LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER

LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER

Lezbiyen birliktelikleri ile alakalı yapılmış meydana gelen araştırmaları okuyunca tüm problemlerin temelinde neyin meydana geldiği da meydana çıkıyor.
Bu konuda yapılmış olan tüm araştırmalar, bu birlikteliklerin tüm partner hayat türleri aralarında en az sorun taşıyan birliktelik türü meydana geldiğini gösteriyor.
Burada gizem kadında. Heteroseksüel evlilikte de, lezbiyen birliktelikte de kadın tartışmayı sorunu çözmek amaçlı açıyor. Kavgasında sarf ettiği sözleri, mimikleri ve fikir sistemini de bir an öncesinde uzlaşmaya ulaşmak amaçlı kullanılıyor.
Her çeşitli birliktelikte tartışmaları ve sorunları başlatıcı bayanlar, şayet buradan yola çıkarak “Tüm problemlerin temeline bayanlar var” diyemeyiz. Tam tersine, bayanlar var meydana gelen problemin çözümü amaçlı çalışıyorlar, tartışmalarını da çözüm amaçlı kullanıyorlar. Elbette ki bu konuyla alakalı da istisnalar var, şayet istisnalar kaidesi bozmuyor. Okumaya devam et “LEZBİYEN BİRLİKTELİKLER”

BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM

BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM

Bunun da son derece biyolojik sebepleri vardır. Tarihi açıdan aldatma, bayanlar tarafından hep lojistik zorluklar içermiştir. Geçmiş Zamanda bayanlar ücra yerlerdeki çiftliklerde çocuklarla kaldıklarından, adam ise işe gidiyorum diye vaktini dışarıda geçirdiğinden, adam ve bayanın genlerine aldatma fikri çeşitli şekilde yerleşmiştir. Evrim sonucu olarak bayanlar aldatmamayı bir çeşit zorunluluk olarak görmeye başlarken, erkekler aksine aldatmayı zorunluluk olarak görmeye başlamışlardır. Günümüzün kültürel ortamında aldatan erkekler, seksüel açıdan aktif; aldatan kadınsa sürtük olarak algılandığından meydana gelen gen yapılarının üzerine bir de kültürel/ahlaki endişeler gelmiş ve bayanın aldatması 2. tasarıya itilmiştir. Elbette iş yaşamı Okumaya devam et “BİRAZ TOPLUMSAL DARWİNİZM”

Fransa’daki kanunun psikanalizi

Fransa’daki kanunun psikanalizi

Fransa’daki vakası anlamaya çalışırken yeniden bir insaniyet trajedisiyle karşın karşıya olduğumuzu gördüm.
Bu trajedi, Türkiye’yle, Türklerle alakalı değil aksine kabul edilen tasarıyı verici bayan parlamenterle alakalı. Onun Cezayir doğum yapmış bir muhacir meydana geldiğini okuyunca anında hemen gözümün önünde bütün yaşamı canlandı.
Onun içerisinde bulunduğu çelişkileri, nefretlerini anında anlayıverdim. Onu anladığım amaçlı de o kadar acube bir kanunun olabilmesini de hoşgörüyorum.
Ben o kadına bakarken hep V.S.Naipaul’u hatırladım.
Hilmi Yavuz’un yazılarıyla, gösterişli kampanyasıyla ülkemize gelmekten son anda vazgeçen Naipaul’u hatırlarsınız. İngiliz edebiyatının ustalarından biri olarak adlandırılan Naipaul da bir göçmendi. Naipaul yaşamı süresince özünden nefret etti. Okumaya devam et “Fransa’daki kanunun psikanalizi”

