Büyük sahtekarlık

Büyük sahtekarlık

İri gözlü birey portreleriyle bilinen Margaret Keanasıl onun fotoğraflarını yıllarca sahiplenen eskiyen eşi Walter Keane’in şaşırtıcı hikâyesi populer yöneten Tim Burton’ın yorumuyla beyazperdeye aktarıldı.
Sanat dünyasının en enteresan sahtekârlık öykülerinden biri bu. Ne Türlü olmasın ki? Yıllarca yaşamını paylaştığı Margaret Keane dahil olmak üzere hiç kimsenin resim yaparken görmediği Walter Keane, bir zamanlar tabloları yok satan bir “ressam”dı. Keane imzalı tüm tabloları eşi Margaret’in seneler süresince kilitli bir odada bir başına yaptığını ise benzer hanede yaşamını sürdüren öz kızı bile bilmiyordu. Tim Burton, Margaret Keane’in benzersiz öyküsünü Scott Alexander ile Larry Karaszewski’nin senaryosuyla getiriyor karşımıza. Margaret’in (Amy Adams) kızıyla beraber önce kocasından ayrılışı ve bir başına hayat mücadelesine atılmasıyla başlayan öykü, Walter Keane’in (Christoph Waltz) Margaret’in fotoğraflarını sahiplenme sürecini detaylı ve inandırıcı bir biçimde Okumaya devam et “Büyük sahtekarlık”

İLK FİLME NISPETEN ZAYIF BİR HALKA

İLK FİLME NISPETEN ZAYIF BİR HALKA

Seriyi Iron Man, Thor ve Kaptan Amerika’nın solo serüvenleriyle beraber değerlendirirsek, tümü de birbirine ilişkili bir tür “nehir film”den laf edebiliriz. Bunun Için Bağlı Olarak, “Yenilmezler: Ultron Çağı” tüm bu filmleri seyredenler amaçlı ek olarak duygusal ve huzurlu bir seyretme sözü veriyor. Bunun Için cevap, karakterlerin geçmişini bilmeyen seyirciler belli bir süre zorlanacak. Serinin önce filmine nispeten ek olarak fit bir halka meydana geldiği söylenebilir ama makinelere karşı savaşan duygusal harika kahramanlarıyla bu filmin de azımsanamaz bir cazibesi meydana geldiğini tahmin ediyorum. Okumaya devam et “İLK FİLME NISPETEN ZAYIF BİR HALKA”

Mia Wasikowska ve Emily Browning

Mia Wasikowska ve Emily Browning

Genç yaştan bu yana kameraların karşısına geçtiğimiz, iş yoğunluğu sebebiyle lise eğitimine bile ara sunmak zorunda olan Avustralyalı aktrisin kariyerindeki dönüm noktası 2010 seneyi oluyor. 2 Oscarlı “Alis Harikalar Diyarında”ve 4 Oscar’a aday meydana gelen “İki Bayan, Bir Erkek”ile (The Kids Are All Right) öne çıktı. Gerisi çorap söküğü benzeri geldi. “Jane Eyre”, “Lawless”, “Restless”, “Lanetli Kan” (Stoker) benzeri filmlerde mühim yönetmenler ve oyuncularla iş imkanı buldu; kabiliyetli ve geleceği parlak bir oyuncu meydana geldiğini ispatladı. Doğum tarihi: 14 Ekim 1989. Okumaya devam et “Mia Wasikowska ve Emily Browning”

Karınca deyip geçme

Karınca deyip geçme

Karınca-Adam da nereden çıktı, demeyin. Bizzat bizde birçok bilinmese de 1962’den beri Marvel Evreni’nin tanıdık simalarından biri. Solo serüvenlerinden ziyade Yenilmezler (Avengers) ekibinin bir azası olarak tanınıyor. AntMan içerisine herkesin girebileceği mühendislik harikası bir kostümün ismi esasında. Giyen birey, haşere boyutlarına civarı ufalıyor ve zihin gücüyle karıncaları yönetebiliyor. Tek düğmeye dokunarak birdenbire küçülüyor, büyüyor. Fakat kostümü giyer giymez süper kahraman olmanız olası değil. Başka Bir Deyişle, öğrenim kural. Filmde, öncesinde Ant-Man teknolojisini geliştiren Hank Pym’i (Michael Douglas), ardından hapishaneden yepyeni çıkan Scott Lang’i Okumaya devam et “Karınca deyip geçme”

DEL TORO MÜKEMMEL

DEL TORO MÜKEMMEL

Başarıda Taylor Sheridan’ın senaryosunun da kocaman hissesi var. Suçluları yakalamak amaçlı “ortalığı karıştırma”uzmanı Matt (Josh Brolin) ile gizemli ve karanlık Alejandro (Benicio Del Toro) karakterleri hafızaya çakılı kalacak cinsten. Kate’in ikisiyle meydana gelen bir takım diyalogları da öyle…
Başta Emily Blunt olmak üzere oyuncular bir sürü sıkı. Bu vesileyle Del Toro’nun yeniden soluk kesen bir performans çıkardığını da belirtelim. İlk dakikasından bu yana merak ve uyarı içerisinde takip ettiğim “Sicario” yu benim düşünceme göre kaçırmayın. Öyküde ufak tefek inandırıcılık sıkıntıları olsa da pratik kolay karşınıza çıkmayacak dayanıklı ve hayret verici bir film bekliyor sizi. Okumaya devam et “DEL TORO MÜKEMMEL”

