Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek

Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek

ÜLKEMİZ bir garip, hem bir kadın-erkek evlenmemiş insanın burnundan fitil fitil kazançlıyor, onlara eksik insan, noksan yaratık, üstelik ahlaki yönden şaibeli bir varlık muamelesi yapılıyor, hem bir de “Hmmm, evleniyorsun demek. Bak sen! Para bir sürü herhalde!” denilerek her türden soyguna müstahak onay ediliyor. bu sırada bir okurum canhıraş başkaldırı ediyor: “Zaten iki kuruşu kolay değil denkleştiriyoruz, üst kısmına bir de belediyelere haraç benzeri nikâh bedeli ödüyoruz.”
Sahiden muhafazakâr bir toplumuz, iktidarda muhafazakâr demokrat bir parti var, Batılılaşma ve getirdiği hayat tarzından şikâyetçi kani sahiplerimiz gece gündüz gençleri kerih görülen yöntemlere sapmamalarını ve mütevazı şartlarla da olsa evlenmeleri gerektiği yolunda uyarıyor şayet belediyelerimiz benzer fikirde değiller büyük ihtimalle. Çünkü nikah bedelleri birçok de teşvik edici değil. Okumaya devam et “Nikâh kıyarken anasının nikâhını istemek”

Sağcılık başa bela

Sağcılık başa bela

“AYDINLANMA değil merhamet” demişti Alev Alatlı. Bir kitap ismi olmakla kalmayacak civarı kocaman, vecize tahtında bir anlam. Aydınlanmanın aklı, merhameti almadı sahi. Onun insanı amaçlı acıma bir lükstü. O birey bir takım zaman kurttu, benzerini yerdi; bir takım zaman balıktı, küçüğünü yutardı. Darwinizm’in “sosyal” sürümü, birey ilişkilerini arbede temeli üzerinden okudu, zayıflar elenir, kuvvetli, sıhhatli yahut zengin meydana gelen yaşamda kalırdı.
Bu göz, güçlülerin savaşlarda heba meydana geldiğini, pekâlâ asıl ayakta kalanın en pejmürdeler, en zayıflar ve birçok elbette korkup önlem sahalar arasından çıktığını uzunca bir zaman ıskalismi, farklı konu. Bu göz tabiattaki en vahşi varlıkların bile birbirleriyle galebe çalmaktan diğer bir ilişki kurduklarını, birbirlerine “küstüklerini”, birbirlerini “sevdiklerini” es geçti, yeniden farklı konu.
Bu göz, doğada ve insanda rastgele bir acıma emaresi görmüyordu kısacası, konumuz bu. Nitekim Batı tandanslı sol ve Okumaya devam et “Sağcılık başa bela”

Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37

Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37

BAYKAL’lı ya da Baykal’sız, AK Parti’nin karşısında gücünü tahkim etmiş bir CUMHURIYET HALK PARTISI isteniyor, emel AK Parti’nin zaafa uğratılması. Tersen çaktılar ve strateji tuttu, CUMHURIYET HALK PARTISI kuvvet topluyor.
Mevcut görüntülerden bununla birlikte şu imaj çıktı: Bu ülkede ek olarak “özel hayat” dair dahi bir uzlaşma yok! Şimdiye civarı “laiklik” ve “muhafazakârlık”çatışması, ya “teorik” seviyede kaldı, ya da “kapı önünde ayakkabı çıkarmak”ve “cumhuriyet baloları” benzeri naif kontrastlar, zıtlıklar üzerinden gitti. Zurnanın zırt dediği yere esasında, hemen gelindi.
Kimi diyor ki, “Bunun neresi özel hayat? Özel hayat, belediyenin kıydığı nikâhla eşin meydana gelen kişiler aralarında geçenlerdir. Burada olanlar ahlakça yanlıştır ve hata birşeyler özel yaşama ilişkili olarak korunmadan nasibini alamaz”. Bu görüşte olanlar sık “din” ve “toplumun ahlak anlayışı”na vurgu yapıyorlar. Türkiye’de bu görüşte Okumaya devam et “Bugün tercih olsa CUMHURIYET HALK PARTISI % 37”

Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu

Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu

“Evet”çilerin haleti ruhiyesi Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” eserini anımsadıyor. “Hayır”cılar ise 12 Eylül’de konulacak sandıklara “Pandora’nın Kutusu” muamelesi yapmakta. Her iki tarafta da 12 Eylül ile beraber bir eşik aşılacak ve tekrar hiçbir birşey benzer olmayacak hissi hâkim.
Neye evet diyoruz? Isimli bir etkinlikte “evet”in manası şu muhteşem yorumla anlam edilmişti: Evet demek, statükonun kibrine cevap, kitlelerin tevazuunun yakınında olmak demektir.
Evet diyecek olanlarımız 13 Eylül sabahı bayram olacak diye değil, militarizmin prangaları gevşeyeceği amaçlı “evet” diyor. “Hayır”cılar bunu inkâr etmiyor, onların problemi “gevşeyen” kısma neyin yerleşeceği konusunda. “Hayır”cılarda, “Askeri vesayetin neye benzediğini az bir sürü biliyoruz, halbuki sivil vesayet ihtimalinde neler olabileceğini hiç bilmiyoruz” hissi hâkim. Malum işkenceyi, muhayyel zorluğa seçme eğilimi. Son derece “muhafazakâr” bir tutum. Okumaya devam et “Evet’in arzusu, ‘Hayır’ın kâbusu”

Wikileaks’ten ardından hayat var mı

Wikileaks’ten ardından hayat var mı

JULIAN Assange, TED’in Chris Anderson’u ile yaptığı söyleşide ne sebeple hükümet sırlarını yayınlamak benzeri işlere heyecan sardığını izah ederken şu cümleyi kullanıyordu: “Becerikli, iyi ve yüce gönüllü adamlar kurban yaratmazlar. Kurbanların yaralarını iyileştirirler. Kurbanları iyileştirmenin birden çok karayolu var. Bir karayolu da hata faillerine karşın polislik yapmak.”
Amerikalı askerlerin sivillere ateş açtığını görüntüleyen sızıntıları yayınlamak, bir suçun ifşası durumundan sorumluları denetleyicidir, gerçek. Ya Da Kroll Raporu sızıntısı, Kenya’daki tercih neticelerini etkileyerek bir ülkenin vatandaşının gerçekleri bilerek oy vermesini sağlayabilir. Ancak her sızıntı, gidip sorumlusunu denetleyecek diye bir birşey yok. Son olayda görüldüğü benzeri, “ses getiren” sızıntılar, iddianın failini değil, onu konuşmuş olanı tehlikeye attı. Birden Çok zaman öncesinde Almanya’da bir parti ofisi sorumlusu, görevinden alındı. Ülkemizde de XXX’in kim/kimler meydana geldiği araştırılıyor. Okumaya devam et “Wikileaks’ten ardından hayat var mı”

Mantar panodaki ramazan

Mantar panodaki ramazan

DİN, basından öğrenilecek bir şey değil. Fakat basının dinle “iletişim” kurması ve dinin de her şeye meydana geldiği benzeri basına da sirayet etmesi, kaçınılmaz. Bu hal, “merkez medya” amaçlı arızi, örnek ramazan ayı benzeri özel vaziyetlere müteallik olsa da, mütedeyyin okura ve izleyiciye sahip meydana iştirak eden dergi ve televizyonların “din” ile mesaisi 365 zaman sürer. Okur, evine giren mevkute/yayın ile bizzat içinde özdeşliğin mükemmel olmasını arzu eder zira. Yayınların değerlerine konusunda bir birşeyler söylemesini istek eder. Istek ederken bir takım zaman dayatır, bir takım zaman da denetler. Buna Bağlı Olarak mütedeyyin alıcısı, seküler alıcısından pek meydana iştirak eden basının sahip meydana geldiği mecrayı gerçek ve etkin bir biçimde kullanma arzusu her an fazla sorumluluk duygusuyla çerçevelenir. Okumaya devam et “Mantar panodaki ramazan”

Potansiyel caniler amaçlı el kitabı

Potansiyel caniler amaçlı el kitabı

Türkiye’nin en “Kalvinist” şehri, muhafazakârlıkla kapitalizmin eşsiz uyumunu tecessüm ettirmesiyle populer Kayseri, Batıda Yaşayan muadillere parmak ısırtan bir psikopatla gündemde. Katil zanlısı Veli Gülışık bayram şekeri toplamak amaçlı iştirak eden üç çocuğu ne türlü öldürdüğünü anlatırken dehşet veren bir detayı da ekliyor: “Gömdüğüm yere gidip başlarında Yasin okudum.” Dini motiflerle iç içe geçtiğimiz psikopatlık düzeyiyle, David Fincher’in “Seven” filmindeki John Doe ile yarışıyor. Özel bir ekip kurarak kaybolan üç çocuğun katil zanlısını yakalayan Güven Müdürü Ercan Taştekin ise CSI Miami’nin Horatio Cain’inden oyun çalarken gözlemleniyor.
Eskiden, cinayetlerin failleri, çoğunluk aile ya da iş etrafından çıkardı. Can Veren adam ise iş ortaklarına, alacaklıya ve borçluya bakılır, kan davası olasılığı gözden geçirilirdi. Bayan ise, katil genellikle kocası, ayrılmış kocası, sevgilisi, babası ya da adam kardeşi olurdu. Çoğalış bu şekilde değil, örnek Aydın’da öldürülen Gamze Gürgen’in katil zanlısı Kenan Altun, aileden değil, yoldan geçtiğimiz biri. Okumaya devam et “Potansiyel caniler amaçlı el kitabı”