Kendimizi kusurlarımızla sevmek

Kendimizi kusurlarımızla sevmek

POPÜLER kültürün her kapsamında oyun yeni sezon modelleri olarak, mükemmel vücutlara sahip, ölçüleri anında hemen muhteşem meydana gelen, giydiği her şeyi yakıştıran ve harika de davranan vatandaşlar lanse ediliyor.
Bu ideolojinin etrafında benzersiz paralarla dönen bir rejim endüstrisi, bir estetik cerrahi sektörü var.
Ben bugüne civarı diyetle zayıflamış insan tanımadım. Anında tümü belli bir süre zayıfladıktan hemen ardından yeniden eskiyen kilolarını veya daha fazlasını ediniyor. Rejim insanın yaşamında bir kısırdöngü; daimi zayıflık vaat eden rejim türü maalesef yok.
Diyetten daha bir sürü insanın dünya tarzı mühim ve belirleyicidir. Dünya tarzlarımızın beden şekillerimizi de oluşturduğunu görmeliyiz. Okumaya devam et “Kendimizi kusurlarımızla sevmek”

Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’

Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’

YAŞANAN vakaları anlayabilmek amaçlı öyle insanlarla konuştum ki ne adlarını vermem ne de konumlarını ima etmem olası. Tümü de gerçeğin bir kısmını anlatıyorlardı ve tümü de olaylara bizzat yorumlarını da katıyorlardı. Ama tümü de partner bir ismi söylediler: Leviathan. Leviathan, gözümüzün önünde yaşananların sandığımız, gördüğümüz biçimde olmayabileceğini, esasında alanda bir kocaman savaşı göze aldıracak civarı kocaman çıkarlar yer aldığını anlam eden bir kelimeydi.
Bunun ne meydana geldiğini anında izah edeceğim elbette ki, ama öncesinde bir hatırlatma yapmam gerekmektedir. Bir yerlerde birilerinin düğmeye bastıklarını anlam eden yazım Başbakan Erdoğan Rusya’ya gitmeden ve Suriye’de bombalı saldırı gerçekleşmeden bir gün öncesinde yayınlandı. Yazının yayınlanmasından bir gün hemen ardından yaşananlar bana, düğmeye bir Okumaya devam et “Suriye krizinin kod ismi ‘Leviathan’”

VIRGINIA’DA BİR BARDA

VIRGINIA’DA BİR BARDA

Uzun seneler öncesinde Virginia’da ClA’nın yakınındaki barda içerken içeriye hayli kapsamlı durumda meydana gelen kapıdan kolay değil sığan bir erkek girmişti ve hatta adamın pek ağırlığı da yoktu. Bara oturdu ve aylardır sıvı/akışkan hiçbir birşey içmemiş benzeri süratle ve kana kana biraları devirmeye başladı.
Barlarda çoğunlukla var meydana gelen manasız sohbetlerden başladı ve birisi ona “Sen hangi meslektensin asker” diye sasker. Bu son derece manasız bir soruydu gayet elbette, herhalde espri olsun diye sorulmuştu. Omuz mesafesi hemen hemen barın uzunluğu civarı meydana gelen bu erkek, “Ben üniversitede felsefe profesörüyüm” diye cevapladı.
Benim öbür önyargım da felsefe yapan kişilerin bununla birlikte şekilsiz ve bakımsız olmaları gerektiği yolundadır. Bir felsefe profesörünün en pek Kant’ın vücudu civarı şekilli olması gerekmektedir bana göre. Okumaya devam et “VIRGINIA’DA BİR BARDA”

Yemek kitapları

Yemek kitapları

YEMEYİ bir entelektüel çalışma olarak gören bir insansanız, yiyecek masaları sizin amaçlı iş masalarına dönüşmüşse, piyasada satılan yiyecek kitaplarını görünce üzülmemek elde değil. Yiyecek kitabı denilince nedense tariflerden meydana gelen birşeyler akla geliyor.
Yemek tariflerinin ne işe yaradığı da belli değil; zira kitabına uyarak yiyecek pişirmeye soyunanların tarife uyumlu netice yaratabilmeleri olası değil.
O süre yiyecek tarifi kitaplarının ne işe yaradığına bakmak gerekmektedir. Sanırım bu tarifler bizim hayaller kurmamıza destekçi oldu. Ne Türlü ki bayanların çoğunluğu trend dergilerini düş kurmak amaçlı karıştırırlarsa yiyecek tarifleri kitapları da yapmayacağımız, yemeyeceğimiz yemekleri düş etmemiz amaçlı gerekiyorlar sanırım. Okumaya devam et “Yemek kitapları”