UMUTSUZLUĞUN FİLMİ

UMUTSUZLUĞUN FİLMİ

Basın bülteninden alıntı yaparsak film, “1882 senesinde türk malı halka karşın tatbik edilen soykırım harekâtı esnasında Patagonya’da bir ileri karakolda” geçiyor. Yönetmenin bu karakolda bize gösterdiği birey sayısı bir sürü az. Alonso, alanda soykırım uygulayan Batı’yı 5 karakter ve bir çocuk kız, yerlileri ise belli belirsiz gözüken birden çok şahısla gösteriyor. Dahası, “Hayal Ülkesi” baştan sona ıssızlıkta geçtiğimiz, diyalog ağırlıklı “çok tenha bir film”. Tabiat filmde bir başrol oyuncusu benzeri. Kadrajlar üzerinden tüm filme bölgenin insansızlığı, çoraklığı ve sertliği damga vuruyor. Çocuk bir askerle kaçan 15 yaşlarındaki kızını (Viilbjork M. Agger) bulmak amaçlı kamptan uzaklaşan Danimarkalı yüzbaşı Gunnar Dinesen’in (Viggo Mortensen) beklentisi, bir yerden ardından Okumaya devam et “UMUTSUZLUĞUN FİLMİ”

YAN KARAKTERLER İHMAL EDİLMİŞ

YAN KARAKTERLER İHMAL EDİLMİŞ

Filmin problemi, kurmacanın eşliğinde klişeleri de getirmesi. Ön tasarıda meydana iştirak eden Maud ve zabıta şefi Steed (Brendan Gleeson) gerçeklerin ortasında ille de bir takım değişimleri, çatışmaları, çelişkileri yaşaması gerekli olan “dramatik film karakterleri” olarak filmi zayıflatıyorlar. Yöneten Sarah Gavron’un fenomen film trüklerinden vazgeçmemesi de farklı bir sıkıntı. Sözgelimi at yarışı sahnesindeki zabıta şefi ile eylemciler arasındaki paralel kurgu lüzumsuz bir zorlama. Yan karakterlerin psikolojileri de ihmal ediliyor. Sözgelimi, kuvvet karşıtı Violet (Kadın-Marie Duff) ve üst sınıftan Alice (Romola Garai) benzeri enteresan kişilikler olması gerektiği kadar sıkı işlenemiyorlar. Okumaya devam et “YAN KARAKTERLER İHMAL EDİLMİŞ”

BİSİKLET HIRSIZLARI VE ROMA TATİLİ

BİSİKLET HIRSIZLARI VE ROMA TATİLİ

(Ladri di Biciclette) Yönetmen: Vittorio De Sica Savaş sonrasında Roma’da dünya kolay değildir… Luigi Bartolini’nin romanından Cesare Zavattini aracılığıyla uyarlanan film, 2 genç babası Antonio’nun öyküsünü anlatıyor. Kendisine zar zor iş bulan Antonio, yaşama bağlandığı dönemde bisikletini çaldırır. Bulamazsa işini kaybedecektir. Antonio, erkek çocuğuyla beraber Roma sokaklarında bisikletini arar, yaşama tutunmaya çalışır. İtalyan Yepyeni Gerçekçilik akımının başeseri, çağın Roma’sından gerçekçi gözlemler sunuyor. Okumaya devam et “BİSİKLET HIRSIZLARI VE ROMA TATİLİ”

Neşeli Günler ve Sevgi Sözcükleri

Neşeli Günler ve Sevgi Sözcükleri

Robert Wise Genellikle hanede olmayan, olduğunda da çocuklarını askerliğin katı disipliniyle yönetmeye personel Von Trapp, yepyeni bir dadı işe alır. Maria (Julie Andrews) dadılığı yalnızca iş olarak görmez, çocuklarla tek tek ilgilenerek hepsinin kalbini kazanır ve onlara anne şefkatini verir. Bir bayanın sevgisi ve ihtirasıyla 7 yaramaz çocuğu bir anda değiştirmesi Von Trapp’i de etkiler. 5 Oscar’lı, neşeli ve duygusal bir müzikal.
James. L. Brooks Nevrotik anne (Shirley MacLaine) ile uçarı kızının (Debra Winger) senelere dağılan hikâyesi… Kocasını kaybettikten ardından uzunca bir zaman erkeklerle çıkmayan anne, erken izdivaç eden kızına karşın eleştirel ve katı davranır. “Sevgi Sözcükleri”, yaşamın bizzat benzeri bir film. Derin acılarla günlük yaşamın komedisini, gözyaşıyla kahkahayı inandırıcı bir öyküde birleştiriyor. 5 Oscar’lı filmde oyuncular da bir sürü iyi. Okumaya devam et “Neşeli Günler ve Sevgi Sözcükleri”

ANNEDEN ‘MAHALLE BASKISI’

ANNEDEN ‘MAHALLE BASKISI’

Halise’nin (Nihal Koldaş) gelmesiyle beraber köy, hem bir Nesrin’in hem bir de çoğumuzun zihnindeki klişe dekorasyon olmaktan çıkıp, hakikat mananını buluyor. Annesi esasında tam da bunun amaçlı geliyor. Nesrin’e köyün varlığını hissettirmek, üstelik belki onu kente dönmeye mecbur etmek amaçlı… “Ana Yurdu” asıl olarak bu ruhsal baskının filmi. Annesinin baskısı arttıkça Senem Tüzen’in kamerası Nesrin’e fazladan yaklaşıyor ve onun ne türlü köşeye sıkıştığını gösteriyor. Filmi anlamlandırmak amaçlı o beklemediğiniz katı finalden ziyade en başa dönmek ve Nesrin’in köye geliş nedenlerine bakmak gerekmektedir. Her birşey esasında Nesrin’in belli bir süre kafa Okumaya devam et “ANNEDEN ‘MAHALLE BASKISI’”