Nefret, ideoloji hâlini alıyor

Nefret, ideoloji hâlini alıyor

MARİO Levi ile hiç karşılaşmadım, tanışmadım; yalnızca bir romanını, “İstanbul Bir Masaldı”yı okudum ve pekçok sayfasında çocukluğumun İstanbul’unu hissettim.
Birileri, Gazze’de meydana gelen faciaların sonrasında başlatılan “İsrail mallarını boykot”kampanyasına Mario Levi’nin adını de koymuş, başka bir deyişle bu toprakların çocuğu durumda olan Levi’yi akılları sıra İsrailli yapmışlar ve “Okumayın, aforoz edin!”diyorlar.
İsrail’in siyasetiyle uğraş ile İsrailliler’e karşın uğraş çeşitli işlerdir. İlkinde muhatabınız karşın çıktığınız siyaseti tespit edilip uygulayan bir devlettir, diğerinde ise karşınıza o devletin insanını alıyorsunuz demektir ve mevzuyu o devletin Okumaya devam et “Nefret, ideoloji hâlini alıyor”

ÇİN, ÇOKTAN PİŞMAN OLDU

ÇİN, ÇOKTAN PİŞMAN OLDU

Yeniçeri’nin bundan yedi ay öncesinde verdiği yasa önerisinin âkıbetini bilmiyorum; fakat sebep Özcan Yeniçeri’nin, gerekse de Akıllı Ayzaman’ün önerileri bir takım gazetelerde ve bilgi sitelerinde öne sürüldüğü benzeri öyle “TC’den tuğraya dönüş”, “Osmanlı hayranlığı”yahut düpedüz “irtica” falan değil, aşırılıkların kültür dünyamızda bir zamanlar yol açtığı tahribatın tedavisidir. Üstelik, bizdeki tahribatın beteri Mao’nun Çin’de başlattığı “Kültür Devrimi” esnasında da yaşanmıştır ve Çin o günlerde yakılıp yıkılmış yapıtları ayağa kaldırabilmek amaçlı senelerdir çalışmakta, memleket dışına çıkartılmış mobil kültür varlıklarını da geriye alabilmenin mücadelesini vermektedir. Ve, bir hatırlatma: Akıllı Ayzaman’ün hazırladığı yasa Okumaya devam et “ÇİN, ÇOKTAN PİŞMAN OLDU”

Atatürk’ün soykütüğünün eksiklerini iş süresini tamamlamış yani emekli bir inanç adamı bulup yayınladı


Atatürk’ün soykütüğünün eksiklerini iş süresini tamamlamış yani emekli bir inanç adamı bulup yayınladı

İnkılâp Tarihi Enstitülerinin, tarihçilerin ve askerî tarih uzmanlarının şimdiye civarı yapamadıkları işi iş süresini tamamlamış yani emekli bir Diyanet görevlisi inşa etti ve Atatürk’ün ailesi dair arşivlerde yer alan meçhul belgeleri ortaya çıkardı.
Mehmet Ali Öz isminde iş süresini tamamlamış yani emekli bir inanç adamı, Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi ile annesi Zübeyde Hanım hakkındaki noksan verileri istemeyince ve tamamıyla belgelere dayanan bir iş inşa etti. Öz, baskısı tamamlanan ve bir sonraki günlerde dağıtımı ifade edilecek meydana gelen “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Soy Kütüğü (Osmanlı Arşivi Vesikalarına Göre)” adlı kitabında arşiv evrakına dayanarak Atatürk’ün nesiller öncesine uzanan soykütüğünü veriyor ve Zübeyde Hanım ile üç çocuğuna Ali Rıza Efendi’nin vefatının sonrasında bağlanan aylıkların dokümanlarını yayınlıyor.
TELEVIZYON’de yaptığım programlarda ele aldığımız konuları bu sayfaya taşımak âdetim değildir ama bu kuralımı bu sabah ilk Okumaya devam et “Atatürk’ün soykütüğünün eksiklerini iş süresini tamamlamış yani emekli bir inanç adamı bulup yayınladı”

