İsrail’in iç dalaşı Ülkemiz ilişkilerini krize soktu

İsrail’in iç dalaşı Ülkemiz ilişkilerini krize soktu

Türkiye-İsrail aralarında geçen sene İsrail’in Gazze’ye saldırmasından beri bir çeşitli balansını bulamayan ilişkilerde kırılma noktası sayılabilecek bir durum yaşandı. Ülkemiz’nin Tel Aviv büyükelçisi Oğuz Çelikkol, İsrail Dışişleri Bakanımız yardımcısı Dani Ayalon aracılığıyla profesyonel biçimde istiskale maruz bırakıldı. İsrail tarafının bu küstahlığı ve sebep olduğu diplomatik rezaleti telafi edecek adımlar atmaması şeklinde ek olarak derinleşecek bir krizin de önü açıldı.
BU vakanın vehameti ve onay edilemezliği ile ilgili HABERTÜRK’teki haberlerde ve fikir verici bireylerin söylediklerinde olması gerektiği kadar malzeme yer alıyor. Asıl halledilmesi gerekli olan böylesi bir kumpasın hangi akla hizmet oluşturulmuş olabileceği ve ikili ilişkilerin geleceği ile ilgili ne tür bir kısa mesaj verdiği. Okumaya devam et “İsrail’in iç dalaşı Ülkemiz ilişkilerini krize soktu”

Ortak değerlerden uzaklaşmak

Ortak değerlerden uzaklaşmak

TÜM toplumların bizzat kendilerini yine tanımlamaya çalıştıkları bir dönemde yaşıyoruz.
Derin dönüşüm geçiren toplumlarda bu mahaline oturmamışlık durumu, savrulma durumu ek olarak dahi bariz. Kamuoyunun belli vakalar hakkındaki hissiyatı ya da değerlendirmeleri gündelik olaylara koşut dalgalanmalara bir sürü açık.
Perşembe günkü yazısından Özcan Tikit’in değerlendirdiği German Marshall Fund (GMF) adlı kuruluşun Transatlantik Eğilimler araştırmasındaki bilgilere de bu gözle bakmak gerekir. Kuruluşun 2004 seneninden beri yaptığı bu araştırmalarda çıkan neticeler belli eğilimleri yansıtıyor ve süre içerisinde toplumun fikir ve duygularının nereye geldiğini de görebiliyoruz.
Bu açıdan bakıldığında en hayret verici veriler Türkiye’nin Batı sistemi içerisinde bulunan yerini tespit eden iki müesseseye yönelik duruşlar. 2004 senesinde NATO azalığını basit bir aidiyet olarak gören Türklerin oranı yüzde 53 Okumaya devam et “Ortak değerlerden uzaklaşmak”

Sözle direnmek


Sözle direnmek

SÖZ iktidardır. Benzer sürede direniştir, muhalefettir. O sebeple söz güçtür. O gücün zanaatkârları, başka bir deyişle edebiyatçılar, şairler, yazarlar, ozanlar bu sebeple iktidarca ezilmek istenmiştir, muhalefetçe bayrak yapılmıştır.
Söze gücünü verici, bu senenin Nobel Edebiyat Hediyeyi’nü meydan Mario Vargas Llosa’nın harika konuşmasında vurguladığı benzeri insanın imgelemidir, yaratıcılığıdır. Yazarların her yerde engellenmeye çalışılması, sansürcülerin pek mesai yapmasının sebebi bellidir Llosa’ya yönelik. Edebiyat evrensel kabulleri reddederek iktidarın altını oyar.
“İsteseler de istemeseler de, farkında olsalar da olmasalar da bir anlatının yazarları, hikâye ürettikleri anda doyumsuzluk propagandası yaparlar. Yaparlar çünkü dünyanın berbat kurgulandığını ve düşlerimizdeki yaşamın günlük rutinimizdeki hayattan ek olarak zengin meydana geldiğini gösterirler.” Okumaya devam et “Sözle direnmek”