Dünyanın hasta ülkesi: Türkiye

Dünyanın hasta ülkesi: Türkiye

Ekonomimiz sıkı, çoğunluk iktidardan hoşnut. Daha öncesinde el atılmamış sıkıntılara analiz eder aranıyor, pkk sorunu benzeri dev bir problemin çözümünde kocaman sokak alındı. Kuvvetli ekonomiye, kuvvetli iktidara ve kısmında önder olmaya namzet bir ülke Ülkemiz.
Olumlu lafları fazladan uzatabilirim, onların hepsinde gerçeklik hissesi var. Ama ben bunun için nazaran Ülkemiz’nin yakında hakikat bir rahatsızlık tehlikesiyle karşın karşıya meydana geldiğini düşünüyorum.
Modern zamanların en derin ve hakikat suali meydana gelen “Nasıl kişi olunur?” suali Ülkemiz’de sorulmuyor. Yaratıcı fikir, toplumun her seviyesinde öldürülüyor. Vasat hayatımızın meşalesi haline getirildi, sürü mantalitesiyle düşünen ve sürüden kopmayan her insana muteber gözüyle bakılıyor. Okumaya devam et “Dünyanın hasta ülkesi: Türkiye”

Ülkemiz’nin şok terapisi

Ülkemiz’nin şok terapisi

Yaşanmakta olanları düşündükçe içerisine düştüğüm duyguları yalnızca şok ve korku olarak nitelendirebilirim.
Bu duygularımı açıklayabilmek için kafamın içerisinde bulunan bulma motoruyla belleğimdeki kullanılmış kitaplar kütüphanesinde bir bulma yaptım.
Naomi Klein’ın “The Shock Doctrine: The Rise of Disaster Capitalism” isimli kitabı bulma motorumda belirdi.
Naomi Klein evrensel seviyede bir sürü tartışılan o kitabına Milton Friedman’dan bir alıntıyla başlıyordu: “Bir ülkede kriz şartları ya da yaklaşan bir kriz algısı yoksa hakikaten kökten yapısal yenilemeler yapılamaz” diyordu Chicago Okulu’nun kurucusu populer ekonomist. Okumaya devam et “Ülkemiz’nin şok terapisi”

Kimyasal saldırıyı kim yaptı

Kimyasal saldırıyı kim yaptı

Ülkemiz’de yıllardır meydana gelen bir sürü mühim problemlerin temelinde hiçbir seviyede fikri takip olmaması yatmaktadır.
Bu yüzden politikacı zamanında ne demiş, sonra ne yapmış kimse pek sorgulamaz. Vaat edilen sözler tutulmuş mu yoksa boş mu verilmiş bu da takip edilmez. Benzer biçimde gazetede bir sürü mühim bir manşet çıkar, adeta her birşey o zaman olup sona ermiştir de sonrası zaman kimse devamını getirmeyi düşünmez.
Sarf edilen sözlerin ardından ne olduğunun takip edilmemesi, Ülkemiz’de mühim bir kalite düşüklüğüne sokak açmıştır. Bu vaziyet dünya kalitemizi düşürmüş, ekonomideki gelişmelere nazaran bizi toplumsal ve kültürel açıdan azgelişmiş seviyede tutmuştur. Vasatizm bu basit üst kısmına patlama yapmıştır.
Vasat olmakta ısrar eden evrensel düzey ile ilgili bir birşey yapacak ne niyetim ne de gücüm var, ama en azından bizzat Okumaya devam et “Kimyasal saldırıyı kim yaptı”