İSLAM DİNARI’NIN MUCİDİ

İSLAM DİNARI’NIN MUCİDİ

Bir ara Türkiye’nin siyasî gündemine de iştirak eden “İslâm Dinarı”kavramının mucidi de, Ian Dallas idi! Biz, İskoçya’nın özgürlük mücadelesini esasında tarih kitaplarından falan değil, Mel Gibson’ın 1995’te çevirdiği “Cesur Yürek” filminden tanıyıp öğrendik. Ama İslâm dünyasına hitaben verilen en katı cihad derslerinden birinin yeniden bir İskoçyalı, başka bir deyişle Ian Dallas aracılığıyla hazırlandığından tespit edecek bir kesimin dışarısında birçok haberdar olamadık. Bu sayfada, son olarak 84 yaşında meydana iştirak eden ve Güney Afrika’da kurduğu tekkesinin şeyhliğine süre gelen Ian Dallas’ın, yahut kırk küsur yıllık 2. adı ile Abdülkadir es-Sufi’nin cihad derslerinden bir takım bölümleri okuyabilirsiniz…
SUFİ hareketler ile ilgili profesyonel meydana iştirak eden Avrupalılar’ın bilip tanıdıkları ve bundan yıllar öncesinde Paris’te yalnızca yakın etrafının devam ettiği bir de minik dergah açmış meydana iştirak eden bir arkadaşım anlatmıştı: Ian Dallas, 1980’lerin nihayetinde Paris’teki bu minyatür tekkeyi ziyarete gelmiş ve önce sözü “Silâhlar, bombalar nerede?” olmuş… Okumaya devam et “İSLAM DİNARI’NIN MUCİDİ”

95 yıllık gecikmeyi Cemil Çiçek telâfi etti

95 yıllık gecikmeyi Cemil Çiçek telâfi etti

TÜRKİYE’de tâââ 1920’lerden, Cumhuriyet’in ilânının öncesinden buyana tartışılan, lehinde yahut aleyhinde çeşitli açıklar yapılmış olan ve çoğalış ideolojik hâle gelmiş bir konu vardır: İstiklâl Mahkemeleri…
1920 Eylül’ünde ordu kaçakları, bozguncular, başkaldırı teşvikçileri, düşmanla işbirliği yapanlar vesâireler amaçlı kurulan bu mahkemelerin vazife sahaları daha daha sonra genişledi, bir tür “ihtilâl mahkemesi”ne döndüler, siyasî dâvâlara da baktılar ve bilhassa 20’li yıllarda halkın korkulu ruyası oldular. Okumaya devam et “95 yıllık gecikmeyi Cemil Çiçek telâfi etti”

CENK VE AŞK ŞİİRLERİ

CENK VE AŞK ŞİİRLERİ

Bu sayfada, bundan yıllar öncesinde Cezayir’de bulunduğum sırada oranın Millî Kütüphanesi’nde bulduğum ve resimlerini çektiğim bir “levend defteri”nde sözlü olmayan meydana gelen şiirlerden bazıları yeralıyor. Şiirleri okurken levendlerin Kasba’nın burçlarındaki yahut rıhtımındaki cenkleri esnasında yaşadıkları heyecanları ya da Akdeniz’in köpüklü dalgalarını yararak ilerleyen bir kalyonun küpeştesine dayanarak hasret şiirleri yazdıkları andaki romantik hislerini hissedebilirsiniz.
Cezayir’deki levendlerin unutulmuş defterlerindeki aşk ve hasret şiirleri
CEZAYİR’de bundan 23 yil öncesinde, 1991’in nihayetinde yapılmış olan evrensel seçimleri az ismi “FIS” meydana gelen İslâmî Selâmet Cephesi kazanmış, anında ardından da darbe gelmişti! Okumaya devam et “CENK VE AŞK ŞİİRLERİ”

Bob Dylan

Bob Dylan

Türk Edebiyatı’nda ve Türk Musikisi’nde birbiri ile irtibatlı ve 19. asrın başına civarı şuanki meydana gelen ama sonraları ortadan kalkmış benzeri gözüken bir şekil, bir üslup vardı: Âşık Edebiyatı ve Âşık Musikisi…
Bu formların enbaşta gelen özelliği birarada bulunmaları, başka bir deyişle edebiyat ile musikinin birbirinden ayrılmaması, şairlerin kesinlikle müzisyen olmaları ve yazdıkları şiirleri musiki ile terennüm etmeleri idi. Çoğunlukla “çöğür” tecrübe et ama çoğalış şuanki olmayan telli bir saz çalar, şiirlerini bu sazın refakatinde okurlardı.
Kuloğlu, Armudlu, Kâtibî, Gedâ Muslu, Oğuz Ali, Öksüz Dede benzeri devirlerinde tanınmış meydana gelen ve eserlerinden bazıları bu sabah eskiyen elyazmalarında geçtiğimiz bu sanatçıların üslûbu, milletçe edebiyatımızın Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Padişah Abdal vesaire benzeri tanınmış şairlerinin mısralarından çeşitli idi. Konularını aşktan tabiata, gündelik olağan olaylardan siyasî hadiselere civarı anında herşey teşkil eder; manzum başka bir deyişle şiir halinde destanlar da yazarlar ve bazıları köylerde değil, illerde yaşardı.
“Âşık” tecrübe et bu sanatçılar çaldıkları sazdan ötürü “çöğür şairi”yahut “saz şairi”diye de bilinirdi ama bu adlar daha hemen ardından dar bir çerçeveye sıkıştırıldı ve hepsine ansızın “ozan” denir oldu… Okumaya devam et “Bob Dylan”