Suriye ve Irak

Suriye ve Irak

İnsanı devamlı lağımda yüzüyormuş duygusuna gark eden şu tercih kampanyası bittikten ve oylar sayıldıktan ardından yaşamın gerçekleri yine önümüze çıkacak. Kurulacağı Bildirilen hükümetin beynelmilel dergilere ve gazetecilere, köşe yazarlarına söz yetiştirmekten bir sürü daha mühim işleri olacak. Bu mühim işlerle hak ettikleri biçimde uğraşabilmek amaçlı de tercih ateşi geçtikten ardından muhakeme gücünün artıp zırvalama eğiliminin azalması gerekecek.
İçeride hiç şüphesiz Kürt sorunu ve bunun için ilişkili olarak yeni Anayasa hazırlanması konuları gündemi işgal edecek. Bunların Ülkemiz politikanını olması gerektiği kadar yoğun edeceğine kuşku yok. Fakat Ülkemiz bir sonraki içerik sadece iç siyaset sorunlarıyla uğraşarak da geçiremeyecek. Ortadoğu’da çalkantılar devam ediyor esasen. Bunun Için bir de alanda savaş mevsiminin açılmasını, Suriye, Hizbullah ve İsrail’in kendilerine yönelik sebeplerle küçük bir savaştan politik getiri sağlamak isteyecekleri olasılığını eklerseniz tablo hepten güzelleşir. Okumaya devam et “Suriye ve Irak”

Yeni çağın enternasyonalistleri

Yeni çağın enternasyonalistleri

1960’ların birbirinin içerisine geçmiş, bütün dünyaya dağılmış hareketlerinin ezgilerinde o günlerin coşkusu kendini hissettiriyordu. Fakat bu sabah dinleyince insana üzüntü verici bir yön da vardı. Gençliklerini bildiğiniz şarkıcıların on yıllar ardından benzer anapara ile sürdürdükleri konserlerinin görüntülerinde senelerin her açıdan acımasızlığı önünüze çıkıyor. Sadece fizyolojik görüntüdeki yıpranma değildi elbette hüznü zor bastıran. O çağın hayallerinin, heyecanla bizzat kendilerini hareketlere kaptıranların ne türlü savrulduklarını, ne türlü öğütüldüklerini, ne hayal kırıklıkları yaşadıklarını/yaşattıklarını bilmenin de tesiri vardı. Gerçi o şarkıların, marşların, dizelerin hepsine sinmiş iyimserliği, ek olarak güzel bir geliyor olacak kurma afaki açık şayet yaşanacağı umulan tarihle yaşanmış tarih arasındaki kocaman uçurumu da görmezden gelemiyorsunuz. 1960’lar bir taraftan 2. Hayat Okumaya devam et “Yeni çağın enternasyonalistleri”

Fransa yepyeni üstelik girerken

Fransa yepyeni üstelik girerken

16 AB ülkesinin dışişleri bakanları Ülkemiz’nin azalık sürecinin canlandırılması gerektiğini söyleyen, bunu da sebep uygun fiyat çıkarlara gerekse partner stratejik çıkarlara bağlayan bir bildiri yayınladılar. Alman Dışişleri Bakanı deklarasyona imzasını verirken Fransız Dışişleri Bakanı listede yoktu.
Bakan listede olmasa dahi Fransa seçkinleri Sarkozy’nin gitmesiyle beraber Fransa’nın hem bir uygun fiyat hem bir de stratejik çıkarları tarafından bir mantıksızlık anıtı meydana gelen siyasetin bitmesinden memnunlar. AB’nin içinde bulunduğu derin kriz atlatıldıktan hemen ardından Ülkemiz siyasetinin da ek olarak etraflıca gözden geçirileceğine şüphe yok. Okumaya devam et “Fransa yepyeni üstelik girerken”

Bibi’nin son turu

Bibi’nin son turu

İSRAİL seçimleri sonrasında akla önce iştirak eden mesel “mağrur olma padişahım senden kocaman Allah var” olmalı herhalde. İsrail siyaset sahnesine tamamıyla hâkim olduğuna inanan ve başkalarınca da bu şekilde görülen Başbakan Bibi Netanyahu zor bir sille yedi. Biri sağda ötekisi ise sosyoekonomik bağlamda merkezde iki yepyeni yetme politikacı Bibi’nin hegemonya hesaplarını bozdu.
Bibi ülkenin çoğunlukla gittikçe daha ulusalcı ve daha dinci/muhafazakâr meydana geldiğini hesaplayarak öncesinde Likud Partisi içerisinde bulunan daha liberal şahsiyetlerin temizlenmesine göz yumdu. Sonrasında “Evimiz İsrail” partisiyle birleşerek seçime girdi. İki partinin toplamında reyi düştüğü benzeri Meclis’teki sayıları da dörtte bir oranında azaldı. Her ne civarı Bibi bundan sonraki hükümeti kuracaksa da ülkenin geleceğinde daha uzunca zaman gösterişli olması zor. Okumaya devam et “Bibi’nin son turu”