Ciddi kritik güldüren komedi

Ciddi kritik güldüren komedi

İLK duyduğumda inanmamıştım. Ferdi acılar profesyonel bir senaristin elinde “komedi”ye dönüşebilirdi şayet “Kürt meselesi” benzeri hâlâ sürmekte meydana gelen güncel ve yaşamsal bir trajediden “komedi” çıkar mıydı. Çıksa dahi, bunun seyirci aracılığıyla gerçek bir şekilde algılanabilmesi amaçlı dolayların” üzerinden birden çok on yıl filan geçmesi, acıların küllenmesi gerekmez miydi?
Gerekmezmiş…
“Yangın Var” filminin yapımcısı ve senaryoda Murat Batgi’ye eşlik eden Koray Çalışkan’ın davetini aldığımda, bu civarı leziz bir iş izleyeceğimi ihtimal etmemiştim. 2010 senesinde medyaya yansımış hakikat bir olaydan, Diyarbakır’ın Trabzon’un Çayırbağı Beldesi’ne ödül ettiği bir itfaiye kamyonunun hikâyesinden esinlenen film, politik endişelerden şehit ailelerine, Kürt politik hareketinin motivasyonundan popüler kültürün fenomenlerine civarı pekçok Okumaya devam et “Ciddi kritik güldüren komedi”

‘Dön’ daveti

‘Dön’ daveti

TT Arena’da yapılmış olan Türkçe Olimpiyatları’nı, hemen hemen 60 bin birey işlek olarak takip edildi. Dünyanın 4 bir yanına yayılmış Türk okulları amaçlı verilen emeğin, parasal içsel yatırımın ziyan olmadığını gösteren bir gece söz konusuydu. Başbakan mahaline geçerken sahnedeki çocuklar “İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız”parçasını söylüyordu. Tevafık mı tesadüf mü dizayn mı bilinmez, şayet “sulh” olmaya ilişkili olarak bir niyetin göstergesi gibiydi bu “denk düşme”hali. Ardından bilindiği benzeri, Başbakan Erdoğan’ın gurbet-gariplikhasret ekseni çevresinde gelişen konuşması geldi. Başbakan, Fethullah Gülen’e açık bir “Dön” daveti inşa etti. Hisler tavan yapıp Başbakan alkışlanırken ben de heyecanlandım şayet “Şimdi ne olacak?”diye kaygı ettiğimi de saklayacak değilim. Zira Hakan Okumaya devam et “‘Dön’ daveti”

Diyarbakır buluşmasının anlamı


Diyarbakır buluşmasının anlamı

HAFTANIN en mühim konusu Başbakan’ın, Barzani’yle beraber yaptığı Diyarbakır ziyaretiydi. Ülkesinden kovulan, bir ara TERÖR’dan da veto yiyen Şivan Perver’in 37 sene ardından döndüğü topraklarında türkü söylemesi ise buluşmanın sembolik mahiyetini perdahlar vaziyetteydi.
Erdoğan’ın Kuzeyindeki Irak’taki Kürdistan Yerel Idaresi için hiç uzatmadan “Kürdistan” demesi bir tabuyu yıktığı benzeri, devletin Kürtlerle alakalı algısının değişimini özetliysilahlı güç. Erdoğan hem bir sulhta ısrarcı olduklarını vurgulamış oluyor, hem bir de 4 ayda 4 kere tehdit savuran Cemil Bayık etmeninin, militanların sınırdışına çekilmediğinin anlaşılmasının, KCK davası tutuklularının ve karakol inşaatlarının örselediği çözüme giden yol ateşini yine alevlendirmiş oluyor. Bunu, Rojava’da yakalanan baht mevzusuna çokça gönül indiren Kandil’li Okumaya devam et “Diyarbakır buluşmasının anlamı”