Mecburî naklin ayrıntıları


Mecburî naklin ayrıntıları

Türbe ile ilgili birçok meçhul konuları ve nihai nakli gereken kılan nedenleri maddeler şeklinde sıralayayım:
Türbede yatan Süleyman Şah’ın kim meydana geldiği ile ilgili esasında kesinlikle bir haber yoktur ve ortada 2 görüş mevcuttur: Süleyman Şah ya Ülkemiz Selçukluları’nın kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Bey’dir, yahut Osman Gazi’nin Süleyman adını taşıyan dedelerinden biridir. Osmanoğulları’nın kocaman dedesinin adının Süleyman meydana geldiği görüşünün kaynağı, Orhan Gazi’nin oğullarından meydana gelen ve Rumeli’yi fetheden bireyin Süleyman adını taşımasıdır. Osmanlı çağında “Çocuğa Okumaya devam et “Mecburî naklin ayrıntıları”

Biz seçimlerle ilk kez 1833’te tanıştık ve 43 yıl süresince yalnızca muhtar seçtik

Biz seçimlerle ilk kez 1833’te tanıştık ve 43 yıl süresince yalnızca muhtar seçtik

Arşivlerimizde tercih tarihimiz ile ilgili yer alan en eskiyen kayıt 1833’te Kastamonu’nun Taşköprü kazasında inşa edilmiş olan muhtarlık seçimleri ile alakalıdır, en eskiyen belge de Bolu’da yeniden 1830’lardaki bir muhtar seçimine aittir.
“Seçim” kavramıyla 1876’da ilân edilen Birinci Meşrutiyet ile tanıştığımız zannedilir ama işin aslı öyle değildir. Türkiye’de seçimlerin geçmişi 1830’lara, İkinci Mahmud’un zamanına civarı gider. Bu konuda arşivlerimizde yer alan en eskiyen haber, 1833’ün nihayetinde Kastamonu’nun Taşköprü kazasında inşa edilmiş olan muhtarlık seçimleri ile alakalıdır, en eskiyen kayıt da Bolu’da yeniden 1830’lardaki bir muhtar seçimi belgesidir.
1830’larda Bolu’da inşa edilmiş olan muhtarlık seçimi hakkındaki bu belge, seçimler
konusunda arşivlerimizdeki en eskiyen kayıttır.
SEÇİMLERE şunun şurasında 2 hafta kaldı. Liderler meydanlarda birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar ve kıyametler kopuyor…
Bizde “seçim” dendiğinde hatırlara 1876’da Birinci Meşrutiyet’in ilânının anında ardından inşa edilmiş olan Meclis-i Mebusan, başka bir deyişle o vaktin Halk Meclisi seçimleri gelir ama Türkiye’de o tarihten 43 yıl öncesinde, İkinci Mahmud’un hükümdarlığı vaktiyle inşa edilmiş yabancı seçimler vardır.

HATIRALAR AÇIKÇA ANLATIR

HATIRALAR AÇIKÇA ANLATIR

Bir örnek: 1904’ten bu yana 5 yil süresince Balkanlar’daki ayrılıkçı hareketlerle uğraş eden sonraki yılların tanınmış “Enver Paşa”sı Yüzbaşı Enver Beyefendi, otobiyografisinde çete harbini anlatırken bakın, neler yazıyor:
“…Bütün bu cidâl (savaş), kendini bilenleri düşündürüyordu. Her gün imha edilen çetelerin mahaline yenisi zuhur ediyordu (meydana çıkıyordu). Devlet bunların men’ine karşın icrâ-yı tesir edecek (tesir edecek) iktidarı gösteremiyordu. Avrupa’nın hükümetlerinin itimadını kaybetmiş olması, çoğalış Osmanlı Hükümeti’nin Rumeli bölümünün elden çıkacağı hissini vermeye başlamıştı….Anadolu’da Bulgar çetelerine müşabih (aynı) çeteler teşkîliyle halkı uyandırmayı, hiç olmazsa böylelikle Anadolu’yu Rumeli’nin uğraması mümkün meydana geldiği inkısamdan (bölünmeden) kurtarmayı düşünmüştük”.
Benzer başkaldırılar o yıllarda yalnızca Balkanlar’da değil, memleketin 4 bir yakınında, Yemen’de, Ortadoğu’da ve ek olarak pekçok yerde yaşanmıştı. Okumaya devam et “HATIRALAR AÇIKÇA ANLATIR”