Kemerleri bağlama zamanı

Kemerleri bağlama zamanı

Tunus’tan yaptığı izahlarla bizzat Ülkemiz’de değilken iktidar cephesi ve propaganda yetkilileri aracılığıyla geliştirilen söylemin konsolide edileceği anlaşılıyordu. Birinci kısa mesaj rastgele bir biçimde geçtiğimiz hafta duyuru edilmiş çerçeveden ve programdan geriye hamle atılmayacağıydı. İkincisi surat binlerce insanı günler ve gecelerce ülkenin çeşitli illerinde harekete geçiren, gaz-su-cop şiddetine alan okutan dürtünün hakikat boyutlarının onay edilmeyeceğiydi.
İktidar partisi ve devlet neticede bu vakaları tipik Ülkemiz devleti refleksleri ve mantığı içerisinde değerlendirmeye hüküm verdi. “İyi niyetli ağaçsever çocuklara” söylenecek rastgele bir laf elbette ki yoktu. Onlar da esasen nihayetinde gerçeği göreceklerdi. Cumhuriyet tarihinin en bir sürü ağaç dikmiş hükümetini amaç almanın yanlışlığını anlayacaklardı. Okumaya devam et “Kemerleri bağlama zamanı”

ABD ve Ortadoğu-eskizler

ABD ve Ortadoğu-eskizler

ESKİ bakış açılarına sığmayan bazı gelişmeler görünüyor ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI harici siyasetinde. Başkan Obama’nın BIRLEŞMIŞ MILLETLER Evrensel Kurulu’nda ifade ettiği yepyeni yaklaşımı ve öncelikleri, güvenlik danışmanları aracılığıyla yepyeni politika çerçevesi haline kazançlıyor. Bunun ne çeşit neticeler verebileceği ile ilgili Amerikan harici siyasetiyle ilgilenenler aralarında da kıyasıya bir polemik başladı.
Başkanın milli güvenlik danışmanı Susan Rice, New York Times Gazetesi’ne verdiği mülakatta bundan bunun gibi Ortadoğu’nun harici politikalarında eskisine yönelik daha az koltuk işgal edeceği ya da bu bölgeye daha az enerji harcayacakları iletinini verdi.
Körfez bölgesindeyse ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin alakası de varlığı da aynı ritimde devam edecek. Asya’da Çin’i çevreleme siyaseti da bunu gerektiriyor. Bu alanda Amerikan çıkarlarını Obama 4 maddeyle tanımlamıştı: ABD BIRLEŞIK Okumaya devam et “ABD ve Ortadoğu-eskizler”

Üçüncü İntifada’ya gerçek mu

Üçüncü İntifada’ya gerçek mu

Irak savaşının öbür iki kazananı Irak Kürtleri ve Ülkemiz, süre içerisinde daha önceleri tasavvur dahi edilemeyecek ölçüde yakınlaştılar. Yakın vakte kadarki harici siyaseti bir Kürt devletine hiçbir süre müsaade vermemek olarak şekillenen Ankara, gittikçe yeryüzünde müstakil Kürt devletinin ebesi diye anılmaya başlandı. İran bu şekilde bir gelişmeye hiçbir süre müsaade vermeyeceğini deklare etti. Arap devletleri esasen “Arap toprağı”diye gördükleri bir yerde Kürt devleti kurulmasına ateş gibi bakmazlar.
Bu yepyeni vaziyet 4 kazanandan üçünün, başka bir deyişle Ülkemiz, Kürdistan Yerel Idaresi ve İsrail’in birbirlerine yakınlaşmalarının ve stratejik bir işbirliği içerisine girmelerinin önünü açtı. KBY’den Ülkemiz’ye sevk edilen, Ceyhan’dan bir tankere yüklenen yakıt önce Cebelitarık’tan dönmek zorunda bırakıldı. Yükünü Akdeniz’de diğer bir tankere aktardı. Yepyeni tanker İsrail’in Aşkelon Limanı’na gittikçe yükünü boşalttı. Okumaya devam et “Üçüncü İntifada’ya gerçek mu”