise 1970’lerin sonlarında küçük çaplı puro kaçakçılığı yapan olağan bir kaptan. Kendisine Schafer diyen CIA görevlisinin (Domhnall Okumaya devam et “Amerikan imalatı’ kaçakçılık”

YABANCI OYUNCU CENNETİYİZ

YABANCI OYUNCU CENNETİYİZ

Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi’nin (CIES) Avrupa çapında yaptığı araştırma; altyapıda içler acısı vaziyette olduğumuzu gösteriyor. Hayat yıldızlarını içerisinde barındıran Barcelona dahi bizim takımlarımızdan fazladan çocuk oyuncuya baht tanıyor.
Ne yazık ki bizzat insanına güvenmeyen, yetiştirmeyen kulüplerimiz dışarıdan ithal ettiği ihtiyar sporcularla da uyarı çekiyor. Milyon dolarları ihtiyar oyunculara verip bugünü kurtarmak belki yetkililerin işine gelebilir. Peki uygun fiyat kayıp ve kaybolan çocuk kuşaklara ne olacak? Okumaya devam et “YABANCI OYUNCU CENNETİYİZ”

GÖZLER YİNE 3 BÜYÜKLERDE

GÖZLER YİNE 3 BÜYÜKLERDE

Futbolda yeni sezon hazırlıkları başladı. Kulüpler, değişiklik yaşıyor. Teknik direktörler, futbolcular dergi manşetlerini süslüyor. Uyarı edilecek olursa gözler yeniden 3 büyüklerde. Fenerbahçe ile Galatasaray kritik arayış içindeler. Taşıma borsası her yıl meydana geldiği benzeri yeniden Ülkemiz hudutları dışarısında meydana geldi. Fenerbahçe dışarısında Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor, Bursaspor, Mersin, Kasımpaşa benzeri ligin üst sıralarını zorlayacak takımların en başında Türk teknik adamlar var. Futbolun geleceği yerine sevindirici bir durum.
Aziz Yıldırım yeniden takım başkanlığını kazanarak bir rekora ek olarak imzasını attı. Ve natürel olarak herkesin beklediği değişimin düğmesine de bastı. Öncesinde İtalyan sportif direktör, sonrasında Portekizli teknik erkek. Ek Olarak ehemmiyetlisi sistemde ifade edilecek yenilik. Birden Çok yıldır Sarı-Lacivertli takımın çalışma süresini Okumaya devam et “GÖZLER YİNE 3 BÜYÜKLERDE”

Futbolda gelişen vizyon

Futbolda gelişen vizyon

Heyecanı, heyecanı ve maçı yüksek bir önce yarıyı geride bıraktık. Futbolun önde iştirak eden ülkelerine baktığımızda Ülkemiz Harika Ligi’nin önce 5’i zorladığını söyleyebiliriz. İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa ve İtalya futbolunun kalitesini aratmayan bir Harika Lig’e tanıklık ediyoruz. Takımlar arasındaki mali farka ve taşıma bütçelerinin dengesizliğine nazaran meydana çıkan futbol performansı beklenilenin çok üzerinde gerçekleşti.
Önceki senelere yönelik büyüyen seviyenin nedenini sorgulamalı ve asıl gerçeği meydana koymalıyız. Bilindiği benzeri ülkemiz kuruluş dair son zamanlarda dönem atlamıştır. Tozdan, çamurdan geçilmeyen yıkılmaya surat tutmuş statların mahaline yenileri yapılmıştır. Harika Lig’de yer alan takımların idman alanları ve toplumsal tesisleri Avrupa’nın pekçok takımından çok ileridedir. Okumaya devam et “Futbolda gelişen vizyon”

TAKIMA VE KİTLEYE MORAL

TAKIMA VE KİTLEYE MORAL

Bunlara, onay edilir ve anlaşılır diye bakmak olası. Fakat, Aziz Yıldırım’ın söylediklerinin çoğunluğuna katılmakla beraber, hata bulduğumuz ve tenkit edilecek yanları meydana geldiğini da söylemeliyiz.3 Temmuz sürecinde Aziz Yıldırım’ın arkasında bulunan “Türkiye’nin en kocaman sivil topluluk örgütü” her koşulda takımının yanındadır. Bu kitle tek futbol değil, basketbol salonundaki duruşuyla da bunu göstermiştir.
Fenerbahçe taraftarını bu saatten ardından kimse test etmeye kalmasın. Tribünlerden caddelere taşan, beraber olmanın en güzel örnekleri yaşanmıştır. Bayanların ve çocukların 50 bin şahsiyet stadyumu doldurduğu ve dünyanın şapka çıkardığı günler Fenerbahçe yerine bir övünç kaynağıdır.
Tüm bu pozitif ve güzel tablonun altında kesinlikle Aziz Yıldırım’ın kişiliği ve önderliği yatmaktadır.Sezona başlarken sportif direktör ile CEO teşebbüsü ve seçimi bütün takımlara misal olarak gösterilmiştir. Çoğalış Okumaya devam et “TAKIMA VE KİTLEYE MORAL”

MÜTHİŞ BİR ATLETTİ

MÜTHİŞ BİR ATLETTİ

Aydın Onur, Ankaralı’ydı. 83 senelik ömrünün son yıllarını hasta kişi yatağında geçirdi. 100 metre Ülkemiz rekortmeniydi. 10 yıl ara vermeden ulusal formayı giymişti. 100- 200 metrenin yanında, dekatlon, sırıkla atlama, disk atma, uzunca atlama benzeri dallarda gösterdiği performansla tanınıyordu.. Ülkemiz’nin gelmiş geçmiş en kocaman sprinterleri aralarında sayılırdı..
Parayla ölçülemeyecek başarılara imzasını atmıştı. Hakikat bir amatördü. Spora sevdalıydı. Geçtiğimiz ocakta ayı içinde Ankara Yenimahalle Belediyesi ismini yaşatacak bir teşebbüse imzasını atmıştı. Aydın Onur Spor Merkezi açılmıştı. Fakat, sayısız madalya sahibi Aydın Onur hasta kişi yatağından kalkacak vaziyette değildi. Bizzat yerine açılan bu spor merkezinin açılışına gidemedi. Arkadaşları bu haberi verdiklerinde, madalya almış civarı sevindi kesinlikle. Yüzünü tatlı bir gülümseyiş kapladı. Okumaya devam et “MÜTHİŞ BİR ATLETTİ”

HOLİGANLIK MI, PROVOKASYON MU

HOLİGANLIK MI, PROVOKASYON MU

Aslında Konya şehri bugüne kadar pekçok kocaman futbol organizasyonuna ev sahipliği inşa etti. Hiçbirinde sportmenlik dışı görüntülere tanıklık etmedik. Hatta, Galatasaray ve Beşiktaş aralarında rekabet ötesi kuvvet içerir holiganlık uzunca zamandır rafa kalkmıştı…İster istemez aklımıza ‘Bu işin arasında yabancı oyunlar mı var?’ suali geliyor.
Yaklaşık bir aydır Ülkemiz’nin her alanında demokrasi buluşmalarını, mitinglerini yaşıyoruz. Arkadaşça, sevgiyle, kardeşçe… Her görüşten milletin görüştüğü bu abuhavası bir yatıştırmaya öncesi kim bozmak ister?İşte, basit soru budur.Bilindiği benzeri, provokatörlerin at oynatacağı ideal meydan futbol arenasıdır. Arkadaşlık ve sulh Okumaya devam et “HOLİGANLIK MI, PROVOKASYON MU”